Bilal CAN Şiirleri
Masum Adriyanna – Bilal CAN
20 Mart 2010 Yazan: Cevher
Adriyanna Kimse masum değildir Senden başka.
Bakma ellerime ben kelebekleri hapsetmiş bir çocuğum
Ellerimde kuşların kanı var, içimde ölüm haberleri
Seslendiğim gecelerde boğulduğum hayallerimde var
Üstelik kırdığım camlar, yaktığım onca sayfa
Masum değilim İtiraf ediyorum işte.
Kırdığım düşlerin en büyüğünü
Görmesin diye kimse
Küçük parçalara bölerek Yuttum.
Duymadın Adriyanna
Sesimi astığım duvarlarda
Bir caninin belirdiğini
Ve beni ölüm seslerinde
Şizoid bir çocuk yaptığını.
Görülecek savaşlarım var üstelik
Mahalle kavgalarında baş yarmalarım
Bu yüzden masum değilim işte anla beni
Kaç kelimeyi yerinden ettiğimiyse
Sorma hiç. Sadece anla.
Belki o zaman daha kolay olur
Ayrılığım temsili heyetine
Büyükçe bir neden koyarak
"O bir caniydi
Katletti bütün hayalleri
Bu yüzden başvurdum size" Demek.
Ellerime bakma Adriyanna
Yokluğunda kemirdiğim tırnaklarıma
Saçlarının izini öpüp kırdırıyorum dişlerimle
…
Ben Hayalperest ideaların cüretkar celladı
Alıp önüme kendi başına bedel ödeyen
Ardından astıran kendini
Ve bir daha öldüren Ve bir daha kırdıran
…
Caniyim işte görüyor musun?
Adriyanna Masumluğunu ver bana biraz
Yayılsın yüzüme Merhametin izleri.
Yayılsın çepeçevre Uzasın gecelerime.
Feda etmişim ne haber!
Sen gideli uğruna bütün metaneti
Seslerimi, kelimelerimi..
Gördün mü nasıl da inlediğimi
Bayrak yapıp as işte
Sürgün vatanların birine İsmimi isimsizlikle.
Hala varsa bir yerinde ben diyen ötreler
Mahreçlere vurarak ıslat dilinle
Anlayayım mim nasıl bir mihmandır
Göreyim cimin hüzzamını Elif in elif olduğunu..
Kalmamışsa da kurusun kenarında
İzbe sokakları anışında Harabe sözlerinde
Oturt yangınlarına Keşfe çıkan kuşların kanatlarıyla
Bulalım yıldızların nasılda Gözlerinde yuvalandığını.
Adriyanna ve sen Uç düşlerimde melekler gibi
Yuva yapsın huriler ellerine
Kudursun geceler Anlasın ki acı Adın mutluluktur.
Taş attım kırılan cam üzerim düştü D
eniz dalgalandı, zihnim bulandı
Adriyanna bu deniz neden saldırır bana
Neden martılar kapmaz ekmeğimi
Neden nedenler böyle boğar insanı
Adriyanna bu haller benim değildir
Kızma bana bu yüzden
Ellerime geceden kan değmiş
Ne yapabilirim Yokluğun kesiyor canımı
Parçalıyor yüreğimi Her damla kanda Canım damlıyor sayfalara
Adriyanna Kimse masum değildir
Senden başka Aşka en çok yakışan sensin Çünkü.
Mehmet ERCAN – Masum Adriyanna – Bilal CAN – indir | Alternatif
Mehmet ERCAN – Masum Adriyanna – Bilal CAN 2 - indir | Alternatif
Popularity: 4% [?]
Üveyka – Bilal CAN
20 Mart 2010 Yazan: Cevher
üveyka ah üveyka
yokluğunu anmayacağım bu sefer
hep varlığınla işleneceksin
zümrudi göklerde
üveyka
ah üveyka
yokluğunu saymayacağım zamanla
her gün senle olsun diye
bakıp bakıp duracağım denize
Üveyka
gözleriyle denizleri kudurtan
yokluğuyla yakıp savurtan
çöl güzelim,deniz mavim
hasretim herşeyim
adınla anacağım cenneti
adınla yaşayacağım cenneti
yokluğunda arafta kalmış gibiyim üveyka
gel ve tasvir et göster cennetimi
dokunup bağrıma temizle mahşerimi
gel üveyka gel
zamanıdır düşlerin inzarıyla gülmenin
üveyka
çöl güzelim ,deniz mavim
hasretim…
herşeyim..
Mehmet ERCAN – Üveyka – Bilal CAN – indir | Alternatif
Popularity: 1% [?]
Filistin Oluyorum Gözlerinde – Bilal CAN
19 Mart 2010 Yazan: Cevher
Bu gün ben başka bir savaş verdim aşka
Sessiz çığlığımı kim duyacak
Seyredecek figanımı,akıp durduracak
Dahi firakında kim söyleyecek şarkıları
Şiirleri kim tutuşturacak
Kimin için yazılacak onca ağıt
Bitmeyecek çığlıklarım
Filistin olacağım ben bu gün gözlerinde
Kan akıtacağım dipsiz yalnızlıklara
Bırakacağım yine gözyaşlarını
Elinle ineceğim kuyusuna Yusufların
Gözlerine değen gömleği olacağın Yakup’da
Açılacağım geceler boyu
Seyredeceğim bedenimi dervişler gibi
Gündüzleri sıralayacağım nağmaleri
Bitmeyecek çığlıklarım
Bitmeyecek ahım,figanım
Bitmeyecek…
İliklerini kaybeden düğmeler gibi
Sökülüp sedef dallarında çöllerin
Mecnun var diye Leyla bilinmez ki
Leyla yok diye ağlayacaktı mecnunlar
Yoklukla yazılacaktı her şiir
Yoklukla damıtılacaktı gül suyu
Yoklukla ağlayacaktı geceler,
Yoklukla ağlanacaktı her gece…
Şimdi kim bilir hangi boşlukta çiziyorsun gözlerini
Ellerini hangi uzatıyorsun bilmiyorum
Nereye baktığını da görmüyorum üsteli
Gözlerin benden öte diyarları seyrediyor
Gülümsemiyor parmak uçların eskisi gibi
Saçların tel tel savrulmuyor rüzgarlarda
Sen de bitmeyecek çığlıklardasın
Sen de çığlık çığlığasın
Sondan başa işliyor saatim işte
Son anındayım ‘’ bitti’’ sessinde göz yaşlarım
Çağlıyor çağlıyor seller boyunca
Hangi filistindir bu yüreğime bıraktığın
Hangi sapan taşıdır intifadanın
Çölleri sarsar..Ah yar! Bu çağlayış
Çölleri sarsar…Ahyar! Bu yıpranış
Sondan başa işliyor sessiz saatim
Günler merhaba ile başlamıyor artık
Her güne kelimeleri sıralamıyorm mesela
Denizi görmüyorum eskisi kadar
Karanlıklar mekanım oluyor
Sessiz sürgün yerleri dinginliğim
Kursağımda cam kırıkları hissediyorum
Bu gün ben başka bir Filistin oldum
Şehitler verdim kandan boğulmuş
Yenik düşmüş savaşlarda
Fethedemedim bu gün zamanı
Bu gün ben başka bir savaş oldum
Yenik düştüm siyahlığında gecenin
Yokluğun darmadağın etti sözlerimi
Korktum.Hem de yıllar var ki
Korkmadığım kadar
Bu gün ben Filistinli bir ananın
Gözyaşları oldum
Yenildim.Ah yar! Yenildim
Ezikliğiyle vuruldum
Yırtıldım bu gece
Şiirlerim sustu,kalemim tükendi
Bu gün ben yokluğunda
Filistinin duvarlarında
Yapışıp kaldım
Yenik düştüm..Ah yar!
Yenildim…
Saçlarında akıp kaybolmalıydım halbuki
Gözlerinden içmeliydim kevseri
Savaşmalıydım halbuki yırtarcasına bedenimi
Ama yenik düştüm işte..Ah yar!
Yenik düştüm…tutamadım göz yaşlarımı
Bu yüzden ben bu gece başka bir savaş verdim aşka
Ah yar! Yenildim yokluğuna
Kayboldum darmadağın,
Yıkık,bulanık,ezik
Metropoller yansıtmadı hüznümü
Mezarlıklar taşımadı bedenimi
Ağlasam çağlar boyu
Ağlasam çağlayanlar gibi
Acaba anlar mıydın beni..Ah yar!
Anlar mıydın…
Ah yar! Gitmeyi bilemedim
Bilemedim ayrılmayı gözlerinden
Bütün savaşlarım bu yüzdendi
Bu yüzdendi yangınlığım
Şimdi kendimi bir Filistinli
Çocuğun gözlerine bırakıyorum
İntikam alırcasına her şeyden
Saldırıyorum,kusuyorum hıncımı
Taşlar boyu
Ben Filistin oluyorum
Filistin gözlerinden uzakta
Mehmet ERCAN – Filistin Oluyorum Gözlerinde – Bilal CAN – indir | Alternatif
Popularity: 2% [?]
Biraz Lal Biraz Menekşe / Etti Yine Gözlerin Sağanak – Bilal CAN
12 Mart 2010 Yazan: Cevher
Biraz Lal Biraz Menekşe / Etti Yine Gözlerin Sağanak
Öyle susasım var ki konuşsam boşanacak rabıtalı ellerim
Halimden (anti)giyotinler yoracak canımı ruhum kalacak
Salınımlarında boşluğuna takılacağım korkunun
Mercan gözlerinin yosun renkli düşlerinde
Korkuya kefen sarıp gömeceğim kimsesiz bir mezara
Meğer ne çok sevmişim seni, sen salınırken hastane koridorlarında
Ben yüreğimi narkozladım acının cıngıllı seslerinden de kapadım gözlerimi
Yemin ettim, yemin buldum; kalemin, zeytinin hakkına, incir düştü avuçlarıma
Sen saçlarını salarken yastığına yas diye, ben savurdum karanlıkları odandan
Meğer ne çok sevmişim seni, geçtiğin hastane koridorunda yüreğime basıp
Acının merhemini dert diye büyütmüşüm yüreğimin derman halinde
Farzın boşluğunda arama beni kalmamıştır mestur gözlerimde bir ikindi
Hatim seferlerinde ellerine biriktirdiğim ayetlerin harfleri cezirdir şimdi
Sallandırma göğü mahur serçeler telaş içinde irkilir de düşerler hece hece
Kuş şairini tanır fakat bu anda yere düşen bin parçada sebepsizdir gece
Halini tanır kumrular, mestur gözlerinde aşina denizlerin sebebi
Gözetleme kulesinden yayılan ışıkları izlemeliyim şimdi gözlerinin minvalinde
Aydınlanan denizlerin sebebi kanat şıkırtılarına denk olan dalgalarda
Ve sözün erguvan renkli yapraklarında ebruya değen tahlilleriyle
Seni besleyeceğim her sözün bağrından cümleme dokunan ezgisiyle
Kırkindi biraz ve menekşe harf lazım bir de eliften ötreye
Dokunaklı bir söz söyle mesela; meğer ne çok sevmişim seni
Öyle susasım var ki sanki elestten sonra sözümü vermiş de susmuşum
İçimde harflerin yangını, bir aşktan ötresi kırılmış elifler gizli
Muamma olmuş aşkların esamesi, kime sarmalıyım şimdi
Susmalıyım artık kinayesiz ve cimsiz, dallandırmalıyım dalı
Ve göğün tüm seslerini, basmalıyım bağrıma acıdan ötesini.
Mehmet ERCAN – Biraz Lal Biraz Menekşe / Etti Yine Gözlerin Sağanak – Bilal CAN – indir | Alternatif
Popularity: 2% [?]
Kan Attım Şiire Uyanmadı Cümle – Bilal CAN
08 Mart 2010 Yazan: CevherKan Attım Şiire Uyanmadı Cümle
Kan attım şiire/uyanmadı cümle
Sana cümlesi sen olan sözlerle
Bir kar yarığı, düş fırtınası sesiyle
Çığlık atıyorum…
Bırak yansın/kül eserken saçın
Nöbet tuttum gözlerine, görür diye
Bıçak gibi keserken ayaz, topladım
Sabahın uykusuzluğuna kahır
Feshedilmiş zamana ikrar
Sancına düştü kördüğüm.
Siyahı boyadım rengine/gece oldu
Oysaki aydınlıktı düşlerim, açılırken
Sabaha kaldırdım sesini
Bilemedin, kaçarken sana gelişim
Büyük bir kurtuluşudur ölümün
Ölümünde insan/kaç yaş arttırabilir
Kaç mevsimi ziyan eder, aşka cemre
Düşse gözlerinden yaş
Bana kahır kalır
Bırak, gidiyorum işte
Sen kaçarken sesimde
Ben yazamam seni
Kesilirken zamanım/sakın gelme
Bir kan kurusu gülün sıcağını
Yüreğime narkoz diye
Damıtacağım/gülkurusu
Sağanak olacak korku
Etrafına serilen düş
Feryat olacak.
Sanki her kahrın canisiyim/
Ellerime düştüğünden beri
Yüreğimin gardiyanı, şiirin kafiyesi
Oldun mahpusluk ömrümde kırağı.
Çığ düşse de/tutma elimi
Eledim seni kahırla, sana aşk
Sana sevgi, sana yağmur biriktim
Kaçarken düşümde rüya
Sızımlığında can verdin elemin.
Şimdi kutsanmış sözün/bir diliminde
Aşk koydu dua içime
Gittiğin kadar yanığım/kaldığının matemi
İçimde feryat kaldı/gitme sesinde
Hayır, yok, bitti artık
Saklamıyorum seni/ saklamıyorum.
Aklanırken içimde/karalanıyorum.
Saklanırken bakma/kan attım şiire
Bulandı cümle, kahırken hasret
Ezeliyim gönlünde
Üç bıçak yarası
Biraz toprak
Çizdim resmini göğe
Gelme artık, kayboldum ben.
Bilal CAN
Yunus CENGİL – Kan Attım Şiire Uyanmadı Cümle – Bilal CAN – indir | Alternatif
Popularity: 3% [?]
Sana İçinde Hasret Olan Tümceler Adıyorum – Bilal CAN
26 Şubat 2010 Yazan: Cevher
Sana İçinde Hasret Olan Tümceler Adıyorum
Hasret;gözlerinden uzakta bir sevdaya sürgün olan ve kimsesizliğin çocuksu bitaraf lığında…içimi yakan ateşin mükemmel edası.Sen ve hasret.Özdeş iki arzın;biri yer diğeri gök olan gürlemelerin meşalesi.
Sana içinde hasret olan sözler adıyorum
-ki
yokluğunun fırtınasında bana kalan gözlerin olsun.Boş bir uğraş değil seni bekleyişlerimde kelimelere saldırışım.İçimdeki magmanın lavlarını nasıl döküyorsam kelimelere,bil ki hasretimi gergeflere işlemekle de nakkaş kesilmişim.Bil ki yokluk ardı arkası kesilmeyen bir bekleyişle anılmaktır.
-ki
bilirsin yokluğunun metafizik erguvanlarını.Kandan beslenen kırağıdır sukutumda lal-u efgan kesilen taraflarım.Dilim pejmürde harflerin kırılgan kelimeleriyle dolu.Sana sanki gel desem isyanın provasını yapmadan idam edileceğim dara ağınca.Sana sanki gel desem;bütün efsunu kaybolacak çocukluğumun unutkan anlarında..
Bu yüzden…
Bu yüzden sana gel dememi bekleme.Ardına kadar açılan kapımla bekleşiyorum üveyiğin kanat çırpınışlarıyla kelimelerime dolan sen’i.Ve bekleşiyorum kursağımdaki ekmeği eritmeden,sensiz yediğim günlerin büyüsüyle,bekletiyorum susuzluğumun dudaklarımı çatlatan serinliğiyle.
Sana içinde hasret olan sözler adıyorum.
-ki
belki nisyana tutulur da kaybedersin bütün olmaması gereken düşleri.Yıkarsın efsunuı kaybeden magmatik ifadeleri.ve silersin belki de sukutumun hayali inzibatlarını.Kır ve parçala kurşun asker tasvirlerimi.ben sana hasretim.gelişinin ütopyasını kuruyorum.Filozof yanlarım eskise de düşlerin gaddarlığından.Hayali gelişler yazıyorum sana içimin iltimas kabul etmeyen yanlarıyla.
ve kayırmıyorum taht sürgünüyle yerini.Sen yerinde duran ve uğruna savaşlar yaptığımsın.Kaybetmeyi yaşasam da geceyle çatışmada sen benim olmalısın yine,gözlerinden uzakta yaşasam da.
Sana içinde hasret olan tümceler adıyorum
-ki
gelmeden ölüm;sana son bir kere özleyişimin temsilcisi olsun.De ki hasretimle ölen bir adamdı o
Mehmet Ercan – Sana İçinde Hasret Olan Tümceler Adıyorum – Bilal Can – indir | Alternatif
Popularity: 2% [?]
Kaldırımları Islaktı Bu Şehrin O Gece – Bilal CAN
26 Şubat 2010 Yazan: Cevher
Kaldırımları Islaktı Bu Şehrin O Gece
Kaldırımlar ıslanıyor görmüyorsun
sessiz bir can gömülüyor suların rapsodisinegünleri kovalıyor
düşlerinde bilmiyorsuneleriyle şekiler çiziyor damlalara
nerden bilecekti o gece bir kara kedi kedi geçip önünden
baykuşlar gülümseyecekti kaderine kaldırımlar ıslanıyordu şehrin;
kirli kaldırımları adımları siliyordu
siliyordu yaşlarla damla damla boyuyordu susuzluğuna
damlalar boyuyordu kaldırımları şehri boyuyordu
sessiz bir can oturmuş damlaların altına
boydan boya ıslanıyordu dilinde eski bir ağıdın nağmeleri
nağmeler damlalarla iniyordu melodik sesler çıkarak
o gece yıldızlarlar da yoktu ay da saklanmıştı
gözyşalarının sebebiyle dirilse de yollar
kayboluyordu o gece adımların peşi sıra atılan yorgunluğuyla
ölüm de yoktu,gülmek de….
Kaldırımları ıslanıyor bu şehrin yüreğimden
akan yaşlar gibi can kırıklarını indiriyor yere
balyozlar gibi kaldırıyor kedileri yerden indiriyor sessizliğini birden bire
ıslanıyordu kaldırımlar nerden bilecektin ki
o gecenin burukluğunda sırılsıklam vurulduğumu
yeniden aşkın nişangahı olan yüreğimle sana geldiğimi
nerden bilecektin ki yüreğimin umarsız acılarını kusarak bir kaldırıma
seni özlediğimi bilemeyeceksin.
bilmeyeceksin de.
Kaldırdım yağmurları şehirlerden
bulutları sildim resim defterimden,
sildim gözyaşlarımı şiirlerden
artık ağlamayacağım,dik duracağım yalnızlıklara
gece beni sarsın isterse yoklukta,
yokluğunda sarsın bütün düşlerimi
yine menekşeme sarılıp çiçek açmasını bekleyeceğim.
bahar olacak yeniden o açınca,
güneşi indirip göklerden üstüne bırakacağım,
çekeceğim bütün bulutları göklerden sulasın diye onu.
ama sen görmeyeceksin.
Bilmeyeceksin onun açışıyla baharlandığımı
duymayacaksın kısık sesimle çığlıklarımı,düşlerimi,
yalnılığımda kustuğum geceler boyu adam resimlerini
kırdığım bütün tabelaları
büyük puntolarla yüreğimde haykırsamda sevdamı
küçük harflerle yansıtacağım şiirlerime
martılar o zaman aksın,
denizlerinden üstüme o zaman işlesin
kaderim saatin ardınca ardılansın
belki de düşlerimi yazdığım deftere …
kaldırımlar ıslanmıştı şehrin ve sen bilmiyordun
ıslanmıştım aşkının sağanığından,gözlerim ıslanmıştı
islenmiş bir buhurla kokunu izledim
o zaman odamın penceresinden
yayılışı izledim dimağıma elvan elvan.
Sardım bütün benliğimi sarıldım yelkovan gibi akrebe,
dakikalığımı ölçtüm birden bire
ölçtüm mesafesiz seviyorum seni,
uzaklığın isyanında seni limansız seviyorum
boğulsam da aşkın inlemeyeceğim denizlerinde
boğulsam da hüsranlarımdan ağlamayacağım denizlerinde
sen bilmiyordun ama bırakmıştım eski deliliklerimi
sakinliğe sukunet sarıyorum sigara dumanyla
artık ciğerden öksürüyorum dumanlaşan zihnimle
bu yüzden susup susup sana yazışım bu yüzden
sana sessizce gelişim,sesimin rengini bilemeyecek kimse
mavi diyecekler belki de
gözlerinden yansıyacak denizlerle kaldırımları ıslandı,
adımladım yolları bir başıma
gece arkadaşım oldu ilerledik heybeden yüreğe
kaldırımları ıslaktı bu şehrin,sanki şehir de ağlamıştı
bırakmıştı öyle dolu dizgin gözyaşlarını
sen bilmiyordun ama ben adımladım bütün metanetimle
ilerledim gözlerinde,
seni izledim uyurken doya doya
hiç bakmadığım yüzüne belki de o gece baktım doya doya
ilk defa böyle doydum rüyanda gülümsüyordun,
rüyalara dalmıştın sen bilmiyordun ama ben seni izliyordum
kaldırımları ıslanmış bu şehirde
içime akıttığım damlaları topladım
avuçladım birer birer o gece görmedin sen
sana yağmur toplamıştım
avuçlamıştım kaderimizi ve tutup tutup sarılmıştım
nerden bilecektim ki akıp gideceğini damlaların ellerimin arasından,
sana biriktirmiştim halbu kiçiçeklenesin diye.o gece….
kaldırsam da bütün şemsiyeleri şehirlerin üstünden
yıldırımları kabus oluyor düşlerimin
denizleri izliyor bütün engünlerin çıkmaz sancıları
görmedin o gece sen ama ben seni çok özlemiştim
dağlara çıkayım dedim günlerce
orada biraz olsun durulayım ama kaybettim zirvesi bulutlu dağlarımı
yönümü kaybettim sen görmedin bilmeyeceksin de o gece başka olanları
kedileri gördüm onlarda zaten mahurdular.
bir onlar şahit oldu yanışına bütün resimlerimin
kurduğum kalelerin yıkılışına günlerdi bilmiyorsun,
görmedin söylemedim üşüdüm o gece ellerim buz kesti
yalnızlığım dondurdu bütün gece beni
kaldırımları ıslanmış şehirdeen çok da kalabalıklığında kimsesizliğimle
sarıldım yolların kıvrımsız uzanan kaldırımlarında
kaldırımlar ıslaktı toprak kokuyordu heryer.
bahar gelmişti oysa
çiçeklenmiş oysa heryer
sana dermiştim düşlerimi birer birer
o gecegeldim
gittiğimde donmuştum.
üşüdüm …
Mehmet Ercan - Kaldırımları Islaktı Bu Şehrin O Gece – Bilal Can – indir | Alternatif
Popularity: 2% [?]
Leyli İçimin Baharını Sana Adıyorum – Bilal CAN
19 Şubat 2010 Yazan: Cevher
Leyli İçimin Baharını Sana Adıyorum
adanmış sözlerle yazıyorum artık
sultaniyegah mateminde
içimin bam teline dokunarak
sana yazıyorum ya leyli…
… leyli adanmışım bir başımayım
küçücük yaşımda sana alışmışım
gözlerimi ufka dikip anarak seni
narin bir üveyik gibi sana vurulmuşum
gel leyli haydi bu gece bizim
gördüğün şu deniz,
yürüdüğün yollar,
kaldırımlar bizim,
martılar bizim.
her şeyin sahibinden
yüreklerimiz birbirimizin
haydi leyli gidelim artık
alışmadan şu zillete
mundar etmeyelim umutları
yola düşelim el ele
yüreğimiz kanasın güllere
kalk leyli içimin baharı
gözlerim seni arar oldu
anlatamadım kelimelere
çöller mekanım oldu
adım başına sevdayla
ismin haykırışım oldu
leyli…. ah leyli….
sardunyaları, papatyaları
saçlarına taç yaparım her baharı
açsın diye gülleri
kanımla ağlatırım
acıtma. yoksa yüreğimi kanatırım
Mehmet ERCAN – Leyli İçimin Baharını Sana Adıyorum – Bilal CAN – indir | Alternatif
Mehmet ERCAN – Leyli İçimin Baharını Sana Adıyorum – Bilal CAN 2 – indir | Alternatif
***
Mehmet BATAR Yorumu – Leyli İçimin Baharını Sana Adıyorum – Bilal CAN – indir
Popularity: 5% [?]
Yakamıza Devrik Bir Cümle İlişti Kırgın Saatlerde – Bilal CAN
19 Ocak 2010 Yazan: Cevher
Yakamıza Devrik Bir Cümle İlişti Kırgın Saatlerde
elimiz doluşunca duaya melekler semayı yıkıyordu. gördün mü? aya şahit kıldım beklemeyi. aşka dokunan yüreklerde soğuk kesilmesi kelimenin en çaresiz vehminde bir çığlık salıyordu gölgeme. sen düşün ki yırttığım sayfada gözlerim körebe oyunlarına bulaşmışken gönlüm uzaklığın dibacesi. yetiş ey hali hazırda beslediğim sevdam, denizleri yırtıyor martılar. yetiş ey sebebimin dirilişi güneş gecede tutsakken ben söyleyemem özgürlüğü.
özgürlük/çelimsiz yüreğe bir çelme takmışken
esaretin boyunduruğunda/kanar üç muttasıl gül
yakamıza iliştirmek kadar cesaretliyiz/
alnımızda biriken ter/ölümlerin serinliğinde
hazırladığımız taze mezarlardandır.
küçükken daha küçücük taşlarla fırlatırdık uzaklığa sözlerimizi. şimdi büyüdük de büyük yakınlığın alnına çatıyoruz uzaklığı. yenilgimiz kadar büyüğüz, saflarımız kadar sıkı. bozgun sabahlarında bir fecr vaktinde ensemizden vururken kahpe yalanlar, biz sevdamızı beslediğimiz kuşların kanatlarına tutuşturduk. hangisi en yükseğe çıkarsa onu öpüp onu saydık, doğruluğun ve hakkın gerçek tasviridir diye.
bildik ve de. taze gül kokan sevdaların bir sonbahar hüznüyle en delikanlı yanımıza sapladığımız hançerimiz diye sakladık hançerimizde duran sevdamızı. bizi anlatmaz öyle her şarkı. her nota bizim değildir. bir afrika çölünde savaş tamtamlarına kulak kesilirken, bir gobi çölünde ellerini kuma daldıranın dudakları arasındaki nidaya kesildik. kafkaslar çağırdı yüreğimizi balkanlarda esen deli bir fırtınan sahibine göz diktik. bakışları keskin sözleri aşk kadar sahihti.’’putları reddet, ideallari koru’’
bismillah. cümlenin elest girişi. hayat duruşunda akışan sular gibi çağlayan. beynime vur alnım şahdamarına yaklaşırken. zihnimin içine biraz acı, kesişen merhamet yolunda sitem… bin vebal ve bin ah. hangisi yırtılmış sayfanın hatrına inecek. ayet. sure. inkişaf.
vehminin gölgesi düşer aya. kim çalmışsa sürgünü, ceplerinde paranoyak caddeler. fütursuz adres sormaları. bir kente bu kadar yakışır işte neon ışıklı tabelalar. ayaksız adamlar ve dilenciler.
…
yakamıza devrik bir cümle ilişti kırgın saatlerde. siz yoktunuz daha. uykunun kolları sarmışken şehri karanlığa indi güneş. aydınlanan şehir ziyaları içerken nefessiz kaldı, kaldırımlara kusarken içindekilerini çöpçüler bilemedi bunun sebebini.
biz biliyorduk; deşilmiş sadrımıza inen acılara bir tutam tuz gibiydi hüzün. neremize feryat konsa ilkin sözümüzü beslerdik ardından erguvan bakışlı sevdalarımızın düşüne kapılıp denizleri ezbelerdik. bu yüzden bilmek azabımızı artırdı. ve bilerek uyandığımız her fecr vakti gözlerimizi toprakla ovuşturduk. topraktan geldik toprağa döndürüleceğiz.
toprağı besleyin/saksılarda merhamet aşılarken
peşine dünya takılmış gölgelerinizi sürüyün/
başınızın dikliği/aşkınıza şahittir
onurunuzun doğulu halini/
silemezsiniz/yakasında devrik bir cümle ilişen
zamanlarda/siz esaretin kırgın sefiri
gözleriniz bin muamma iksiri/yüreğiniz aşk
aşkınız kadar şahitsiniz/
yumruğunuz kadar kuvvetli/
narkoz içmiş beyinlere doğruyu yendiren sözleri elin kalem tutunca söyle. farzdır. aşk kadar sahihtir rüyan. bakışın kadar kuvvetli. kaderini omuzlayıp devrik cümleni dirilt bakışların hapsinde. gün buralarda erken başlar lakin. ziyasına tutuşmak lazım güneşin.
-bir bayram ertesi-
…
Bilal CAN
Mehmet ERCAN – Yakamıza Devrik Bir Cümle İlişti Kırgın Saatlerde – Bilal CAN | Alternatif
Popularity: 3% [?]
Biz Beyrut’un Soğuk Bir Sokağıyız – Bilal CAN
05 Kasım 2009 Yazan: Cevher
Biz Beyrut’un Soğuk Bir Sokağıyız
Biz Beyrut’un Soğuk Bir Sokağıyız. Alem bizimle fitleşir, elimiz alışıktır sapana ve de taşa. Bizi ismimizle yargılarlar. İsmimize laf yetiştirmeye çalışarak bir ‘’o’’ ile bitirerek anımsarlar. Biz alnı karışlanacak ve yüreği sızlatılacak kadar katışıksızızdır. Boncuk boncuk terleyen alınlarımızla emeğin ve kutsallığın hakkını en iyi ödeyenleriz. Biz bir şehir gibiyiz. İlkin köy, sonra kaza, ardından metropollere ulaşan. Yoluz. Suyuz. Uykusuz ve çıplağız.
Bizi uyurken izler melekler. Elimize bulaşmış islerle adaşız, yaralarıyla işçi. Sesimizin tınısından kaçan kargalara aldırmadan bağıra bağıra söyleriz türkülerimizi. Beyaz giymişse şayet şarkımızdaki güzel; söz olmaması için susarız, siyahı da yakıştırırız toz olmaması için en tiz sesimizle bir rüzgâra kaptırırız hüznümüzü. Bir gemi demirler o zaman limansız sevmelerimize. Bir ceylan iner suya, kurşunlar susar, susar elbette, yüreğimizi önüne siper ettiğimiz iyiliklerin tınısını içimize hapsederiz sevdiğimizle birlikte.
En gür rüyamızdır yetim kalan çocukların ellerinden tutup uçurtmalar uçurtmak. Bu yüzden Filistinli bir ananın yüreğiyle eşdeğerdir sancılarımız. Beklememiz bu yüzdendir, silahlara veda, elveda, sus gönlüm bu derde deva Allah’tandır.
Biz yüzü yarılmış, kaşı patlak, dudağı yamulmuş bir kavgada yüreğindeki aşkı narkoz olarak kullananlardanız. İsimlerimizle bilinir, kavgalarımızla yayılırız. Bizi bilmeyen ölsün, en müstakil hanemize bir ezberdir kurduğumuz hayaller ve beklediğimiz günler kadar kutsaldır evimize götürdüğümüz bir parça ekmek ve dolu hüzünler.
Bizi hüznümüzle yargılayın. Pencere kenarında bir sigara boşluğunda vurun kalbimizden. Bize bu yaraşır, en çok da bu yakışır. Kalbimizden vuruluruz. Aşkla vuruluruz, acıyla vuruluruz, haksızlıkla vuruluruz, vurgunla vuruluruz. Vurulduğumuz bilumum şeyler bizi yenik kılar. Yenilgimizle oturur gurur duyarız.
Yeniden yenilmemek için yenilgilerimizi katık ederiz çocuklarımıza, vurulduk deriz mesela bir kavgada kahpece, vurulduk yanağı bir gül gamzesi olan sevgiliden, vurulduk Ankara’da Ankara Üniversitesi’nin giriş kapısına bakan Keçiören otobüslerine binerken, gördüğümüzden vurulduk, ‘’türbanlılar ve köpekler giremez’’ leri duyunca vurulduk… Kalbimiz kalbura dönünce anladık. Yenilgilerin bileşimi bir yengi eder mi diye, sağ tarafımıza yatıp üç kulhu ile bir elhamd ile üfleyip kalbimize uyuduk.
Yeniden yenilmemek için yenilgilerimizi katık ederiz çocuklarımıza, vurulduk deriz mesela bir kavgada kahpece, vurulduk yanağı bir gül gamzesi olan sevgiliden, vurulduk Ankara’da Ankara Üniversitesi’nin giriş kapısına bakan Keçiören otobüslerine binerken, gördüğümüzden vurulduk, ‘’türbanlılar ve köpekler giremez’’ leri duyunca vurulduk… Kalbimiz kalbura dönünce anladık. Yenilgilerin bileşimi bir yengi eder mi diye, sağ tarafımıza yatıp üç kulhu ile bir elhamd ile üfleyip kalbimize uyuduk.
Bizden giden öyle kolay gitmez, giderse bir şahitimiz eksilir ateşimizden. Ateşimiz gök, güneş, su, bahar, iklim yediveren, savaş, barış… Ölüme tümleç diye bekletiriz, güneş yanığı yüzlerimizi bir dağa yaslayıp en hüzünlü yanımızla gömülürüz kimsesizliğimize. Bize bakmayan kuşlara bakması için böleriz simidimizi. Çayımıza katık olur son dal sigarımız. Baktığımız taraf bizimdir. Bizimse o zaman korkusuzca atılırız mekâna. Mekân bizim, çöplük bizim, sokaklar bizim, güneş, ay, yıldızlar. Her şeyin sahibinden yüreklerimiz birbirimizin.
Biz bir sokağın çıkmazıyız. Bize gelip takılanlara açarız soframızı. Duvarlarda asılı duran kilimlerimizle doğduğumuz yer kokarız, soluduğumuz hava. Bir teneffüs vaktinde yoklar kalbimizi yokluk pahasına biriktirdiklerimiz. Babalarımızın azarları kulağımızda acısıyla durur, annemizin şefkatli sözleri barınağımız olur, ağabeylerimiz ile böbürlenir, bileklerimizle gücümüzü gösteririz.
Biz Beyrut’un ve dünyanın soğuk bir sokağıyız, ısınmak için yaktığımız kara lastikler bizi zencileştirir. Esmer yanımızla her gün dirilir ve ölürüz. Öldüğümüz gecelerde bir leyl rüyasına kapılır ellerimiz. Dirildiğimiz sabahlarda kaldırım taşlarına yazarız sözlerimizi. Ölünce cesaretimiz gibi doğulu sancılar çekip biz gibi koksun diye sokakları adımlarız. Burası bizimdir. Bizim kalacak. Bu böyle biline.
Mehmet ERCAN – Biz Beyrut’un Soğuk Bir Sokağıyız – Bilal CAN | Alternatif
Popularity: 2% [?]


