Efkar Vakti Şiirleri
Asi – Tülay GÜNAL
19 Mart 2010 Yazan: Cevher
Zaman durdu sözünle
Ay tutuldu gözünde
Doğamadın sesin deydi sözüme
Kurşundu her kelime
Kanamadım
Bir nefesti hiç oldum
Bir ömürdü düş oldum
~~~
Geceyi hiç görmemiş
Gündüze aldanmamış bir şehirde
Artık bir kabusum var benimde
Sadece senin gözlerinle gördüğüm
Senin gözünde
Tahammülsüz aşklar yok bu şehirde
Karınca kararınca yeten sevdalar var bize
Olmuş olan olacak olan her şey sana doğru…
Ve şimdiye kadar hiçbir ölümlü…
Asi – Tülay GÜNAL & Çetin TEKİNDOR - indir | Alternatif
Popularity: 3% [?]
Susuyorum
19 Mart 2010 Yazan: Cevher
Ne keyifle okuduğum şiirler ezberimde, ne de bağıra çağıra söylediğim şarkıların sözleri.
Dalgın gözlerle yürüdüğüm caddelerde kayboluyorum.
Sonsuz bir inatla sarıldığım radyodan gelen o harika melodilerin de tadı yok?
Peki ya o yağmurda iliklerime kadar ıslanmalarımı kim çaldı benden?
Bilmiyorum!
Susuyorum artık…
Sustukça susuyorum.
Sustukça, üzerime gelen insanlardan kurtarmak için ruhumu, suskunluğuma sarılıyorum.
Ama yine de saplanıyor yüreğime bazı kelimeler. Bazıları da acıtıyor üstelik…
Sessiz geceler benim için sığınılan bir liman sanki.
Kendimi bulup bulup kaybettiğim karanlıkta, şöyle bir uğradığım kelime hazinem de bir anlam ifade etmiyor.
Düşünüyorum da bu güne kadar hep; gibi yazmışım, gibi okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim…
Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz.
Bunu biliyorum ama zaman da geçiyor hızla.
Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş yavaş tükeniyorum…
Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde?
Kocaman bir hiç!
Öyleyse neden bunca çaba, neye bunca isyan?
Öyle anlamsızki yaşadığım hayat.
Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibi duruyor,
elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor.
Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler
ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum…
Kalbime bir kurşun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum ya da yüreğime su serpecek elin sahibini…
Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla süsleyecek sesin sahibini…
Artık basit şeyler bekliyorum yaşamdan.
Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı ölürken…
Kimselerin gitmediği sokaklarım olmalı…
İçimi kanatan özlemlerle yaşlanıp, sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan.
İşte yine susuyorum;
siyah bir geceye dönüyor her anım ve okuduğum her şiir
kanatıyor yaralarımı.
İçimdeki çocuk ölüyor…
Yalancı gülümseyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemsemiyorum.
Elimden kayıp gidenlerden korkmadığımı bilmiyor ki hiç biri…
Ahmet KOÇ – Sözün Bittiği Yer – Kavak Yelleri – indir | Alternatif
Popularity: 2% [?]
Düşüme Düştün … /… Canın Acımadı Ya – Pelin ONAY
28 Şubat 2010 Yazan: Cevher
Düşüme Düştün … /… Canın Acımadı Ya
ne zaman düştün sol yanıma da, vuruldum sözlerimden
benim yazım değilsin, korkarım kışım da
tenimde çıldırmış bir dilek tutuşturur iliklerimi
sen ateşsin
saat 17:28
kimbilir, şimdi neredesin
yoruldum korktuğum yangınlara yakalanmaktan
suya düştü intihar, boğuldu son bakış
kimi istesem uzaktır kıyı boyları
vedalar alnıma işlenmiş, nakış nakış
kulaç attığım dalgalara sıkıştı haykırışım
gitmeyi öğrettiler bana, kalmak nasıldır..?
nasıldır bir göğüste endişesiz uyumak..?
yırttığım takvim yapraklarında ağlıyor çocukluğum
söylesene, nasıldır dudaklarını bir dudakta uyutmak..?
benim sevdam değilsin, korkarım sevenim de
yürekte şaha kalkmış bir arzu ıslatır dilimi
sen havasın
saat 22:16
kimbilir, şimdi hangi kuytudasın
geceye düştü uyku, titredi acı soluk
kimi çağırdıysam, kapalıdır seslerinin yolu
üşümeler içimden akıyor, oluk oluk
akıttığım renklere takıldı gül yüzlü uçurtmam
susmayı öğrettiler bana, konuşmak nasıldır..?
nasıldır, bir sesin içinde bağdaş kurup dinlenmek..?
yitirdiğim öpüşlerde yanıyor sevgilerim
söylesene, nasıldır bir yüreğin içinde demlenmek..?
ne zaman geldin yanıma da, dağıldı hüznüm
kaçarım değilsin, korkarım tutanım da
sen topraksın
saat 22:39
kimbilir, şimdi hangi duygunun uykusundasın
06.04.’05 /..izmir havası
Popularity: 1% [?]
Üşüyorum… /… Sesimi Ört – Pelin ONAY
25 Şubat 2010 Yazan: Cevher
Üşüyorum… /… Sesimi Ört
-bir solukta okumak istemiyorum seni, sayfalarını çevirme-
uyku tutmadı, sen tut beni en son koynunda unuttum günaydın dilimi gözlerinde büyüdüm, yüreğim sende çocuk kaldı hadi kalk gidelim, bizi görüp yazacaklar, az kaldıen keyifli sabah kahvaltım ! Sen, göğsünde yürüdüğüm balıkçı kasabası akşamdan kalsın öpüşlerin, yalpalasın dudaklarımda susuyorum, özlemin gelincik tarlası susatma
gözüm tutmadı sensizliği, bir daha yollama
efkar dağıttım, herkese biraz düştü dalgalara gözlerimle yazdım şiirimi, ıslandı ama yırtılmadı kalbim, içli şarkılar kuşağı. İçinden geçiyor parmaklarım karanlıkta mum gibi, sana yazıldıkça eriyor ateşli çingene dansım! Sen, uzağında kaldığım deniz ülkesi tutamayacağın sözler ver bana, ben tutarım nefes alsın yorgunluğun dağınık yatak akşamlarında biliyorum, gözlerin bir İstanbul hatırası kapatmaellerim tutmadı vedada, yaşlandım beni kendinde bağışla
27.06.’05/ Yalova feribotu – gitmelere yüzerken –
Popularity: 1% [?]
Sen İstanbul Olsaydın – Muammer ERKUL
19 Şubat 2010 Yazan: Cevher
Sen İstanbul Olsaydın
Ben, sende konacak bir dal bulamayan martı gibi
çığlık çığlığa atardım kendimi denizlere!
Sen İstanbul olsaydın…
Sen İstanbul olsaydın, aşka doğru…
Bürünüp sevda rengine,
dursaydın gurubun önünde akşam vakitlerinde.
Ve ben…
Bense bir güneş gibi yakmaya gelirken seni;
saplansaydım kirpiklerine, tam kalbimden…
Düşseydim ufkuna, kan-revan içinde! ..
Sen İstanbul olsaydın,
ve sorsaydın halimi kanatsız güvercinlere!
Sen İstanbul olsaydın;
Ve zindanım olsaydın! ..
Sen İstanbul olsaydın;
Saçların, Ekim ayının ondokuzunda çınar yaprakları tonunda…
Ve gözlerin Marmara Denizi renginde olurdu, değil mi?
Ve sen İstanbul olsaydın;
Bir pembe ibrişim gibi akardın gönlüme doğru.
Değil mi? ..
Sen İstanbul olsaydın;
Henüz gözden deryalar, güllerden kan damlamadan! ..
Ve bilip dağlardan kalyonlar geçireceğimi;
önüme surlar dikmeden ve yoluma zincirler çekmeden…
O ilk… Altından güllem, düştüğünde tam kalbinin üstüne,
açardın bana kapılarını, değil mi;
Sen İstanbul olsaydın? ..
Sen İstanbul olsaydın;
Bir beyaz güvercinin,
şahbazdan korkuşu gibi ürkerdin benden…
Sen, İstanbul olsaydın…
Ama sorsaydın halimi de, kanatsız güvercinlerden!
Sen İstanbul olsaydın;
Ve zindanım olsaydın! ..
Muammer ERKUL
Fon – Eylül – indir | Alternatif
Popularity: 1% [?]
Sonunda – Toygar IŞIKLI
18 Ocak 2010 Yazan: Cevher
[erkeklerde ağlar…]
Herşey ne çabuk ne kolay dağıldı sonunda
Neden olmuyor ne kaldı elimde avucumda
Kimseye anlatamam çıkmaz sokaklarda bitti sonunda
Neden olmuyor ne kaldı elimde avucumda
Kimseye anlatamam çıkmaz sokaklarda bitti sonunda
Derdimi anlatamam tutunmuşum paramparça hayata
Yaprak Dökümü – Toygar Işıklı – Dağıldık Sonunda | Alternatif
Popularity: unranked [?]
Kolay Olmayacak…
18 Ocak 2010 Yazan: Cevher
Mutlaka bir iz bırakacak
Belki de çocuk gibi sana küseceğim
Seneler sonra utanarak ..
Dokunup birer birer sevdiğin eşyalara
Hatta belki ağlayacagım ..
Acı çektiğim doğru
Ama sen bana bakma
Ne olursa olsun Seni unutacağım
…

Resimleri yırtmak kadar kolay olsaydı unutmak !..
Fon – Kolay Olmayacak | Alternatif
Popularity: 13% [?]
Gözlerin – Uğur IŞILAK
15 Ocak 2010 Yazan: Cevher
Miadım dolmaya fırsat beklerken
Tükenen ömrüme candı gözlerin
Yarına umudum kalmadı derken
Hayata döndüğüm andı gözlerin
Gözlerin olmadan boş bir izahtım
Bir anda değişti kör olan bahtım
Sarsıldı makamım, sarsıldı tahtım
Şöhretimi yıkan şandı gözlerin
Ne vahşeti vardı ne de çilesi
Emsalsizdi bu savaşın hilesi
İçten kuşatıldı gönül kalesi
Sanki Fatih Sultan Handı gözlerin
Nazarın mıh gibi çakıldığı an
Adeta can buldu cananda bu can
Bir yanım kesilse sendin damlayan
Damarıma giren kandı gözlerin
Ne kadeh kaldırdım, ne şarap içtim
Sarhoş olmak için ben seni seçtim
İçtikçe aşkını kendimden geçtim
Halimi ayık mı sandı gözlerin
İnsaf eder alev alev yakmazdın
Hedef alıp can evimi yıkmazdın
Bir ışık görmesen böyle bakmazdın
Demek ki gözüme kandı gözlerin
Uğur IŞILAK – Gözlerin | Alternatif
Emrah ONAR – Gözlerin – Uğur IŞILAK – indir | Alternatif
Popularity: 1% [?]
Masumluk – Volkan YORUÇ
12 Ocak 2010 Yazan: Cevher
MASUMLUK
Bir sandığa saklanmıştı belki masumluk
Unutulmuştu
Naftalinlere boğulmuştu
Unutulmuştu masumluk
Gökmavisinde batan güneştemi yaşamıştı yoksa
Yahut gecenin koylarındamı yüzmüştü masumluk
Zehir zemberek olmuştu onsuz yaşamlık
Onsuz anılmaz olmuştu gülümseten baharlardaki aşk
Bir sandığa saklanmıştı sanki masumluk
Anahtarı kayıp okyanuslardaydı belkide
Derin mavide beklerdi yüzyıllarca
Unutulmuştu masumluk
Belki ayın ardından gözler bizi şimdilerde
Belki de güneştende uzak bir evrende
Neredesin ey masumluk
Tozlu raflardaki kalın kitaplardamı gizlisin yoksa?
Unutulmuştu masumluk
Belki Atatürk bulvarında bir çiçekte saklı
Belki de evimizde ki dede den yadigar sarı resimlerde
Neredesin ey masumluk?
Yoksa bir sandıktamı saklısın
Hani anahtarı derin mavilerdeydi ya
Asilik diz boyu yaman şehrimde
Yalan gözlerde, yılan gözlerden sebep mi bu yokluğun?
Unutulmuştu masumluk
Anadan yadigar bir ninnidemi gizliydin yoksa?
Yoksa babadan kalma öğüttenmi gülümsüyordun bize?
Yahut o sandıkta naftalinlerlemiydin?
Unutulmuştu masumluk
Belki bir şiir mısrasında
Belki de yeni doğan bebenin avuçlarındamıydın yoksa?
Neredesin ey masumluk
Neden dir bu suskunluk
Güneşin sensiz gayrı tadı yok
Yahut kan kırmızı gülün adı yok
Unutulmuştu masumluk
Ve unutulmuştu hayata ait bu tadımlık.
Volkan YORUÇ

Popularity: -0% [?]
Geldi Hazan, Yine Hüzün, Yine Gam – Nuri CAN
08 Ocak 2010 Yazan: Cevher
Geldi Hazan, Yine Hüzün, Yine Gam
Cümbüş kırık, neyzen suskun, ney suskun
geldi hazân, yine hüzün, yine hüsran, yine hicran
şarkı suskun, meyhan suskun, mey suskun
geldi hazân, yine giryân, yine figan ,yine efgân
gönüllere elem konuk her akşam …
Bülbülü bir güle zar eylemişler
dünyayı sevene dar eylemişler
sevdayı göğsüme nar eylemişler
geldi hazân, yine giryan, yine hüsran, yine gam
yine hicran, yine hüzün, yine efgân, yine figan
bir ince sızıdır nereye baksam…
Bahçe mahsun, gül mahsun, gönül hicran
bülbül bi-zar-ı figan, bi-zar-ı fizan, bi-zar-ı efgân
ey vah yine hicrân, yine giryân, yine hüsran, yine gam
bir ince sızıdır düşer sineye her akşam
Hicran dilsiz, yaş gözsüz, mevsimler güz
şair suskun, şiir suskun, tar sözsüz
yine boyun büktü akşamlar öksüz
ey vah yine hazân, yine efkar, yine ah-u zar
yine firgat, yine hasret, yine gurbet, yine gam var
bir ince sızı düşer sineye her akşam ah leyli yar
Rüzgar hicran inler gönül secdede
nağmeler aşkı kanar her hecede
ay küser bir efkâr basar gecede
yine hazan, yine hüzün, yine hicran, yine gam
yine figan, yine efgân, yine giryân, yine hüsran
bir kara dumandır iner her akşam
Felek ki, demirden örmüş ağını
ceylanlar aşk için yakmış dağını
gazeller savurmuş gönül bağını
geldi hazân, yine hüzün, yine hüsran, yine gam
yan ey deli gönül dermansız derdine yan
Yine efkar vakti, yine her yer karardı
bahçe gazel döktü yaprak sarardı
her sokak başını bir elem sardı
geldi hazân, yine giryan, yine hüsran, yine gam
yine hicran, yine hüzün, yine giryan, yine hicran
bir ince sızıdır nereye baksam
Tipi bize, boran bize, kar bize
feryat bize, figan bize, zar bize
hicran bize, fizan bize, har bize
yine firgat, yine gurbet, yine hasret ey Ozan
dinmez bir sızıdır yüreğinde ne yapsan
gönüllere elem konuk her akşam
Geldi hazân, yine hicran,yine hüsran, yine giryân bana düştü…
yine firgat, yine hasret,yine figan, yine efgân cana düştü…
attı felek, her birimiz bir yana düştü
yan ey gönül yan, şimdi dermansız derdine yan
ah ile vah ile geçip gidiyor zaman
hüzünlere yazılmış bir ömür bizimkisi
ah!
neylersin leyli yar…
Nuri CAN
Popularity: 7% [?]
Bugün Deyil Yarınsın Sen – Ferhat TUNÇ
08 Ocak 2010 Yazan: Cevher
BUGÜN DEYİL YARINSIN SEN
Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam seni tarif
Edemeyeceğimi biliyorum. Ulaşılmaz oldun hep; dokunmak
Hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni, kocaman bir
Yalnızlıktı payımıza düşen
Payıma düşen her şeyi erteledim. Ama erteleyemediğim bir
Şey vardı, sana benziyordu. Su olsan dokunduğumda
Bozulurdun, bozulmayan bir ‘şey’din… Gidilecek bir yer
Olsa sonu olurdu, sonu olmayan bir ‘şey’din… Uykuda
Görülecek bir rüya olsa uyanırdım, Beni rüyamdan
Uyandırmayacak bir ‘şey’din… Simsiyah saçların olsun
İstiyorum, ama bahtın değil
O gün seni gözlerinden, anafartadan’dan, üç ırmağın
Birleştiği yerinden öpeyim desem, aklına ırmaklar gelir
Düşün ki yılan dağından aşağı iniyoruz ve dünyada sadece
İki kişilik türkü kalmış, onu söylüyoruz. öyle
Bir ‘şey’sin sen… seni düşündükçe yoruluyorum desem
Dünyanın en büyük yalanı olur. yalanım yok
Bu günden yarına ne kalır bilmem, ama sen kalırsın tıpkı
Yatağı değişmeyen bir ırmak gibi
Yaşadıklarımız azdı, zamana sığmadık yaşamak isterken her
Şeyi. bu gün şarkı söylüyorsam, o gün şarkı değil, şarkı
Gibi seni yaşamak isterim
Halkıma benziyordun, bir yanın göç, bir yanın toprak
Kokuyordu hep. Gezmediğim yerin kalmadı, bazen yasaklandın
Bana, bazen suç gibi boynumda taşıdım seni. Yedi telli
Sazımla bile tam anlatamadım. Sen bir uçurum gülüydün
Ellerimi her uzattığımda bin kırıkla geri döndüm
Yasaların bile tanımlayamadığı bir ‘şey’din sen
Haritalara sığmazdın, her ülkede bir başka gülüyordun
Uzundun, inceydin, dokunduğumda nereli olduğumu seninle
Hatırlardım. bana hep kendimi hatırlatan bir ‘şey’sin
Sen
Uzaksın, yakınsın, özlenensiN ama bugün değil, yarın gibi
Bir ‘şey’sin sen
Bugün her şeyi değiştirmek için çabalarken, sen değişmeyen
Olarak duruyorsun karşımda. kabul ediyorum. dünyaya bu
Kalsın, ama sen bilme
Dünyada kaç iklim, kaç zulüm, kaç ölüm var? bir seni
Bunların karşısına koymak nasıldır bilemezsin. bilme!
Bugün her ölümle biraz ölürken, seni düşündükçe hayata
Dönüyorum yeniden
Gecenin en karanlık yerindeyim, bir sigara ateşinin
Aydınlattığı kadar ışık bile olsan, yine de istiyorum
Seni. sadece benim seni anladığım, kimsenin unutmamak için
Defterine not düşmediği, ama hayatımda hep bir dipnot
Olarak kalan kendi yasaklarım gibi unutmuyorum seni
Dağları delmiyorum, inmek istiyorum oralardan. hepiniz
Gibi aynada saçlarımı taramak, ”günaydın” der gibi
Sokağa fırlamak ve şarkı söylemek istiyorum sana
Adına aşk diyorlar, gelecek diyorlar… bana yetmiyor. her
Şarkımda sana bir adım daha yaklaşmak istiyorum. bir başka
Dilden seviyorum, kırmızıdan daha uzundur
Gelincikler gibi bir mevsim değil, dört iklim, köşe bucak
Kim ne derse desin geri dönecek yerim yok, Bir kentin
Ortasında çığlık çığlığa bağırarak tek başına kalsam da
Yine seviyorum seni
Bu bir suç duyurusudur, kendimi ihbar ediyorum
Seslendiren: Ferhat TUNÇ
Bugün Deyil Yarınsın Sen – Ferhat TUNÇ | Alternatif
Popularity: 1% [?]
Ayrılığın İlanı – Mehmet COŞKUNDENİZ
30 Aralık 2009 Yazan: Cevher
Ayrılığın İlanı
Gidiyor musun diye sorma bana.
Gönderen sensin.
Ne terk etmeyi istedim seni,
Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi.
Senin kadar öfkeliyim ben de.
Senin kadar endişeli…
Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana
Ama inandıramadım seni.
Sen, sorgularken beni kafanda
Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla.
Bir tek sözün bağlardı beni sana,
Oysa sen hep susmanın koynunda.
Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku,
Teslim alır bedenleri de.
Sütten çıkmış ak kaşık değildim
Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
O dünya ki bazen minicik bir odada
Bazen kentin ortasında şekillendi.
Nasıl da güzeldi…
Zaten varsın diye her şey güzeldi ama
Sen buna inanmadın. Ah bu sorular…
Yaşamak varken sevdayı delice,
Niye boğarız sorularla?
Nasıl ikna edebilirdim seni?
Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin.
Ben, seninleyim dedikçe
Sen, hayır dedin.
Zaten az konuşan sen
Olumsuz ne kadar sözcük varsa
Bulup çıkardın ortaya.
Bense hiç bir şey diyemedim.
Ne kadar zarar vermişim sana meğer.
Nasıl değiştirmişim seni.
Oysa hiç böyle düşünmemiştim.
Kimseye zarar vermek istemem ben.
Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem.
Ama öyle oldu işte.
Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi.
Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı.
Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz.
Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık.
Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı.
Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan.
Biliyor musun bir tanem!
Gidişim yürekten değil, zorunluluktan.
Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım.
Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri
yalancı yüzlerde ararım.
Seni de götürürüm yüreğimde.
Her zaman yokluğunu taşırım.
Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim.
Ne yazık ki, tozduman edemedim kuşkularını.
Ne yazık ki, kalamadın bana.
Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde.
Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.
Mehmet COŞKUNDENİZ
Serencam – Ayrılığın İlanı – Mehmet Coşkundeniz | Alternatif
Popularity: 1% [?]


