Kahraman TAZEOĞLU Şiirleri

Seni Yazıyorsam Kalemin İtibarındandır – Kahraman TAZEOĞLU

17 Ağustos 2010 Yazan: Cevher

Seni Yazıyorsam Kalemin İtibarındandır

"Bir sokak kedisinin gözlerinde, sessizim
yalnızlaştırıyor yüzümü beton giymiş kalabalıklar.
Ne açtığın boşlukları doldurabiliyorum,ne de yaşayabiliyorum içinde.
Gecenin segahını mesken edindi yüreğim, umut mahsulü saatler bana varmadan ölüyor.
Bir kapsüle sığmayacak kadar çoğaldı içimde yaralar,
Yarım bardak uykuyla susturamıyorum kendimi.
Dilime acımı bağlayıp haykırıyorum, acım dinmiyor.
Haykırışlar yetse de kırılışları anlatmaya,anlattığını dinletmeye yetmiyor.
Ruh esir, aşk diri, kalem küskün…
İz bırakmış gölgelerle yaşanmıyor aşk kavradım.
Kapatılmamış defterlerinin ağrısı volta atıyor şimdi, titreyen kıyılarımda.
Tanımadığım suretlerin hoyratlığını yudumluyorum avuçlarından…
Eskitemediğin acılarına sattın sevgimi!
Halbuki ben, yüreğine baştan borçlu yazıldığımdan bihaber,
dünyaya sığdıramadığın ismini tek heceye sığdırmıştım.
Yorgun düşmüş yüreğini dokunmadan tutmuş,
"sus"olup sancılarında, su olup akmıştım yeşertmeye çalıştığın ne varsa…
Sen bütün sebepleri buruşturup savururken çöp kutularına,
sonuçları birbirine geçirip yollar yaparken ayaklarına,
ben sadece kendime söylemişim anlıyorum.
Çok gördüm aslında, herhangi bir zamanın içinde kaybolanı,
ama görmedim kaybolduğu yerde bulunanı.
Sen kendini hep yanlış yerde aradın, bulamadıkça vazgeçtin en insancıl yanlarından da
Anlık hazları diyarına hükümdar yaptın, koynundan çıkaramadın tek duyumluk dokunmaları.

Anlamadın yâr hiç anlamadın ;
Başını kuma gömüp yaşanmaz hayat…

Sağlam, hatta sayısız köprü inşa etmek; köprülerde yaşamak hayatı, nehri akmaz kılmıyor.
Örülen duvarların arkasından bakmak ya da hayata, fırtınaları uzağına düşürmüyor.
Kaçmak ise sadece çözümsüzlük zincirine bir halka daha ekliyor.
Ve dayanılır kılmıyor yalancı söylemler acıları…

Emir verilmiyor durağan olmayana!
Acılar yüzleşme istiyor;
yüzleşme kendine dönüp bakmayı ve tam burada başlıyor,
aynalara yeminli dillerin firarı.

"Oysa firar katlanılır kılmaz efkârları ve üstünden
atlayarak aşılmaz hiç bir acı…"
Gün senin günündür artık…
Sen, ben ve gölgeler denklemine yenik düştü bir yanım.
Harcanacak tek bir "gel"im bile kalmadı hiçlik sokaklarında kaybolmayı emir biçtiğin ömrüne.
Bir mucizeyi yok ettin…
Hadi, alkışla kendini!
Bir korsan dağınıklığı şimdi bana kalan…
Bakire bir yıldız bile kalmadı gök/yüzümde.
Her gün biraz daha artan bedeli ödüyorum, bilmem kaç kursun eskiterek yüreğimde.
Dirhem dirhem sonlanan çağ, hatırlatıyor unuttuklarımı
anımsıyorum mesela tüm acılar mutluluklardan doğardı.

Varlığın kaybolan bir günün içinde kalsa da;
kaybolan günün yamacından sessizliğe vuranlara atılan her ok,
gecemin karanlığında saklı.
Geceyi kaybolan gün mü karartmıştı yoksa yıldızlar parlamak için geceyi karanlığa mı mecbur kılmıştı?

"Cevapsızlığın körü, sarfet sarfet söylenmeyenler var,
söylesem de duyuramadıklarım…"

Leş kokuyorsa dizelerim ;
Harcadıklarından,
Harcattıklarındandır,
Bil !

Sevgi dediğin; arsız duygulara kurban edilecek kadar ucuz değil.
Hâlâ,
Seni yazıyorsa hâlâ kalemim
Aldıkların,
Verdiklerin,
ve
Senden değil…
"Kalemin itibarındandır"
Bil!

Kahraman TAZEOĞLU – Seni Yazıyorsam Kalemin İtibarındandır  – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 4% [?]

Zindanda Kan Gülleri – Buket Cihan TEMÜR

01 Ağustos 2010 Yazan: Cevher

Zindanda Kan Gülleri

örselenmiş sukûtumla ördüm bu kalın taş duvarları
aralarında uzun anlamsız boşluklar

en çok,

en çok susmak gerekecek hayata dememişti annem
o renkli kitapları uzatırken bana

susuyorum şimdi üç karışlık zindanımda uzun uzun susuyorum
toprağı kıskandıracak bir ölüm arıyor dışarda gece celadına gülümserken
darağacı yağlı sicimini kendi boynuna bağlıyor bu üç karışlık mezara gömülenlere ağlarken
siyah yakamozlar asıyorum duvarlarıma

gözlerimi gözlerine banarken senden çaldığım
suslara yürüyorum adını adımlarıma ekleyerek sen sen sen
üç adımda bittiyor zindan duvarlar bağırıyor gelme üstüme gelme

bu taş duvara gömülü kankırmızı güller açıyor yankılandıkca yüzün
ıslanmış kirpiklerine sokulmuş gece ağlıyorsun sessiz sessiz
oysa en çokta sen bilmelisin
kankırmızı güllerin aynı gamzede birleşemeyen göz yaşlarınında açtığını
ömrümün tek baharıydı sana adadığım
oysa dememişti annem aşk adanmaktır doğarken attığın çığlığı sakla diye
bir mezara en çok sesizlik yakışırdı sustum uzun uzun sustum

şah damarımda şahlanan bir cığlığa susuyorum şimdi
dili ölmüş Ademin medeniyetinden kalma
en masumu bile günâhkardır sevdanın sevdiğini öldürürken
ben kanlı ellerimi gizlemek için sakladım kendimi bu zindanda
adem biliyor muydu elmayı aşk için çaldığını
aşkı his ederken biliyor muydu ölümün aşkla uzadığını

ve
kan kırmızı güllerin aynı gamzede birleşemeyen göz yaşlarınında açtığını
siyah bir yakamoza tutunmaktır hayat dememişti annem güller kan damlarken

susmak şakaklarımdaki çakıl taşlarına gömüyor ölü yıldızları
iklim iklim çalarken yüzümü bin kez daha saklanıyorum zindanıma
aklımın labirentlerinde kanıyor salkım salkım parçalanmış umutlar
iki ucu hasret yollara yazılı adımız bu mühürlü kaderin tam ortasında
ölüm geçiyor bu kan revan yazgının mahşeri bekleyişine dudak bükerek
oysa aşkı öldürmez ölüm uçurum diplerinde savruldukca kan kırmızı güllerimiz

üç karış zindanda kan gülleri büyüttüm anne siyah bir yakomaza tutunarak
avucumda uçmadan öldü serçeler

hasret ateşten gömlek gibi oturdu omuzlarıma
oysa demedin anne.

tohumun aşksa kan gülleri harmanın olur diye
şah damarımda şahlanan bir cığlığa susuyorum şimdi
dili ölmüş Ademin medeniyetinden kalma

aklımın labirentlerinde

ölü serçeler .

mahşeri bekleyişlerde anne

avuçlarımda kan damlayan güler

Buket Cihan TEMÜR

Mavi Ada Fonları – Cahit Berkay – Gülümserin Vedası – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Kahraman TAZEOĞLU – Zindanda Kan Gülleri – Buket Cihan TEMÜR – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 3% [?]

Eksik Bir Gece Yarısı – Emre GÜRCAN

01 Ağustos 2010 Yazan: Cevher

Eksik Bir Gece Yarısı

Susmakla bitmiyor aşk
Susamazsın…
Eksik bir gece yarısı
aklımdan sarkıp da tenine
bağırdım:
– dokunma artık gözlerime
gözlerini bende bırakır gibi..

Ağlasaydım belki bu kadar kurak olmazdı yağmur.
Sağanak halinde yaslanabilirdim intihara..
(bir neden aramıyorum)

Cevapların mı yarımdı?
Yoksa sorularım mı fazla?
Bilmiyorum.
Ama samimi değildi ellerin
ne zaman düşsem seninle aynı soğuğa..
-bir provokasyon gibi kaçıyordun ilk otobüsle sonra-

Ağlasaydım
arkamdan isminle çağıracaklar gibiydi beni,
benim lakabımdın sen
kod adımız çok acil bir veda.

Senin ‘kal’ demeye cesaretin yoktu,
çoktu oysa benim kalmak için sebebim.
Haklı olan kimdi? ne fark ederdi?
İlk hangimizin aklından geçti?
Bilmiyorum kim icat etti,
yüzümü kestirip atan çözümsüz o denklemi:
‘bitti mi? ‘

‘gitti mi acaba? ‘ diyerek uyandığım günlerden,
‘gelir mi? ‘ diyerek uyanacağım günlere
bir geçişti
son telefon mesajın:
‘altüst artık neresine dokunsam dudaklarının,
neresine dokunsan bir buzul eriyor
parmaklarımda..’

Sustum ben sadece inan..
Ben değildim
karşıdan karşıya geçerken bakışlarından,
bir kazada kaybolduğuna inanan.

(seninle kaç kişiydik bilmiyorum.
iki bazen,
genellikle bir olamayacak kadar tek.
evet bize
bu şiirlerin hiç biri
yetmeyecek..)

Şimdi, ben çok oldum sanırım
aslında sandığın kadar da sayılmam.
Hep daha azdım..
Bir nefes yetmezliği sesleniyorum sana.
Seni anlatabilecek bir cümle bile edemiyorum.
Prefabrik kafiyelerle süslendiriyorum yerçekimini.
Açık havada seni seninle aldatmanın
portatif kalp atışlarını yine sana bırakıyorum

Ben
hiç ağlamadım oysa.
Ağlasaydım emin olamazdın eminim
gerçekten ağlıyor muyum yoksa?

Ağlasaydım oysa,
ilk sen açardın şemsiyeni.
Sen, hep ilk bırakan
elektrikler gelince el fenerini.
Severdim ben oysa seslendirdiğin
kısa metraj hikayeleri.

Bilsem bu kaçıncı ihlalin?
Kemerini takmadın sanırım yine
yüreğinin.
Öpülür mü hiç tam da giderken?
Tam da bitti derken seslice sesime..
Az önce ‘kal’ deseydim senden önce,
az sonra benimle kalmış olur muydun ki?

Bilmiyorum inan.
Ben değildim zaten sevdiğini söylerken
cümlelerine toz kaçıran.

Ağlamadım hiç oysa.
Ağlasaydım bu kadar kurak olmazdı yağmur.

Ağlamama gerek var mıydı ki
yağmur yeterdi hep sana.

Beynimle kalbim arasında
bir işlem hatasıydı seni sevmek.
Ve ben
hiç sağlamasını yapamadım gözlerinin.

Emre GÜRCAN

Kahraman TAZEOĞLU – Eksik Bir Gece Yarısı – Emre GÜRCAN – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 3% [?]

Bak İşte Geldim – Mavieylül

21 Temmuz 2010 Yazan: Cevher

bak işte geldim

Bak İşte Geldim

Bak işte geldim ;
Ne susan bir sevda bıraktım ardıma,
Ne akan bir gözyaşı geri kalmışlara…
Tüm yalnızlığımla,
Adına düş bırakıp geldim.
Oysa zamanın kovaladığı bir kaçaktı gözlerim,
Yorgunluktan diz çökmüş kederimle,
Uslanmaz çocukluğumla geldim..
Bak işte geldim
Ne yara kaldı yarda,
Ne bir kırık kalp bıraktım ardıma,
Bozup tüm yeminlerimi,
Tutup ardından düş renkli sözleri,
Bir yudum sabaha geçmişi serip,
Tozlu geleceğimle, susuz gülüşlerle geldim…
Bak işte geldim ;
İhaneti bıraktım kent kaçaklarına,
Hüznü sığdırdım loş sandıklara..
Duyulmamış bir duayla,
Adına şiir yeşertip geldim.
Tükettim zamanın eriyen yanını,
Müsveddesi bitmiş bir hayatın,
İçinden seni geçirerek koydum son noktasını..
Bak işte geldim ;
Ne sus kaldı dilimde,
Ne yersiz bir yağmur çöktü gözlerime,
İçimde bir çocuk ;
Biraz kırılgan biraz utangaç.
Sonbahar yüklü yüzünde kocaman bir söz !
Yakasında umuttan bir liman,
Ve ayrılık yürek uçurumunda sahipsiz köz !
’’ seni yeniden görebileceğimi düşünmek bile düştü içimde …’’

Mavieylül

Kahraman TAZEOĞLU – Bak İşte Geldim – Mavieylül – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 4% [?]

Elveda – Buket Cihan TEMÜR

01 Temmuz 2010 Yazan: Cevher

elveda

Elveda

buruk bir elvedanın
gözlerinde kanarken şirlerim
dönüş yok !!!
tüketiğimiz herşey artık çok geride
oysa elveda derken bile
son durağa yerleştiriyorum seni
sana gelir gibi yürüyorum
ölür gibi yürüyorum
elveda…
sahipsiz kalan hatıralar
toprakla buluşuyor bedenimden önce
kalbim ayaklarıma küsüyor
haykırıyor son sesiyle gitme gitme!!!
kör bir kadın gibi yürüyorum
bütün yollar yusufun kuyusu
yeniden düşmeyi dileyerek yürüyorum
dudaklarımda ince hatlı bir ihanet elveda
sol yanımda bir dağ yıkılıyor
içimde siyah beyaz bir çocuk ağlıyor gitme
gözlerimin ufkunda bedenimi parçalayan hüzünler
sancılı kanamalar başlatıyor
yağmuru tükenmiş şehirlerde
bir gözlerini götürüyorum gittiğim yere
yangın yeri gözlerin kıyamet günü gözlerin
çölün susadığı andır serap
dudakları hasretle kanayan farazi bir cennet
elveda serabım….
yağmuru tükenmiş şehirlere gidiyorum
sana gelir gibi yürüyorum
ölür gibi yürüyorum
elveda….
isanın rotasında göğe çekiliyor kelebekler ,
ellerimde kırık dökük şiirler solmuş kelimeler
alev alıyor adı olmayan caddelerde.
vaz geçmelerin baldıran tadı dudaklarımda
aşk yorgunu yollar yürüdükce canıma yürüyor
göz diplerimde üşüyor hasretimin alevinde bozkır geceleri
elvadalar gül kokulu tırnaklarıyla
kıyametimi kazıyor yollara
ölüm gibi alırken beni kanatlarına
bir gözlerini götürüyorum gittiğim yere
yangın yeri gözlerin kıyamet günü gözlerin
kuş sürüleri süzülerken özgürce gökyüzünde
artık bir senin serçen yoktur içlerinde
ağlayınca öldüğünü bilmezdim serçelerin
içimde birer birer tükenmeden önce
ölüp ölüp dirilen vakitte okunan zamanz sela
leylanın ölümünü izleyen mecnunun gözleri benimkisi
serçe kıyımında
adak ağaçlarına bağladığım çabutlar gibi
savruluyor sararıyorken yüzün
bir seda bekliyorum bir fısıltı ve susuşun
katlime fermendır gitme de gitme….
öyle bir terkediş ki bu,
ne seni tanır aynalar ne beni
yok oluşun nefesinde erirken bedenimiz
bir gözlerini götürüyorum gittiğim yere
yangın yeri gözlerin kıyamet günü gözlerin
aşkın meydan savaşını kaybettik ikimizde
kaybedilen herşeyin yerine ateşe mahkumuz işte
sensizliğin ateşi alev alev yakarken içimi
ruhum cesetimi sürür yağmuru tükenmiş şehirlerde
sana gelir gibi yürüyorum
ölür gibi yürüyorum
elveda….

Buket Cihan TEMÜR

Kahraman TAZEOĞLU – Elveda – Buket Cihan TEMÜR – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Fon – Aşk Zinciri – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 4% [?]

Kurtarmalarda Kurtaramaz – Kahraman TAZEOĞLU

08 Haziran 2010 Yazan: Cevher

Kurtarmalarda Kurtaramaz

Kurtarmalarda Kurtaramaz

Sana bir mezar sessizliği ile haykirıyorum.
Öyle matem, öyle hicran kokuyor ki sözlerin.
Sanki ecelin yikilmaz heykelini dilimle kırıyorum

Kaç defa uzatmak istedim ellerimi yüreğine,
Kaç defa vazgeçtim bir bilsen..

Bazen korkak bir cesaretle karsinda durup,
Bakişlarindaki ejdere meydan okumak istedim delice..

Bazen de gözünü aşk bürümüþ bir yeniçeri gibi ayaklanip bütün zindanlarda
Bütün darağaçlarinda cezalandirmak istedim seni..
Sebepsiz..

Bilmedin,
Bilmedin hiç birini ..

Her suskunluğum,
Keşke Celladına teslim etti niyetinde beni ..

Geceleri gerçeklik baltası sayısız inerken boğazıma
Gündüzler cenaze şenliğinde sürdürdü ayinini..

Kanadi kirik turna misali sürüklendim ölüm vadilerinde
Sana aç, sana kurak kaldi günlerce..

Ruhum
Hasret kargaları dolaşırken üzerimde haince..
Gönlümde kanamaya başlayan aşkın cesedini gömmeye yer aradım .
Unutulmuşlar ülkesinde..
Yer bulamayışimdandır
Seni unutamayışım..

Ahh kahro-lası kiyamadığım sevdiğim
Ahh yollarıma sevgi mayını döşeyen gül yüzlü düşmanim benim

Biter mi bende sen oldukça pişmanlşk nöbetleri,
Söner mi gölgemi tutuşturan yalnizlik..

Gizli çiğliklar bile içimden kovamaya yetmedi.
Sendeliği inan..
Bari birak içimden kopardığın kanli mısralar essin muamma ikliminde biraz 

Bırak da yollar yıllar anlatsın vefasızlığını ..

Ben saklısız gülüşlere saklarken gözyaşlarımı
Kuytularda çaresizce bırakırken öksüz sevdami
Sen göremedin içimde Şahlanan garipliği

Bir kör edasıyla hüzün bataklığının balçığı oldum da an be an çektin dibe doğru beni
Hep bu yüzden takili kaldım hayat uçurumunda Cılız bir ümide
Ben sarsıldıkça sen döküldün içimden
Sen döküldükçe ben ağladim ..

Bulutlar bile gıpta etti damlalari döküşüme sonra ..
Sonra sağanak sağanak ağladi bana benzemek için..
Ama bilirsin ki kimse rakip olamaz sana dertte, kederde..

Çünkü yalniz,
Yalnız bana gülümser aşkla birlikte ölüm
Yalnız bana lanet eder solgun yüzüyle aynalar

Kinından çikıp savrulmuş nice keskin bakısın açtığı yaralar
Hala kanar içimde ..
Ve hala yanar,
Kalbimde şaklayan firak kirbacının izleri

Ben þimdi dilsizliðinde dökülmeyi özleyen kelimeler gibi
Akıntıya kapılmış kum tanesi gibi
Her an sessiz feryatların mahkûmuyum
Artik mahkemelerde kurtaramaz beni ..

Yıllanmış haykırışlarim bile imdat istedi
Adini bilmediğin Kahramanlardan..
Ve Sen çıktın karşıma yine
Çünkü bir sevgiydi bana gülerek uzattığın ..

Belki tırmalarken sol yanım yaralandı yeniden
şimdi kemiklerim bile yara döküyor inan,
Artık tabiplerde kurtaramaz beni..
Nafile bütün çabalar nafile şimdi..

Artik kurtarmalarda kurtaramaz beni ..
Artik kurtarmalarda kurtaramaz beni
Kurtaramaz beni..

Ahmet Selim & Kahraman TAZEOĞLU

Kurtarmalarda Kurtaramaz – Kahraman TAZEOĞLU – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 6% [?]

Zeyda / Bir Gidişin Öyküsü – Arif Onur SOLAK

30 Mayıs 2010 Yazan: Cevher

Bir Gidişin Öyküsü

Zeyda / Bir Gidişin Öyküsü

Düşerken Yusuf’leyin hayallerim kör bir kuyuya
Züleyha masalları uçuşuyor mavi göklerinde senin.
Kaybolup gidiyor çok uzaklarda
Dokunmak istediğin yıldızlar; fezanın boşluğunda
Oysa biliyorsun ki Zeyda;
Değersen kaybolacak efsunu sevdaların.

Şehri esir alan suskun vaveyla
Dövüyor yamaçlarını öldüresiye hüznümün
Avuçlarımda yüreğim,
Ölesiye kan revan şimdi
Ve ölesiye can çekişte rüyalarım…

Kentin ezgisini çalan o saba makamı
Ayrılığın ayak sesleri, Zeyda
Öyle durup bakma gözlerime bir lahza
Görme bu kadar çok kırılıp döküldüğümü
İnce bir kristal gibi toz olup dağıldığımı…
Yoksa gönlüme biriken yokluğunun yası
Dolup gözlerimden taşacak bir Nil nehri gibi
Aşikâr olacak sakladığım deruni ıstıraplarım
Bilme bu kadar duçar olduğumu hazana…

Mademki gidiyorsun
Gözlerinin rengi solgun sepya
Çarpmadan gözbebeklerimin ta içine
Git Zeyda
Âleme belli olmadan perişanlığım
Git benden uzaklara
Batmadan daha fazla acıya…

Çiy tanesi değil yaprağında gördüğün
Ağlayan bir gülün gözyaşı, Zeyda
Kanayan bir günün can kırığı…
Son perde inen
İşte isyan
Yok, çaresi artık
Görünen serde nisyan…

Mavilerin solduğu vakit
Münzevi şarkıların soylu yalnızlığında
Tek başına inzivaya çekilip
Gelmiştir zamanı gitmenin
Yitip giden İstanbul’un hatıralarından
Geride bağrı yanık türküler bırakarak
Ağlayarak, kanayarak ve kavrularak
Bu sevdanın narında

Yitip gidişimizin en derin ayrılığı
Zehir olacak büyüyen bebeklerin dillerinde
Çamura batacak saçlarıma değdiğin yed-i Beyza
Ve içime kanayacak şairlerin bütün şiirleri
Sen bilmeyeceksin, Zeyda
Ben bilmeyeceğim
Bütün bu olup olanları
Sadece yaşayacağız öylesine
Ve öylesine savrulacağız
Hayatın herhangi bir köşesinin
Hiçbir şey yaşanmışlığına
Tükeneceğiz hiç kimsesizliğimizin tenhasında…

Olmayacak belki hatırımızda
Ne vapurun acı sesi
Ne de çığlığı martıların
Zeyda ama
Ama Zeyda
Kalacak olansa vehmimizde
Bir ayrılık
Bir yüzük
Ve bir söz nadan
‘Hoşça kal ey yaralı sevda’
Bir veda
Hoşça kal Zeyda…
Hoşça kal…

Arif Onur SOLAK

Kahraman TAZEOĞLU – Zeyda ~ Bir Gidişin Öyküsü – Arif Onur SOLAK – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 6% [?]

İcadı Olmayan Aşk – Ufuk KÖMÜŞCÜ

28 Mayıs 2010 Yazan: Cevher

İcadı Olmayan Aşk

İcadı Olmayan Aşk

Uzunca düşündükten sonra,
Koltuk altlarım görünene dek açıyorum avuçlarımı.
Öte gidememişliğin feryadıyla, yokluğunun ilk kaldırımlarından,
Sana kavuşmanın en uç merdivenlerine,
Virgüllerle soluklanamadığım dualarımı bırakıyorum…

Kalp, sensizliğin yap bozuyla meşgul,
Bense gizliyorum,
Doğru dizilişe erişemeyişlerimi,
Eskiden kalma yorgun ve ağır bir makyajla.
Hangi parçanı bir diğerine eklesem,
Ucu yanmış resimlerine dahi çıkmıyor sonucu.
Sen, bu kadar ezberimdeyken biz, varlık sahasının hangi yokluk çukurunda kayboluyoruz…

Kışa vururken mevsimim,
Bir dua daha birikiyor gözlerimde,
Kabulü yeni bir hayat,
Kabulü keşfedilmemiş bir kıta,
İcadı olmayan bir aşk.
Yeşili başka, pembesi başka…
Güneş kıldım gözlerini,
Tüm rüyaların gerçeğe uyandığı coğrafyama..

Kapatırken Mart kapılarını,
Sen son parçanı da al gel

Hadi;
Lügatından çıkar tüm şeytani kelimelerini,
Yasak ağaçlara geri bırak,
Masumiyetinin gölgelerine hapsettiğin meyveleri…
Kirpiklerine asılı düşlerini,
Göz çukurlarımda ki yeminlerime sakladım.
Ve tüm yeminleri gerçeğe çağırıyorum.
Kabul edilmemiş dualara inat,
Bir dua daha düşürüyorum payına,
Paydasına ne koysam, sana çıkamıyorum.
Bölünmüş hayatlarımıza, ondalık sonuçlar…
Artık, seni kendime böldüğüm de bir olalım istiyorum…
Hadi, son parçanı da avuçlarıma bırak,
Nisan yağmurları süzülsün kirpiklerimden…
Hadi, son sözümü de işit yüreğin de,
Nisan yağmurlarına boğulsun al yanakların…

Seni seviyorum…

Ufuk KÖMÜŞCÜ

 Ufuk KÖMÜŞCÜ – İcadı Olmayan AŞK – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Kahraman TAZEOĞLU - İcadı Olmayan AŞK – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 6% [?]

Hadi Git Yar – Kahraman TAZEOĞLU

14 Mayıs 2010 Yazan: Cevher

 Hadi git yâr!
Daha fazla sen yüklenemiyor kalbim.
Daha derin düşleri kaldıramıyor bedenim.
Kalmadı lügatimde içimi yakmayan bir söz.
Bendeki resmini sakladığım sandık; bir çift göz…
Yâr! ekseni değişti artık dünyamın.
Ne geceleri uykuya teslim ediyorum düşüncelerimi.
Ne de sabahları gündoğumlarıyla yeni bir yelken açabiliyorum kurtuluşuma.
Her benle başlayıp senle devam etmek zorunda olan gün, dikenli bir dal oluyor bana.
Hadi gönlüm
Defalarca düş uçurumlardan, kan-revan ol. Ve boşalt içini.
Damarlarından ansızın geçen ve “yar”ı anlamlı kılan ezinci katlet.
Bitir bu sonsuz şiiri.
Son bulsun ağıt tadındaki sevgi söylemleri.
Yâr yüreğimdeki ‘is’ini başka bir yere sevk et hadi.
Ah yâr gün gün mısralar döktün içime.
Yüreğimi sana dair söylenmiş mısralarımla yıkadın.
Ben hep sana uzaktım.
Yollarda kaybolsam sen önüme çıkan tuzaktın.
Ben, her gece gözyaşlarımla yıkadığım masallarımı saçlarına yolladım.
Saçlarından kulaklarına musalla taşı gibi bir soğuklukla inip, beni sana anlatır sandım.
Yanıldım…
Hicran yağmurlarından sıyrılıp ötelerde kendimi aradım, bulamadım…
Hayatımın gençlik satırlarında adı geçen yâr.
Sırtımı her döndüğümde bir can yitirdim bu bahar…
İdama giderken hislerim, güneşim yüzünü görmeyi bekledim hep.
Kalemi kırık bir aşkı mühürledim yüreğime. “unuttum” diye haykırırken bile unutmadığımı ispatlıyordum kendime.
Yoruldum yâr
Bütün kapılarımı kapatmaya hazırlanıyorum gönlümün.
Kimliğimi hediye edip bu şehre, her bir adımımda anıları sürükleyip ardımdan ve rotamı da ekleyip nabzıma gidiyorum…
Mutlu günlerin gelmesini bekleyen çehremdeki çizgileri siliyorum.
Ceplerimi dolduruyorum yedekteki acılarla.
Her sabah yüzümü yıkadığım tavana asıyorum hayallerimi.
Ansızın içime düştüğün günden beri ayakları burkuldu ömrümün.
Ve ben her gün bir daha ölmek için uyanır oldum uykumdan.
Paslandı gözlerim.
Sen kendin için kal yâr ben senin için giderim.
Bu defa sürgünlere giden yüreğime bedenimi de eklerim.
Bağdat olurum yıkılırım kurşunlara.
Filistin olurum kalırım duvarlar arasında.
Ama yine de İstanbul’u saklarım alınyazımda.
Nerde olursam olayım unutma yâr; yarın yeni bir gün ve her yeni günde olduğu gibi senli ölüme hazırlanıyor gönlüm

 
Kahraman TAZEOĞLU

Hadi Git Yar – Kahraman TAZEOĞLU – İndir  ~  Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 6% [?]

Kan-ser-ojen – Emre GÖKCE

04 Mayıs 2010 Yazan: Cevher

kansorejen 

Kahraman TAZEOĞLU  24.03.2010 tarihli Kral Fm deki Mavi Ada programında Emre GÖKCE ye ait Kansorejen isimli şiiri

Kahraman TAZEOĞLU – Kan-ser-ojen – Emre GÖKCE 24.03.2010 – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 4% [?]

Yel Vuruşları I – Emre GÖKCE

03 Mayıs 2010 Yazan: Cevher

yel vuruşları

 Emre GÖKCE ‘nin Yel Vuruşları şiirine Kahraman TAZEOĞLU ses vermiş buyrun ;)  

 Kahraman TAZEOĞLU – Yel Vuruşları – I – Emre GÖKCE 17.04.2010 – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 4% [?]

Bağışladım – Ozan ÖZDEMİR

21 Nisan 2010 Yazan: Cevher

bağışladım

Bağışladım

Hani bana demiştin ya, bana bişey olursa,
beni bir yerde arama, beni bin yerde bul.
Bütün organlarımı bağışla,

Bir yerde gözüne bakan gözüm olsun,
bir yerde sesini duyan kulağım olsun,
bir yerde kokunu hisseden burnum olsun,
bir yerde sana uzanıp tutmak isteyen ellerim olsun,
bir yerde sana doğru gelen ayaklarım olsun,
ve bir yerde halen aşkınla çarpan yüreğim olsun,,

Sen beni özlediğinde bir yere takılıp kalma,
bak, ben bir yerden birilerin gözü, kulağı, burnu,elleri olarak,
sana her zaman yakın, sana her zaman sevgili,
sana her zaman tutkulu kalacağım.
ve asla kıskanmayacağım,

Benim her bir parçam birlerini yaşatırken,
Ellerimi taşıyan kişiye, ellerim aşk mektuplarını yazmasını öğretecek,
Gözlerimi taşıyan kişiye,gözlerim aşka umutla bakmasını gösterecek,
Kulaklarımı taşıyan kişiye, kulaklarım sevgi sözcüklerini duymasını hissetirecek,
Ayaklarımı taşıyan kişiye, ayaklarım aşk yolunda pusula olarak yön verecek,
Ve yüreğimi taşıyan kişiye, yüreğim bir aşk dediğimde, ona bin aşk dedirtecek.

Ama unutma, ruhum ise senin kalbinin içinde hapis kalacak
Sen yanıma gelene kadar seninle orada yaşayacak
Sen gözlerini yumduğunda geceleri, ruhum canlanıp,
Rüyalarında seni alıp bu cennet bahcelerinde dolaştıracak,
Yaşamak isteyipte yaşayamadıklarımızı, burada cennetimde yaşayacağız seninle,
Mor menekşeli, sarı papatlayı, kekik kokulu dağlarda koşacağız elele,
ve saatlerce bakışacağız, sabah saatin çalıncaya dek göz göze.

:: Vasiyetini yerine getirdim sevgilim,dediğin gibi organlarını bağışladım,
Her bir organını bağışlarken seni bir kez daha yaşadım,
Ağlamadım dersem yalan olur, köşelere çekilip içim içime ağladım
Ve her hastane kapısından biraz buruk, biraz bitap, ama mutlu ayrıldım
çünkü senin her bir parçanın bir yerlerde yaşadığını bilmem, bana teselli oldu,
ve şunu anladım,
Ben seni ayak tırnağından, saç telinin ucuna kadar herşeyi ile sevmişim,
Ruhun bende ya, bende ruhumu ruhuna hapsetmişim,,
Seninleyim, seninleyim bebeğim

Ozan ÖZDEMİR

Kahraman TAZEOĞLU – Bağışladım – Ozan ÖZDEMİR – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 2% [?]

Ben Hep Kendimi Öldürdüm – Hanzade SAYIN

21 Nisan 2010 Yazan: Cevher

ben hep kendimi öldürdüm

Ben Hep Kendimi Öldürdüm

Ben hep kendimi öldürdüm.
Her gece aynı saatte düşünce bu şehrin tenha sokaklarına gölgem ceketimin iç cebinde sakladığım paslı makası sıkıca kavrayıp sapladıkça göğsüne asil sevdalarımın; ben hep kendimi öldürdüm.

Ben hep kendimi öldürdüm.
Terkettikçe kendimi bu ıssız karanlıklarda adandıkça çoktan dost hanesinden çıkmış isimlere defterimden seçip seçip yeniden.
Kendimden başka herkesi defalarca bağışladıkça.
Yeniden hep yeniden yepyeniden acıdıkça; ve doymadıkça ısrarla adına sevmek dediğim bu intiharlara; ve direndikçe anlamsızca ömrümün kalan taraflarını incelikle isteyen gözlerine çocuksu hilesiz çıkarsız savunmasız bir sevdayı iliştirip kapıma gelen bir acemi sevdalıya; bu küflenmiş acıya da aşk gibi hızla alıştıkça; gözlerim ağlamanın büyüsüne bedenim bu ölümcül raksın ritimlerine ayak uydurdukça; ve aşağıladıkça içimde kolay kazanılmış zaferleri mutlu biten gündelik öyküleri huzurlu bahar resimlerini ve hüznün içinden geçmediği tüm şiirleri; ben hep kendimi öldürdüm.

Ben hep kendimi öldürdüm.
Yüreğim yenilenmedikçe baharda içimden halka halka çürüdüm.
Bu fırtınalar için yaratılmış kasırgalar için hayata hazırlanmış güçlü dallarım sırf yeterince inanmadığımdan sırf bu sessizliğe olan sonsuz düşmanlığımdan sırf sıradan olmaya koyduğum garip tavırdan toprağa çevirdiler yüzlerini çaresiz günden güne usuldan.
Şimdi yeniden güneşe uzanmaya çalışınca anlıyorum tutulan kaslarımın eğilen dallarımın dönüşsüz bir yolda ilerlediğini. Yalnızca denemediğimden neleri göze alabilirim; hiç bilemediğimi.
Şimdi yaşama tutunmaya karar verince fark ediyorum.
İçimdeki çocuğu yıllarca yalnız bıraktım.
Kendimi atıp tüm savaşlarımda ortaya anlamsızca hasarlar aldım.
Çok kanlı çok yananlı yıllar geçirip bir yığın yanlışı içime gömdüm.
Zafer kazanmak için silahımı her dolduruşumda her basışımda tetiğine sözcüklerin; ben hep kendimi öldürdüm.

Ben hep kendimi öldürdüm.
Varsayımlar üzerine sevdalar kurdukça korkaklığımdan uzakta yürekler seçtikçe geçmişimin tek bir anına dahi dokunulmasına tahammülsüz olan bencil yanımdan ve yaklaşan herkesi
yaktıkça kendi kapılarımda yalnız bıraktıkça tuzaklarımda boğdukça ve dönüp arkama bakmaksızın hep aynı kişiye hep aynı zamana hep aynı çıkmaza geri döndükçe kendi kendimi kanatırken suçüstü yakaladım.
En çok kendimden yana yaralar edindim.
Herkesin hayatından öfkeyi ayıklarken kendi gözlerimde nefreti gördüm; ben hep kendimi öldürdüm.

Ben hep kendimi öldürdüm.
Şizofren sevdalarımdan sıyrılmayı reddedip elimde kalan tek şeye ;sadakate sığındım.
An geldi kimi kiminle aldattığım kime ısrarla sadık kaldığım bile karıştı.
En büyük ihaneti kendime ettim.
En büyük yalanı da içime söyledim sanırım.
Kendimi bu yüzden hiç affetmedim. İnatla sevgi; dedikçe bu saplantılara içimin odalarından dışa kovuldum.
Sevmeyi de adamakıllı sevilmeyi de (bir otobüs koltuğunda unutur gibi şemsiyemi ) hatırlamadığım bir yerinde geçmişin unuttum.
Alışmaya çalıştım bu yüreksiz halime.
Düşlerimden bile zamansız kovuldum.
En iyi bildiğim şeyi yaptım böyle zamanlarda.
Yaralarımın kabuklarını kaldırıp en azından kandan resimler çizdim.
Karşısına geçip tuallerimin yüzümü geceye kanarken gördüm.
Cinayet sandığım bu cinnet anlarında ben hep kendimi öldürdüm.

Hanzade SAYIN 

Kahraman TAZEOĞLU – Ben Hep Kendimi Öldürdüm – Hanzade SAYIN – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 3% [?]

Page 1 of 12123456789101112


Bu site tamamen amatör bir site olup kesinlikle hiç bir ticari amaç gütmemektedir.
Buradaki yazı ve şiirlerin bütün hakları, yazarlarına ait olup sahibi istemediği takdirde derhal yayından kaldırılacaktır.
Kaynak belirterek alıntı yapabilirsiniz.
Tarım ve köy işleri bakanlığınca onaylanmış uyku hapı olan yeşil-ex sizi mışıl mışıl uyutur.

| Ana Sayfa | İzyad | İHH | Fon Müzikleri | Bedirhan Gökçe | Kahraman Tazeoğlu | Siir Fm | Bedirhan Gökçe Şiirleri | Kahraman Tazeoğlu Şiirleri | Sitemap |

PageRank-TR.com

Copyright © 2007 - 2010 SiirFm.COM. Designed By Cevher