Manşet Şiirleri

Sukut – Mevlana

04 Eylül 2010 Yazan: Cevher

sukut

Sükût

Kalbin edebi sükûttur.
Susan kurtulur.
Güzellik dilin altında gizlidir.
Sükût, incelik, edep ve zerafet
insanı her gittiği yerde sultan yapar. 

Hz. Mevlana 

Ney – Nikriz – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 2% [?]

Kendinle Arandaki Mesafe – Dücane CÜNDİOĞLU

04 Eylül 2010 Yazan: Cevher

arandaki mesafe 

Başkalarıyla

arandaki mesafeyi boşver de

bak bakalım;

kendinle arandaki mesafe nicedir?

Dücane CÜNDİOĞLU

Ali Ömer ORAL – Daydream – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 2% [?]

Ben Seni Görmeden Sevdim – Umut MÜRARE

17 Ağustos 2010 Yazan: Cevher

Ben Seni Görmeden Sevdim

Ben Seni Görmeden Sevdim

Ben Seni görmeden sevdim…
Yorgun gecelerde titreyen bir yanı yetim,
bir yanı öksüz yüreğimle sevdim seni.
Ey gönül bahçemde büyüttüğüm Nazlı Çiçek…
Ey sevdamın adı, aşkın gerçek anlamı…
Bu hasret bu gurbet söyle, söyle ne zaman bitecek…
Ben Seni görmeden sevdim…

Yolunu gözledim bir Medine sabahı.
Ellerimde güller, güller ki kokunu aldığım…
Kokunu alıp yandığım, yanıp yanıp ağladığım…
Ben seni görmeden sevdim…

Gözlerini gözlerime değdir Efendim.
Ellerini ellerime…
Sevmeyi Senden öğrendim ilkin…
Sevilmesi gereken her şeyi Senden…
Şefkat seninle mânâ buldu.
Buz çöllerini Seninle aştım…
Ab-ı hayat sundun sıcak ikliminle…
Gözlerini gözlerime değdir…
Ellerini ellerime Efendim…
Ben Seni görmeden sevdim…

Bahar yüzlü insanlar bildim etrafında pervane…
Onlardan biri olmak istedim hep.
Her emrine amade…
Seninle yaşamak…
Seninle ölmek…
Seninle ağlamak…
Ve Seninle tebessüm etmek…
Aynı sofrayı Seninle paylaşmak istedim.
Ama en çok Seni, Seni görmek istedim.
Göremesem de,
Ben Seni görmeden sevdim…

Veysel Karani sabrıyla büyüttüm sevgimi…
Hüznü yoldaş ettim…
Kâh yeller gibi estim Yemen’de…
Kâh Mecnun gibi düştüm çöllere…
Bil ki, ölüm kapımı çalıp geldiğinde,
Ne zaman, nasıl, kimbilir nerede,
Ben Seni görmeden sevdim

Ben Seni görmeden sevdim…
Rüyalarım var Sana dair…
Özlemlerim var Sana…
Al yüreğim Senin olsun Sultan’ım…
Uyandır beni Aşk’a…
Ey Gül-i Vefa…
Ey Rahmet Sağanağı…
Yağmur yağmur, tane tane düştünde gönlüme,
Kurak topraklarım hayat buldu gelişinle…
Ben Leyla çölünde seraplar gördüm çok zaman…
Boş hülyalara daldım, kayboldum…
Su içtiğim pınarlara ateşler dokundu…
Ben aşkımın hicranını sırtımda taşıdım…

Ben Seni görmeden sevdim…
Seni görmeden seven milyonlarca sevdalı gibi…
En berrak duyguları besledim Sana…
En nadide hisleri…
Gel Efendim, al götür beni uzaklara…
Düşmeden gülün tuzaklara…
Gözlerimde yaş akar durur…
Bu ayrılık beni yakar vurur…
Gözlerini gözlerime değdir…
Ellerini ellerime Efendim…

Umut MÜRARE – Ben Seni Görmeden Sevdim – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 4% [?]

Seni Seviyorum – Tayfun TALİPOĞLU

23 Nisan 2010 Yazan: Cevher

Seni Seviyorum

Seni Seviyorum

Herkes, ilk kendi yaşıyor sanmasa,
sevdalar da tükenirdi, masalları da…
"Sonsuza kadar sürdüğü bilinsin" diye midir nedir,
Bittiği anlar ve ihanetler yazılmıyor kitaplara.
Zümrüt-ü Anka kuşu da yalan aslında,
Kendini külünden yarattığı da…
Ferhat’ın Şirin, Aslı’nın Kerem için öldüğünü
Kim gördü Allah aşkına?
"Sonsuza kadar sürsün" diyorsan "Bu sevda,"
O zaman sevgili
O zaman vuslat yaşanmaya
Sana yazacak bir sen bırak bana
Öfkelerin orada kalsın
Kaçamaklar hanesinde değil ismin
Anlasana
Ömrümün tam ortasına
Kocaman harflerle yazmışım:
Seni Seviyorum
Seni Seviyorum
"Herkese söylediğini bana söyleme" diyorsun ,
Ama ne varsa sevdaya dair,
Bizden önce söylenmiş biliyorsun…
Bize düşen, aşkı yalansız yaşamak…
Hadi uzatma da uzat ellerini,
Seni Seviyorum
Seni Seviyorum
Seni Seviyorum

Tayfun TALİPOĞLU

Tayfun TALİPOĞLU – Ertelenen Sevdalar – Seni Seviyorum – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 32% [?]

Filistin Oluyorum Gözlerinde – Bilal CAN

19 Mart 2010 Yazan: Cevher

filistinli çocuk

Filistin Oluyorum Gözlerinde

Bu gün ben başka bir savaş verdim aşka
Sessiz çığlığımı kim duyacak
Seyredecek figanımı,akıp durduracak
Dahi firakında kim söyleyecek şarkıları
Şiirleri kim tutuşturacak
Kimin için yazılacak onca ağıt

Bitmeyecek çığlıklarım
Filistin olacağım ben bu gün gözlerinde
Kan akıtacağım dipsiz yalnızlıklara
Bırakacağım yine gözyaşlarını
Elinle ineceğim kuyusuna Yusufların
Gözlerine değen gömleği olacağın Yakup’da
Açılacağım geceler boyu
Seyredeceğim bedenimi dervişler gibi
Gündüzleri sıralayacağım nağmaleri
Bitmeyecek çığlıklarım
Bitmeyecek ahım,figanım
Bitmeyecek…

İliklerini kaybeden düğmeler gibi
Sökülüp sedef dallarında çöllerin
Mecnun var diye Leyla bilinmez ki
Leyla yok diye ağlayacaktı mecnunlar
Yoklukla yazılacaktı her şiir
Yoklukla damıtılacaktı gül suyu
Yoklukla ağlayacaktı geceler,
Yoklukla ağlanacaktı her gece…

Şimdi kim bilir hangi boşlukta çiziyorsun gözlerini
Ellerini hangi uzatıyorsun bilmiyorum
Nereye baktığını da görmüyorum üsteli
Gözlerin benden öte diyarları seyrediyor
Gülümsemiyor parmak uçların eskisi gibi
Saçların tel tel savrulmuyor rüzgarlarda
Sen de bitmeyecek çığlıklardasın
Sen de çığlık çığlığasın

Sondan başa işliyor saatim işte
Son anındayım ‘’ bitti’’ sessinde göz yaşlarım
Çağlıyor çağlıyor seller boyunca
Hangi filistindir bu yüreğime bıraktığın
Hangi sapan taşıdır intifadanın
Çölleri sarsar..Ah yar! Bu çağlayış
Çölleri sarsar…Ahyar! Bu yıpranış

Sondan başa işliyor sessiz saatim
Günler merhaba ile başlamıyor artık
Her güne kelimeleri sıralamıyorm mesela

Denizi görmüyorum eskisi kadar
Karanlıklar mekanım oluyor
Sessiz sürgün yerleri dinginliğim
Kursağımda cam kırıkları hissediyorum
Bu gün ben başka bir Filistin oldum
Şehitler verdim kandan boğulmuş
Yenik düşmüş savaşlarda
Fethedemedim bu gün zamanı
Bu gün ben başka bir savaş oldum
Yenik düştüm siyahlığında gecenin
Yokluğun darmadağın etti sözlerimi

Korktum.Hem de yıllar var ki
Korkmadığım kadar
Bu gün ben Filistinli bir ananın
Gözyaşları oldum
Yenildim.Ah yar! Yenildim
Ezikliğiyle vuruldum
Yırtıldım bu gece
Şiirlerim sustu,kalemim tükendi
Bu gün ben yokluğunda
Filistinin duvarlarında
Yapışıp kaldım
Yenik düştüm..Ah yar!
Yenildim…

Saçlarında akıp kaybolmalıydım halbuki
Gözlerinden içmeliydim kevseri
Savaşmalıydım halbuki yırtarcasına bedenimi
Ama yenik düştüm işte..Ah yar!
Yenik düştüm…tutamadım göz yaşlarımı
Bu yüzden ben bu gece başka bir savaş verdim aşka
Ah yar! Yenildim yokluğuna

Kayboldum darmadağın,
Yıkık,bulanık,ezik
Metropoller yansıtmadı hüznümü
Mezarlıklar taşımadı bedenimi

Ağlasam çağlar boyu
Ağlasam çağlayanlar gibi
Acaba anlar mıydın beni..Ah yar!
Anlar mıydın…
Ah yar! Gitmeyi bilemedim
Bilemedim ayrılmayı gözlerinden
Bütün savaşlarım bu yüzdendi
Bu yüzdendi yangınlığım

Şimdi kendimi bir Filistinli
Çocuğun gözlerine bırakıyorum
İntikam alırcasına her şeyden
Saldırıyorum,kusuyorum hıncımı
Taşlar boyu
Ben Filistin oluyorum
Filistin gözlerinden uzakta

Bilal CAN

Mehmet ERCAN – Filistin Oluyorum Gözlerinde – Bilal CAN – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 2% [?]

Küçüktük Sevdada Büyüdük – İsmail SARIGENE

17 Şubat 2010 Yazan: Cevher

küçüktük büyüdük

Küçüktük / Sevdada Büyüdük‏

Küçüktüm / yüreğinden kadar büyüdüm.

 Adını hasretin koyduğu bir romanın
En ıslak cümlesinden sesleniyorum sana.
Uzaklığımı unut ey yar.
Aldığın her nefes kadar yürü bana.
Ve Şükret Elif miktarı.
Bir dua miktarı sev beni.
İçine, ta yüreğinin en derinine işle beni.
Beyaz duvağına değil,
En ağrılı sancına ilmekle yüreğimi
Siyahına nakşet tuzu eksik yaralarımı..

Evet küçüktüm ben.
Sevdayı sende görünce adın miktarı büyüdüm.
Büyüdükçe harflerin gölgelerinde
Gittiğim her yolu sana yordum.
Ve yol oldum sana varılan.
Cümleleri ta senli anlattığı yerden vurdum.
Sonunda yüreğimi büküp
Kalem oldum sana yazılan.

Senin geçtiği her satırımınn acı kokan yanına
Ben bir mutluluk kipini serpiştirdim.
Günahı boyuna her bir siyaha,
Ben bir beyaz umut cümlesini çizdim.
Yan yana yürüyemesek de,
Sevdanın içinde sırt sırta duran iki harf olduk biz.
Sonra büyüdük..
Sonra sevdaya büküldük.
Acıya yük,
Mutluluğa atfedilmiş bir söz’dük.

Evet imkansızdık..
Biraz da günahkar.
Sesimizin en tok yanında yaktık acıyı.
Savaşın tam yenilgiyle sonuçlanacağı bir yerde
Göz göze geldik.
Cümleye nokta vurmaya ramak kala
Biz sevdaya omuz veren’dik.
Eksik yanlarımızı kapatmaya çalışmadık.
Acıya ağladık,
Günaha bir beden ayarladık.
Ama sevdadan geriye hiçbir adım atmadık.

Bazen sustuklarımızdan anlamlı cümleler adadık
Ölü harfler mezarlığına.
Bazen de konuştuklarımızdan acıyı ayıkladık
Mutluluğumuzun en ıslak safına.
Zaman aleyhimize olsa da
Tüketmedik sevdayı.
Tükenmedik,
Uzaklığımız ilişse de bize
Hiçbir zaman bükmedik boyunumuzu.

Hep gecenin üçüne kuruluydu sesimiz.
Geceye nefeslerimizi ördük.
Sesimin senli yanıyla seni anlatırken
Ben sana nufüz ediyordum.
Sen ise siyahın en tekil yanından kaçıp
Yüreğimin en ıslak yerinde
Umuda gülümsüyordun.

Evet büyüdük şimdi.
Demlendik sevda çaydanlığında.
Ağzına kadar dolu bir cümlenin ucundan
Küçük bir umudu paylayıp
Büyük bir mutluluğu içtik.
Sevdanın bir yanına sen dudağını dayadın,
Bir yanına da ben..
Kana kana içerken nefeslerimizi,
Yüreklerimizi sevdaya muska diye asıyorduk.

Şimdi elimizde bir fırça.
Birbirimizin eşgallerini çiziyoruz.
En masum yanımızdan kanatıp siyahı,
Bir beyaz kağıdın içine
Adlarımızı sırt sırta veriyoruz.
Bir mektuba konu oluyoruz sonra.
Giriş cümlesinde ben,
Gelişme bölümünde sen..
Sonuç kısmında biz..

Yalnızlığa üryan doğan,
Acıya isyan kusan
İki yüreğe bir cümlelik mezar yeter değil mi sevgili.
Gel adını yanaştır adıma.
Sırt sırta durmayı bilmeyen yüreklerimize
Kemiklerimizin yan yana durmasını bağışla.
Kentinin bir sinemasında
Romantik bir filmi izleyemesek te
Bırak adlarımızın telif haklarını
Sevdaya miras bırakalım..

Yalnızlığa doğan
Sevdada büyüyen yüreğine selam olsun sevgili..
Adımı da,
Soyadımı da sana bağışladım sevgili..
Helal olsun…
Helal olsun..
Helal olsun..

Helal-i hoş olsun seni sevmelerimin.
Çünkü hayatın en içten yanında sevdim seni.
Umudun en ıslak zamanında seviyorum seni.
Ve de mutluluğun en imkansız safında
Seveceğim seni.
İyi ki varsın sevgili..
Ben varken yalnız değilsin.

30 Ocak 2010
Mavi Bilyeli Adam

İsmail SARIGENE
 

Ercan TÜRKOGLU – Küçüktük Sevdada Büyüdük – İsmail SARIGENE – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 2% [?]

Biraz Değiştim – Can YÜCEL

14 Ocak 2010 Yazan: Cevher

Biraz Değiştim
 

Biraz değiştim,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…

Değiştim…
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
Ben benimle savaşıyorum,
Seninle değil…

Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın,
ne kazanabileni ne de kaybedeniyim…
Sorun değil…

Elbet Alışırım…
Biraz alıştım.
Her şey kadar, her kez kadar, sen kadar…

Alıştım!
Varlığını istemediğim tüm eksik yanları
Ve çokluğunu da, yokluğunu da istemediğim
iki arada bir derede duyguya alışıyorum…
Bir yanım bırak diyor bir yanıma
Kesin değil! Henüz tanıştık…
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…

Tanıdığımı sandığım bana daha yakınım artık
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda
Ve aynalarda ağlarken gördüklerim kendi tarafımda
Bir yanım memnun oldum diyor,
bir yanım tanıyamadım daha
Samimi değil…
Bir hayli kırıldım…
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…

Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime
Gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım…
Aslında ne sana, ne olanlara…
Kendime kırgınım!..
Maziye hiç değil, âna kırgınım
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına
Dinlediğim şarkılarda bana seni anımsatan şarkıcılara
Beni anladığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşuna
Bir hayli kırgınım…
Beni ben kırdım oysa…
İyi değilim.
Galiba yoruldum…
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…

Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum
Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!..
Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum.
Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık
Ki Seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!..

Toprağa bakan yanım senden zate ayrı
Sana bakan yanımsa toprakla aynı
Hıh! Ne yaparsan yap, gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin!

Gözlerim yorgun…
Dudaklarım, dudaklarım hissiz…
Dokunulmadan geçen yıllar bana ağır…
Sarılmadan geçip giden uğurlamaların, kavuşmaları hep beklentisiz
Söyleyemediklerini söylesende şimdi
Sesine aşina yanım, onca sessizlikten sonra artık sağır!
İsteyerek değil…
Çok çalıştım

Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine
Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkiye
Ve bence bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen
Daha öncede gitmiştim…
Çok çalıştım…
Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine
Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine
Ve bende bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen
Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için
Çok çalıştım…

Daha öncede gitmiştim…
Kendi isteğimle…
Anladım ki daha önce sevmemiştim!

Çok çalıştım inan
Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye
Her defasında daha da tozlanan canımı kırmadan korumaya
Ve alışmaya kendime…
Bu göz gözü görmez dumanlı halime
Çok alışmaya çalıştım hem de…

Tanıştım seninle doğan yanımla da, ölen yanımla da
Birini yaşattım! Yaşatıyorum da hala
Ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum da

Yorulmak, dinlenmekten geçmiyor
An be an çöküyor, insanın içindeki güç
Işığı sönüyor…
Beyaza dönüyor rengi git gide
Hissizleşiyor…

Ne yormak istedim Seni,
Nede yormak kendimi
Çok çalıştım
Gitmeye de kalmaya da…
İkisi de aynı acı, ikiside rezil
Daha öncede gitmiştim
Ama böyle kalarak değil
Böyle kalarak değil
 

Can YÜCEL

Kahraman TAZEOĞLU – Biraz Değiştim – Can YÜCEL | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

 

Popularity: 5% [?]

Suskunum Sana – Adnan YÜCEL

12 Ocak 2010 Yazan: Cevher

Suskunum Sana

Hangi şiire başlasam suskunum sana
Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun
Güneşte kavrulan bir kum tanesi
Çatlayan dudaklarım oluyor her gece

Yağmura suskun yaşamaya suskun
Haykırabilsem
Belki bir nehir köpürebilir sesimde
Silinebilir kuraklığın bütün izleri
Upuzun çöller vadileşebilir içimde
Hangi güzelliği özlesem suskunum sana
Yürek boşluğunda bir of kadar suskun
Özlüyorum seni masmavi
Koşuyorum sana bembeyaz
Ve kahroluyorum bir anda kapkara
Ah oluyorum
Of oluyorum
Ve susuyorum
Oysa haykırabilsem
Işık yumağı bir pınar olur soluğum
Hangi türküye uzansam suskunum sana
Ağıt ağıt, özlem özlem suskun
Tut ki vurulmuşum
Aşktan ve kandan bir damla olmuşum
Bir saçlarının rüzgarına
Bir de ağzının kıyılarına konmuşum
Hangi dalga silebilir beni senden
Hangi kasırga koparabilir
Ben saç tellerinde bir ezgi olmuşum
Coşkuların her şahlanışında
Sana deprem deprem susmuşum
Ve sana susmaktan inan ki yorulmuşum
Yeter olsun gözlerinde ışık fırtınası
Sözlerinde baskı yasası yeter
Hangi kavgayı özlesem suskunum sana
Zafer sabahlarında gece kadar
Bayram sabahlarında yas kadar suskun
Böyle güzelliklere de
Böyle suskunluklara da lanet olsun
Al bu suskunluğumu al artık
Al ki Bütün gürültüler kahrolsun

Adnan YÜCEL

Bedirhan Gökçe – Suskunum Sana – Adnan Yücel | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: unranked [?]

Nokta Noktam – Rıza Polat AKKOYUNLU

12 Ocak 2010 Yazan: Cevher

nokta noktam

 

Nokta Noktam

Dün bir dosttan, uzun bir mektup aldım
Beni anlatmış sana ve sen ona
“Unuttum artık onu” demişsin.
Hem bu sözü gülerek,
Medar-ı iftihar ile söylemişsin.
Unutamazsın Nokta Noktam
Unutamazsın!
Çünkü; unutmak için
önce unutulmak gerek
Oyasa ki sen,
Hala bende esen,
Eski kavak yelisin.
Unutamazsın…
Kan değil, tüküremezsin,
Ruj değil, silemezsin
Dişi dudaklarına, dişimle yazdığım
İki heceli erkek adımı
Unutamazsın Nokta Noktam
Unutamazsın!
Seninle biz, halâ bir kabukta
İki badem içi gibiyiz.
Baharsın; kokacaksın
Güneşsin; yakacaksın.
Sabah yatağım kadar rüyâ dolu
Sabah yatağım kadar sıcaksın
Unutamam
Unutamazsın!
Şimdilik bu kadar.
Öbür mektubuma daha diyeceklerim var
Darılma bana, gücenme sakın
Ankara günlerinin bembeyaz ufkundan
Binlerce selam sana.

Bahar başladı nokta noktam
Ankara’da bahar, veriminde toprak ana
Aylar var ki sana tek satır yazamadım
Oysa ki şimdi mevsim bahar
Ötüşlerde adın, kokuşlarda tadın var
Artık yazmalıyım.
Takvime baktım bu sabah,
ayrılalı beş ay olmuş.
Düşün ki Nokta Noktam
Beş ay denilen nesne tam yüz elli gün eder.
Bunca uzun ayrılıksa;
İnan bana Nokta Noktam
İnsanı, herşeye küskün eder.
İnan bana… Dargınlığım herkese
Ve tek hasretim sana
Düşünüyorum…
Aşıklar pazarına çıkan yolu düşünüyorum.
Bu yolun sağında yükselen
Her geçişinde penceresinden tebessümler gelen
Bahçesinde iri yedi veren,
kayısı gülleri açan evi düşünüyorum.
Bir türlü gelmiyor düşüncelerimin ardı
Ablan yanımda çorapsız gezerdi,
Baş örtüsüz annen.
Düşünüyorum… Bu mevsimde baban,
Her akşam bir yerine iki içerdi.
Miyoplaşınca gözleri “Şair, iç be oğlum
bahar dişidir doğurur” derdi.
Bahar başladı Nokta Noktam.
Ankara’da bahar,
Gönül ufkunda yağmur bulutları
Cennet olsa artik sevmiyorum
Sevmiyorum sensiz baharı…

Sen; ey yirmidört baharın en güzel süsü!
Sen; ey mutlu günlerimin mutlu türküsü!
Sen; ey ilk yaz akşamları kadar güzel çocuk!
Sen; ey altın gözlerinin hisli dünyası!
Ölümsüz bir yolculuk yaratan
Sen; ey çıplak bir hançer gibi!
Boylu boyunca gönlümde yatan
Sen; ey herşeyim olan herşey!
Son mektubunda söz verdin
Tut diyorsun, unuttum
Unut diyorsun, unutmak mı???
Güneş tekrar doğmayı unutabilir mi hiç?
Gönül ferman dinlemez sözü unutulabilir mi hiç?
Sen; ey mutlu günlerimin mutlu türküsü!
Sen; ey herşeyim olan herşey!

Bu gece Yılbaşı…
Başkent’de kar yağıyor Nokta Noktam
Başkentte kar ve tütüyor gözlerimde
Küllenmiş bir mangal gibi hatıralar
Başkent’de kar yağıyor, başkent’de kar…
Bu gece yılbaşı.
Bilirsin ki Nokta Noktam
Yılbaşında hesaplanır
Çoğu zaman insanların yaşı.
Bu gece yılbaşı…
Tokmaklarında yirmi dört hece
Eğilip üstüme sessizce
Şehrin kule saati
Bilir misin Nokta Noktam?
Bilir misin, bilir misin ne dedi?
“Şair, kutlu olsun, yaş otuz yedi.”
Ve bir el saçlarımdan tutarak
Kalbimi sana kadar sürükledi.
Bu gece yılbaşı, başkent ayakta
Çalınan Tuna dalgaları komşu plâkta.
Ne de kıvrak bu vals havası
Başladı yine gönlümün
On yıl evvel ki kanaması
Ne günlerdi o günler cancağızım
Ne günlerdi…
Sen, on yedisinde sevgilerin sisinde
Başı duman duman bir kız.
Ben, yirmi üstünde
Gönlü gördüğü her güzelliğe nişanlı
Öylesiye bir şair, öylesiye bir delikanlı.
Ne çabuk geçti zaman.
Hey gidi Dünya hey…
Bu gece yılbaşı
Dışarıda kar yağıyor ve tütüyor gözlerimde
Küllenmiş bir mangal gibi eski hatıralar
Köşede bir kırlent, kırlentde bir resim.
Bartın’da bahar.
Elimle yapmışım
“asma köprüsünden” Kocanaz deresi
Sağda, orta okul
Okulda, çocukların sesi.
“Çakır beylerin” elma bahcesi.
Derede kayık, dümende ben.
Küreklerde sen.
Hava berrak, hava ılık
Hava temiz
Ve sularda sarmaşan gölgemiz
Bu gece yılbaşı, başkent ayakta
Çalınan Tuna dalgaları değil artık
komşu plâkta.
Gönlüm bu diyardan çok çok uzakta.
Dışarıda kar yağıyor.
Dışarıda kar ve tütüyor gözlerimde
Küllenmiş bir mangal gibi
Eski hatıralar…

Rıza Polat AKKOYUNLU 

Bedirhan GÖKÇE - Nokta Noktam – Rıza Polat AKKOYUNLU – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Emre ÖZDEMİR - Nokta Noktam – Rıza Polat AKKOYUNLU – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

 

Popularity: -0% [?]

Adın Geçer – Dursun Ali ERZİNCANLI

02 Ocak 2010 Yazan: Cevher

Adın Geçer

Allahın Adıyla Rahman Ve Rahim Olan
Onun adıyla isimler unutulur
İsimler unutulur Unutturur Yaradan Adın Geçer
Kalbe Nur Gönle Safa
Eşşrefil Vera Seyyidina Hazreti Muhammet Mustafa
Adın geçer
Ebabil çığlığı vurur dağlarına
Ve gölgesi toprağına düşer
Toprak Sensiz karanlıktır mekke sensiz karanlık
Karanlıkta duyulan kürek sesleri
Karanlıkta açılan karanlık çukurlar
Karanlıkta bir kız çocuğunun anne diyen feryadı
Kranlıkta Bir kız cocugunun toprağa gömülen adı
Çukurun Yani Başında terlik belliki digeri ayağındaydı
Ve çukura bir yıldızın ışığı düşer
bu yıldız yazar gökyüzüne adını
Gökyüzüne sürünce cebrail kanadını
Rengarenk melekler iner semadan
Bir melek seslenir maberadan
Alemlere kutlu doğum haberini yayın müjde vermedik bir varlık bırakmayın
Ve ey medayin şefi titreyerek uyan
İstahrabatta yanan eteşlere sön emri verilsin
Ey Kabedeki putlar yüzünüzü toprağa gömün
Ey toprak sahabe gölünün suyunu çek
Ey yer altı suları çıkın ve semaveyi doldurun
Ve durun durun sessiz olun
Bakın yıldızlar yaklaşıyor
Salkım salkım yıldızlar yaklaşıyor
Annesinin yüzüne işte gözleri gözlerinde simsiyah nur denizi gözlerine
Doya doya bakıyor hazreti Amine
Her asra uzanacak ellerinden öpüyor
Arşa reyhan kokusu salan o minik nefesini kokluyor
Cennet kokuları sarıyor gökleri ve yeri
Nurdan ayaklarını okşuyor annesinin eli
Ve eğiliyor kulağına ismini fısıldıyor
Muhammet Muhammedim
Adın Geçer
Beni bekliyordun beş süt kardeşten birisin
Hevazin sofrasında
Halimenin evinde şeref misafirisin
Adın geçer
Anasız kalırsın şehirlerin arasında bir elinden deden tutar
Diğerinden ebu talip
Seni büyütmek fatımaya nasipmiş
Şefkat kanatlarını yerlere serip saçlarını toplamak
Bir anne gibi saçlarını taramak ona nasipmiş
Adın geçer
Haticenin kalbinde en sevgili yar
Haticenin evinde hazırlık başlar
Önce sadık rüyalar gece ne görürsen gündüz onunla şekillenir
Ve ardından geçince yanından
Ağaç yapraklarından sana selamlar gelir
Sen herşeye aşinasın herşey aşina sana
Ruhul kudüs inecek bugece nur dağına
Ağır bir yük binecek geniş omuzlarına
Adın geçer
Vahyin arafesinde nur dağının zirvesinde
Dünyayı teşrif buyurduğun gibi yine pazartesinde
Adın geçer
Hirayı vahyin kokusu sarar nur yağar nur dağına
Mübarek ayağına sabahın serinliği vurur
Ardından nurdan bir anafor kaplar hirayı
Ve insan suretinde cebrail karşında durur
Oku sen okuma bilmezsin efendim doğru
Ancak sen oku ki okuma bilenleri hepsi susacak
Allah seninle konuşucak
Oku yaradan rabbinin adıyla oku
O insanı bir kan pıhtısından yarattı
Oku senin Rabbin kalamele yazmayı bilmeden
İnsana bilmediğini öğreten bol kerem ve ihsan sahibidir
İşte nur dağının Zirvesinden Eteklerine doğru inen son peygamber
İnsanlığın kurtuluşu inen bu nurda
Semada yıldızlar mekkede dağlar el bağlamış huzurda
Sevinin ey insanlar
Bu inen baştacımız övüncümüz ilacımız
Bu inen iki dünya servetimiz sevincimiz acımız
Bu inen nur denizi verlığın en şereflisi
İbrahim milletinin biricik seyyididir o
Savaşların bileği bükülmemiş yiğididir o
Şanını Anlatmaya kelimelerin yok sonu
Çünkü onsekizbin alem onu Muhammet Mustafa diye tanır
Adın geçer
Yirmiüç yıl Süren ilahi davet
Alevden bir şehirdir mekkeyi mükerreme
Girdiğin kalbi ateşe vermek ister
Sonra hicret bir serinlik
Ana kucağı gibidir medineyi münevvere
Nazarınla büyür yesribin çocukları
Nazarınla taşları elmasa çevirirsin
Gökyüzünden ayet yağar cibril yağmurlarıyla
kalbine inenleri İnsanlığa veririsin
Ve sonkez Açılır semanın kapıları
Sonkez vahyi getirir cibrili emin sana
Sen hüzün peygamberisin ama bu son ayette daha bir hüzünlü sesin
Demekki gidiceksin efendim
Gidiceksin sen medine yetim fatıma yetim kalacak
Cebrail kapını son kez çalacak
Yanında ölüm meleği azrail girmiyecek huzura sen izin verene dek
Ne senden önce kimseden izin istedi nede senden sonra isteyecek
Demekki gidiceksin efendim
Matem şehri olacak medine kimse inanmayacak gittiğine
Taki sabah ezanını okurken bilal mübarek ismine sıra gelince
Ve bilalin sesi titreyince işte o an sensizlik kıyameti kopacak
Yıldızlara benzettiğin ashabın birbir düşücek toprağa
Ve ehlibeytin yüreği param parça olmuş gibi
İşte fatıma zelzeleye tutulmuş bir dağ gibi Fatıma
Hazreti Aliye bakıcak ama bu bakış başka
Ey hasanın babsı diyecek
Resulullahı toprağa gömüp dönmeye kalbin nasıl dayanır
Onun üzerine toprak saçmaya gönlün nasıl razı oldu
Oysa o rahmet ve merhamet peygamberi
Fatıma zelzeleye tutulmuş bir dağ gibiydi
Ve adın geçer
Her asır adını hatırlatır müjdelediğin kardeşlerin gelir sonra
Abdulkadir geylaniler Şah-ı Nakşibendiler İmamı rabbaniler
Adını ezberlettiler
Aşkını kalplere nakş ettiler
Şah-ı haznevinin bahçesinde nurundan bir güneş doğdu
Ve aydınlattı anadoluyu o güneşten güneşler doğdu
Söndürmesin Allah
Şimdi ne güzel güneş var semamızda Elhamdülillah
Adın Geçer
Bilalin bıraktığı yerden sayısız minareden ezanların yükselir
Susturmasın Allah ondört asrın ardından cıkıpta vatanından
Yeryüzüne yayılan Peygamber çiçekleri
Musat bin umeyr gibi uhud kokan elleri
Sevgini insanlığın kalbine merhem diye sürüyor
Onlar toprağın her karışında adın geçsin diye yürüyor
Durdurmasın Allah
Ve gün biter saat biter vakit gelir görmez olur gözler kulaklar duymaz olur
Diller tutulur dünyalık felakette biter saadette
Ama Efendim inşallah son nefeste Kelime-i Şehadette Adın gecer
Allahın Adıyla Rahman ve Rahim olan Onun Adıyla isimler unutulur
Unutturur yaradan adın geçer
Kalbe Nur Gönle Sefa Eşrefil Vera hazreti Seyyidina Muhammedinil Mustafa
 
Dursun Ali Erzincanlı

Adın Geçer – Dursun Ali ERZİNCANLI | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 2% [?]

Utansın Bütün Dünya – İkbal GÜRPINAR

24 Aralık 2009 Yazan: Cevher

Utansın Bütün Dünya

Utansın Bütün Dünya

Ben Filistinli çocuğum

Sizin yuvanız gibi sıcacık,
Benim de yuvam vardı ufacık.
Siz ne kadar şanslısınız!
Rüyalarınız bile şen, şakrak,
Ben ise rüyamdan bile ağlayarak,
Gece uykumun arasında,
Uyanıyorum korkarak!
Siz yaşadınız mı hiç?
Top mermileri arasında bağırarak,
Tankların altında ezilirken,
Korkuyla uykudan uyandığınızı,
Gördünüz mü hiç?
Gündüz böyle, gece böyle, rüyada böyle,
Hangisi gerçek, hangisi düş,
Bilmiyorum ben de.
Ben böyleyim işte,
Ben, Filistinli çocuk! …
Sımsıcak yuvalarınızda,
Anneniz, babanız, kardeşleriniz,
Neşeyle yaşıyorsunuz siz.
Ya ben? Ya ben nasılım? …
Zindanlarda sürünen,
Haylini bile unuttuğum babam! …
Kim bilir nerede? …
Yaşıyor mu acaba?
Üzülüp ağladığım zaman,
Gelip başımı okşayan,
Göz yaşlarımı silen bir babam olsaydı! …
Ama yok artık benim babam!
Çünkü ben, babası zindanlarda çürüyen,
Ona ağıtlar yakıp üzülen,
Filistinli çocuk! …
Elinize bir diken batsa,
Bir yeriniz kesilse, kanasa,
Hele kolunuz, bacağınız kırılsa,
Canınız nasıl yanar! …
Nasıl ağlarsınız değil mi acı acı! …
Ya ben nasılım?
İşte ben buyum,
Ben, Filistinli çocuk!
Benim acılarımı ancak,
Ağaçlar, kuşlar kadar,
Duyabiliyor musun sen?
Nerde buzullar arasında sıkışıp kalan
Balinaları kurtarmaya çalışanlar? …
Nerede petrole batan kuşlara,
Üzülüp ağıtlar yakanlar?
Nerede sokak köpeklerine acıyıp,
Onlara yardıma koşanlar? ….
Bir balina, bir kuş, bir köpek kadar,
Benim de değerim var.
Yıllardır dinmedi gözyaşım,
Ben hep ağlıyorum!
Göz yaşlarım bile kurudu,
Tıpkı çöller gibi!
Sen benim gözlerimden yaşların,
Aktığını mı sanıyorsun?
Senin gördüklerin gözyaşı değil,
Onlar, gözyaşı yerine akan,
Sizler gülüp oynayın,
Halay çekip türkü çağırın!
Balinalara yardıma koşun,
Petrole batan kuşları kurtarın!
Onlar için göz yaşı dökün!
Köpekleri kurtarın siz! …
Belki de hiçbir zaman,
Artık olmayacak babam! …
Keşke ben de sizler gibi,
Koşup "Baba! " diyebilseydim…
Kollarına atılıp, sarılsaydım boynuna,
Oyunlar oynasaydım onunla.
Bir kuş, bir köpek, bir balina kadar
Bana yardıma koşmayanlar!
Ben inlerken zulüm altında,
Ben ezilirken tanklarla,
Kollarım kırılırken taşlarla,
Herkes bana seyirci kalıyorsa,
Utansın bütün insanlık!
Utansın bütün dünya!

Kolları taşlarla kırılan,
Bacakları tekmeyle, dipcikle ezilen,
Feryadıma hayvanlar bile dayanamazken,
Herkes tarafından seyredilen,
Ben, Filistinli çocuk! …
Damarlarımdan süzülüp gelen kan! …
Ben kan akıtıyorum gözlerimden! …
Ben kan ağlıyorum ciğerimden! …
Yakında o da kuruyacak,
Tıpkı göz yaşlarımın kuruduğu gibi!
Çünkü ben olmayacağım artık! ..

Utansın Bütün Dünya – İkbal GÜRPINAR | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 1% [?]

Sen – Vefa TAŞDELEN

12 Aralık 2009 Yazan: Cevher

Vefa TAŞDELEN

Ne garip bir varlıktır şu sen.
 
Ne bereketli, ne bitmez tükenmez bir kaynaktır.
Bütün şiirler sen diye başlar, sen için gelişir.
Şarkılar sen’i söyler, türküler sen için yakılır.
Kitaplar sen için yazılır, düşünceler sen için üretilir.
Sistemler sen için kurulur, dinler sen için gelir.
Sen için yaşarız çoğu kez, yüreklerimiz sen için atar…
Ne garip bir varlıktır şu sen.
Sen’le birlikte yaşar, sen’le birlikte var oluruz.
Sen’i etkiler ve sen tarafından etkileniriz.
Benliğimizin bir ucu, bir yanı sen’dir.
Sen, hem varlığımızın çekirdeği, hem zarıdır.
İçimizde sen vardır; sen tarafından kuşatılırız.
Kendimizi sensiz düşünemeyiz; biz sen’le varız, bütün hesaplarımız sen üzerine kuruludur. Sen varlığımızın temelidir.
Sen’i sever, sen tarafından seviliriz.
Evet evet, bütün yaşantımızda, tüm varlığımızda sen vardır.
Sensiz yaşayamayız.
Sensiz hayat olmaz; sen’ler içinde yaşarız.
Kimdir bu sen?
 
Annemizdir, babamızdır, kardeşimizdir, eşimizdir, çocuklarımızdır, dostlarımızdır, öğretmenlerimiz ve öğrencilerimizdir; ekmek aldığımız fırıncı, süt aldığımız sütçü, alış veriş yaptığımız bakkaldır.
İçinde yaşadığımız toplum, iletişim ve etkileşim içinde olduğumuz herkestir.
Dostlarımız, düşmanlarımız, sevdiklerimiz ve nefret ettiklerimizdir.
 
Ne garip bir varlıktır şu sen.
 
O, anlayan ve anlaşılan bir varlıktır.
Duygularımızı ve düşüncelerimizi sen’le paylaşırız.
Hüzünlerimiz, kederlerimiz, sevinçlerimiz ve mutluluklarımız sen’le anlamlıdır.
Sen’in olmadığı yerde hayat yoktur.
Kelimeler sen’le vardır.
Sen, bir gönül, bir ruh, bir akıl, bir bedendir.
Sen, ben’in sıçrayışı, kendini açması ve aşmasıdır.
Sen, ben’in ölçüsü, sınırı ve anlamıdır.
Sen, ben’in sorumluluğu, amacı ve bilincidir; sıcaklığı ve mutluluğudur.
Sen, ben’in aynası, konusu ve kuralıdır.
 
Ben sen’le vardır, sen’le anlamlıdır.
Ne garip şeydir şu Sen.
Ve Gabriel Marcel’e göre en yüce varlıktır, yani Tanrı’dır…

 Veda TAŞDELEN

Fon – Göksel Baktagir & Masum Aşk |  Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: -1% [?]

Psikopatik Aşk – Bedirhan GÖKÇE

03 Aralık 2009 Yazan: Cevher

Psikopatik Aşk

Bişeyler Öğrenmişem.Gel Değişik Sevah.
Sen Beni Sev ,Ben Seni… Sevdayi Yaşiyah.

Sen Bene Sevdalan Yan,Ben De Sene,
Klasik Aşk Neyse Oni Yaşiyah.

Ya Da Senin Haberin Olmasın,
Ben Seni Arhadan Arhaya Sevim.

Platonik Aşk Neyse Oni Yaşiyah.
Sevdadan Oturah Yiyah,İçah.

İkimizde Tombul Olah.
Tombulik Aşk Olursa Oni Da Yaşiyah.

İsdirsen Sevdandan Kendimi Kesim.
Müzikler Dinliyim Doğriyim,Biçim.

Piskopatik Aşk Varsa Oni Yaşiyah.
Hele Bah.Ben Kerem Olim Sen Asli.

Sonumuz Onlar Gibi Bitsin Yasli.
Nostaljik Aşk Neyise Oni Yaşiyah.

Kibarlaşah.Tankolar Gibi Sevah.
Çoh İnce Olah.Ele Dolanah.

Tankoli Aşk Varsa Oni Da Yaşiyah.
Yalani Bırahah Hep Doğri Diyah.

Berabar Oturah,Berabar Gahah.
Elele Dizdiz,Gözgöze Bulunah.
Realist Aşk Neyse Oni Yaşiyah.

Tarlalara Bahcalara Düşah,
Elele Dutuşip Türki Söyliyah.
Romantik Aşk Neyse Oni Yaşiyah.

Pisigi,Gudigi Sen Diye Sevim,
Sen De Horozi Culuği Ben Diye Sev.
Sembolik Aşk Da Varsa Onida Yaşiyah.

Gel Elele Verah.Gendimizi Elektirige Gapdırah.
Zangır Zıngır Titriyah.Ama Ölmiyah.
Elektronik Aşk Varsa Oni Da Yaşiyah.

Ahorlarda Merek Ve Komlarda Buluşah.
Tezek Galahlarının Altında Sinah.
Otantik Aşk Varsa Oni Da Yaşiyah.

Aman… Bırah Onlari.
Beni Sevirmisen?
Ben Seni Hegget Sevirem.

Ele Şeylari Bırahah.
Adam Gibi Sevah,
Adam Gibi Yaşiyah
 

Bedirhan GÖKÇE – Piskopatik Aşk | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 1% [?]

Page 1 of 212


Bu site tamamen amatör bir site olup kesinlikle hiç bir ticari amaç gütmemektedir.
Buradaki yazı ve şiirlerin bütün hakları, yazarlarına ait olup sahibi istemediği takdirde derhal yayından kaldırılacaktır.
Kaynak belirterek alıntı yapabilirsiniz.
Tarım ve köy işleri bakanlığınca onaylanmış uyku hapı olan yeşil-ex sizi mışıl mışıl uyutur.

| Ana Sayfa | İzyad | İHH | Fon Müzikleri | Bedirhan Gökçe | Kahraman Tazeoğlu | Siir Fm | Bedirhan Gökçe Şiirleri | Kahraman Tazeoğlu Şiirleri | Sitemap |

PageRank-TR.com

Copyright © 2007 - 2010 SiirFm.COM. Designed By Cevher