Murat İNCE Şiirleri
Ateş Düştü – Murat İNCE
20 Mayıs 2010 Yazan: Cevher
Cana telaş düştü, göze ateş,
Kalbe gam çöktü, gönüle gurbet.
çarpıcı havalar, geniş yollar ve kanda izler, sonra yaralar, kanayan yaralar.
Galibin habercisi, acının müjdecisi, nefesin azraili, kötünün kolcusu, yalanın söyleyicisi.
Hana hamama, yola mekana, sana – bana,
karanfile yolcuya, samana samanlığa;
cana, canana ateş düştü.
Sinekli bakkala, tazegül fırına, yoğurtcu çocuğa, seyyara – simitciye,
havada teyyareye, kalpte kıbleye,
sana – bana ayrılık düştü.
Ölümün haberi, yazgının kaderi, zalimin sözü, şeytanın dili,
bir karanlığa; birde yaşama düştü.
çekip giderim, kalmam giderim, söylemem giderim, susar giderim, ağlamam giderim,
vurur giderim, sıkar giderim! devri bitti.
Kara düzen vermez mola, otobüsler gelmez ola, sular akmaz çicekler açmaz ola,
sen benden gider ola, dost bir kula satar ola.
Ne telaş ne aşk nede meşk kalmadı
sıkıysa dur sözünde, sıkıyorsa kal kederin içinde
sonra çek çekebiliyorsan, git gidebiliyorsan devri başladı acının ve ateşin en dibinde
Ihlamur kokuları, mavinin yankısı, göğün ebem kuşağı, selvinin gölgesi dağların dumanı,
erimemis karı ve yolların hasreti, kavuşmanın lezzeti, mektubun sızızı, mendilin alı,
sözün gümüşü, sükutun altını hiç biri kalmadı
..ve hiç biri yaşamıyor adı yalan olan iklimde.

Öze kan düştü,
söze ateş,
yüze keder çöktü
ömre gurbet..
Asi boranlar, sarp yamaçlar ve ömürde hatıralar sonra karalar,
soğuk havalar..
gelmişin ve geçmişin, soytarılığın pirimcisi, yalakanın şakşakcısı, zamanın gözcüsü, ölü sevicisi.
Gerçeğe – yalana, toza – toprağa, sana – bana
kafeste kanaryaya, yolda yolcuya, cana, canevine..
Temiz saydığın herşeye ve damarlarındaki kana
Sonra yabana, asiye, mazluma, güzele, çirkine..
Dedimya herşeye, güzel saydığın, sevdiğin, önemsediğin, bakmaya kıyamadığın, koklamaya doyamadığın,
söze, özümüze, sana – bana,

.. sonra temmuza;
birde bitmeyen aşkımıza..
önce ayrılık / sonra ateş düştü ..
Murat İNCE – Ayrılık Sevdi Bizi – Ateş Düştü – indir | Alternatif
Popularity: 5% [?]
Saat On iki (12) – Murat İNCE
28 Şubat 2010 Yazan: Cevher
Karanlığımın örselenmiş
Ve tükenmiş kimliğinden yazıyorum
Merhaba çocuk;
Kaldırım taşlarına baktığımız
Esmer Ankara’nın yüzümüzü kavurduğu
Dudaklarımızı çatlattığı
Gözlerimizi doldurduğu
Karanlık bir odanın en duldasına
Ve bir çok gidişin ardına yaşanan
Ağlanan bir gecenin hapsinden yazıyorum
Merhaba arkadaş;
Gidişinle mi başlayacaktı
Kalbimin yeniden kanaması?
Ve özlemin, beni böyle çırılçıplak
Bir yangının ortasına mı bırakacaktı?
Öyle çok yoruldum ki çocuk
Bu kaçıncı sensiz gece?
Saymadım, adını koymadım,
Ve öylesine değiştim ki,
Görsen hem kaçar, hem de ağlarsın
Ben bu ayrılığı anlamadım çocuk
Hala karanlık odamı aydınlatan,
Bir elmanın yarısı sen, yarısı ben olan,
Siyah beyaz bir hatıranın fotoğrafı baş ucumda
Cebimde burnunu sildiğin o üç kuruşluk peçete
Yakut misali yanıp duruyor kalbimin üstünde
Ve ben kalemi kağıdı elinde hasrete pervane
Seninde dediğin gibi yaramaz bir şairim yine
Soyadım ince yaa,
Yine ondandır ince mevzulara takılıp kalmam…
Dizlerine başımı koymayı,
Başını dizlerime koymanı özledim
Öyle çok özledim ki özlemden öte
Aslını sorarsan kalbini kırmak değil ,
İncitmek seni, asla!
Yemin ederim niyetim ağlatmak değil
Bütün sözlerim; çıkmazlara sokan yokluğuna,
Bu karanlık odanın içine bırakan hatıralarına
Ve dahası bir kere sesini duyamayışımadır…
Öfke değil, nefret değil
Benimkisi hüzün sadece sevdiğim…
Sigaramın katranında boğuluyorum Ankara sokaklarına
Senden benden arta kalan o mum yarasına
Dudaklarımı gömüyorum
Sonra acı içinde geceye sönüyorum,
Yoksun yaa… Gelmiyorsun yaa… Uzaksın yaa
Yokluğunun ağır bedeli ve hepsi darbedir …
Hayata dair o gidişinle açılan büyük çukur
Devrimdir kalbimde…
Seni özlerim, seni söylerim
Böylesine yalnız Ankara gecelerine…
Saat onikiye beş var
İdamımı vermişim
ASMIŞIM kendimi yalnızlığına,
Az sonra kapım çalacak
Ve son arzun diyecek Azrail
Bir yudum su diyeceğim
Nerden bileceksin sevdiceğim
Gelmezsen öleceğim…
Şimdi kırık ezgiler yankılanır odamda, Ankara’da
Hatta malum olur kalbimin ölüm marşları
Bir sessizlik olur sonra sallanır başım
Yakar senide sallanışım o batasıca İstanbul’da
Adı diyorum adı batasıca İstanbulda
Ölesim tek geçmiş bir kaç satırda
Gelde bitsin diyeceğim
Yoksun bee sevdiceğim…
Şimdi ağlarım,
Dokunsan kanarım
Şimdi nasılsın desen,
Volkan olur patlarım
Sorma ne haldeyim, nerdeyim?
Ben kimim?
Şairin dediği gibi;
Kimliğimi tarif eden,
Yüzümü gösteren
O kahrolasıcası yüzümü diyorum
Aynalardan uzaktayım sevdiğim…
Karanlığın içine bir ince yaram daha düştü,
Sen yoktun kar beyazım, her yan kırmızıya döndü
Görmezdin, göremezdin, bilmezdin ki
Herkes gitti yine, o rutubetli odamda,
Kafam cigara dumanı içerisinde,
İçime sensizliği sindirmeye çalışıyorum
Ve biliyor musun bunu yapamayacağımı bile bile
Seni içimden silip atmaya çalışıyorum…
Seni seviyorum, seni seviyorum, seni seviyorum
Hoşçakal iki gözüm; saat on iki
Murat İNCE – Ben Senin En Çok Çocuk Yanlarını Sevdim – Saat On İki – İndir ~ Alternatif
Popularity: 1% [?]
Vatan Sağolsun – Murat İNCE
04 Şubat 2010 Yazan: Cevher
Ve körsem…
Ve sağırsam,
Duymuyorsam gözlerini,
Tutmuyorsam ellerini,
Bu seni unuttuğum,
Anlamına gelmesin be Leylam…
Yankısız, sesimi duysana,
Yüreğine yolladığım sesimi,
Az biraz anlasana,
Yollarına, beni, canımı saldığım,
Ne olur artık kapımı çalsana,
Sevgiyi yazdığım dağlara, yıkasana kanımı,
Az biraz koşsana,
Unuttuğun beni, bir kere sorsana…
Vatan sınırında kandayım, bir mektup yazsana,
Kör oldu gözlerim, görsene…
Az biraz sen de solsana,
Emanet ettiğim sevgiye, sahip çıksana.
Tel örgüde takıldı kaldı parmaklarım,
Parkamda, resimlerin, mektupların,
Dizimden altı ayaklarım,
Mayında kaldı, en güzel yanlarım.
Arasana, sarsana, olsana, duysana,
Az biraz sen de solsana,
Yollara düşüp, yaramı bulsana,
Canım ateşte, bir iki satır yazsana…
Tam üç ay oldu senden haber alamadım,
Üç gündür gözlerim açık,
Canım her yer inan karanlık,
Ateşe düşmüşüm, pusuya gelmişim, saymadım…
Dün hemşireyle konuştuk,
Çavuş Osman’ı sordum,
Şehit oldu, vatan sağ olsun, dedi
Ve durdum…
Ve sustum…
Dondum!..
Anlıyorsun değil mi?
Karanlık!..
Birde kılıç yarası,
Yürek sızısı,
Çavuş Osman acısı…Duyarsın bilirim,
Bilirim, bir yol var yüreğine,
Bir gün, koşarsın bilirim,
Çavuş Osman böceklerle, kurtlarla, haşır neşir,
Toprağa kan olmuş akar,
Bilirim, her yer karanlık
Ve can susar…Dün hemşireyle konuştuk,
Üç aydır yoğun bakımdaymışım,
Sıkça Leyla diye sayıklıyormuşum,
Tam üç aydır karanlıktaymışım…
Bir sigara istedim,
Ucuna seni koydum,
Yaktım doyunca…
Duman duman sen doldun yüreğime,
Yandı yürek, bir içimlik sigarada,
Sen ağla da, ben susayım diyecektim
Ama yoktun Leyla…
Vatana bir değil bin Osman,
Bir ben değil, bin Mehmet,
Kurban olsun…
Akacaksa dizlerimin altından,
Oluk oluk kan,
Şehitler ıslansın Leyla…
Şehitler yıkansın,
Söyle anama, sakın ağlamasın,
Görmüyorum diye,
Koşamıyorum diye,
Anam, ama anam, sakın yanmasın…
Biliyor musun geldi bir kere başa,
Geldi bir kere yara,
Kan kussam da her sabah
Ve her sabah pansumanda olsam da,
Yansam da…
Kör olsam da,
Koymuyor be Leyla…
Senin aramayışın, sormayışın kadar…
Ve acıtmıyor karanlıklar, yokluğun kadar…
Geldi geçti de Leyla’m,
Tel örgü içinde karanlığa düşen gözlerim,
Bir kere daha topa vurmadan kopan dizlerim,
İnan Leyla’m,
Geldi geçti de,
Ne aramayışın, ne sormayışın,
Ne de bir iki satır yazmayışın,
Hiçbir şey koymadı da Leyla’m
Parkamdaki resimlerin mektupların
Duydum, şarapnel parçalarında ezilmiş,
Ben gibi yanmış be Leyla’m…
Geldi geçti de,
Aktı toprağa kanımda,
Sen gelmedin de, bir kere sormadın da,
Bir iki satır yazmadın da,
Ben yine solmazdım da,
Dün öğrendim, parkamla kül olmuşsun Leyla’m…
Karanlığımda bir yol buldum
Ay yıldız, kıpkırmızı bir can buldum
Gülümsüyordu Çavuş Osman
Vatan sağ olsun Mehmet’im, diyordu,
Bir de sarılıyordu, yürek hoplatan,
Bir de bayrak diyordu, Çavuş Osman
Ve toprak
Ve bayrak, diyordu,
İnce bir sızı düşüyordu, yüreğime
Ayaklanıyordum, koşuyordum
Kurşun üstüne
Kurşunlar üstüne
Bir can bir can daha var, Osman’ım
Daha ben ölmedim, diyordum
Yağmur gibi yağan kurşunlara, koşuyordum
Leyla’m unutsa da Mevla’m unutmadı
Biliyorum Osman biliyorum diyordum
Ve koşuyordum düşman üstüne
Karanlık içindeHemşire, Mehmet Mehmet diye uyandırmıştı,
Tam üç ay oldu bitti Mehmet diyordu
Bitti aslanım diyordu, diyordu da gözleri hiç susmuyordu
Ellerim yüzüm ıslanmıştı
Leyla dedim, çavuş Osman dedim
Bitti aslanım bitti Mehmet’im ,
Vatan sağ olsun diyordu
Vatan vatan vatan sağ olsun…
Vatan Sağolsun – Murat İnce | Alternatif
Popularity: 1% [?]
Çekil Git – Murat İNCE
21 Aralık 2009 Yazan: Cevher
Çekil Git
Çekil git artık düşlerimden,
Bıkıp usanmadın mı benden artık ?
Gözlerimden, yüreğimden, içimden,
Ve varolan her şeyimden, git artık..
Dokunma, kirletirsin beyazları,
Konuşma, tüketirsin satırları,
Mehtabı bırak, doğan ayrılık,
Çekil git, şafak gelen aralık…
Kanıyorum zaten, uzak dur benden,
Sebebin olurum, yakanın olurum,
Çekil git yolumdan, ölümün olurum,
Ve git artık, ne olursun git benden
Konuşma, nefesini al benliğimden,
Ben soluğunu kesmeden,
Sus demeden, sus ne olur, söylemeden,
Git, bir daha Allah aşkına, hiç dönmeden…
Yıkıl git artık hayallerimden,
Kumdan evlerin, yıkıldı artık,
Taşlarımdan, oyuncaklarımdan, beynimden,
Ve yaşayan, her şeyimden, git artık
Uzanma, karaya çalarsın günlerimi,
Söylenme, devrik tümcelerim olursun,
Ne öznesini, ne yüklemini kurtarabilirsin
Çekil git, bırak, bütün düşüncelerimi…
Yaralıyım zaten, şöyle dur gönlümden,
Derdin olurum, korun olurum,
Çekil git, harın değil, külün olurum,
Ve git artık, ne olursun git, git gözlerimden
Kal yerinde öylece, ses etme,
Mevsimler solsun senelerce,
Mümkünse çıkmasın, o iki hece,
Öldü de, bitsin bu işkence…
Ya da bir sonbahardı, sarardı de,
Düşen her bir yaprakta, uzaklaştı de,
De ki, gövdeden dal kırıldı,
Kopan candı, yıkıldı de, deki öldü, öldü de…
Yaşamaz de, olsun de, deki bitti, bitti de…
Kardı yağdı, yağmurdu aktı,
Sonra toprağa karıştı, kurudu de, soldu de…
Ne bileyim işte, kısaca öldü de…
Ve çekil git artık, gölge etme,
Alın yazısı gibi görme,
Değilim birşeyin, olmadım hiçbir şeyin,
Çekil git artık, ne olur çekil git, kötü söyletme…
Yaşamaz de, olsun de, deki bitti, bitti de…
Kardı yağdı, yağmurdu aktı, kurudu de…
Sonra toprağa karıştı, soldu de…
Ne bileyim işte, kısaca öldü de…
Ne dersen de…
"Sana git dediğim yalan
Yokluğun bende kalan
Son sözüm budur sakın sakın gitme"
Ayrılık sevdi bizi, içim hüzün denizi
Çekil git desemde gitme sevdiğim
En güzel derdim sensin, ölüm seninle gelsin
Bende git desemde gitme"
Murat İNCE
Çekil Git – Murat İNCE – Alternatif
Popularity: 1% [?]
Martılar Siyah Baba – Murat İNCE
12 Aralık 2009 Yazan: Cevher
Martılar Siyah Baba
Martılar Siyah Baba
Köhne, tuzlu bir yaşamdan yazıyorum,
Merhaba diye başlamak istiyorum…
Gecenin berrak dökülüşü aklıma geliyor,
Usulca yanağıma kondurduğun busen
…ve yastığımın altına sıkıştırdığın gofret
Sonra, sonra annemden gizli bıraktığın harçlıklar…
Paylaşmanın buharı kızarmış bir tavukta,
Yeni fırından çıkmış birkaç pidede esiyor
…ve “Hadi oğlum kalk” diyen sesin
Kulaklarımda çınlıyor baba…
Yüreğimde yankılanıyor,
“Sizsiz boğazımdan geçmez” deyişin…
Elin midende, göğsün direksiyonda,
Bir gece yarısı mide kanaman
…ve bir sabaha karşı kaza haberin
Kulaklarımda çınlıyor
…ve ben daha beş yaşındayım baba
Yürek, kaşındaki derin izlerde boğuluyor…
Uzaklardan, ağların çekildiği derin mavilerden yazıyorum,
Pul pul hatıralar takılıyor gözlerime
Enginlerde kayboluyorum baba…
Şavkı vururken ayın, gecenin esrarına bir beyazlık düşüyor
Sen geliyorsun yüreğimin baş ucuna
…ve hiç gitmiyorsun baba…
Tuhaf, çok isterdin de, bir şiir yazamazdım sana,
Elim varmazdı kağıda, kaleme
Boğazıma bir şeyler sarılırdı,
Karabasanlar çökerdi yüreğime
Durur kalırdım taş gibi, kaskatı
Sonra, sonra içimden geçirirdim,
Bir gün, elbet bir gün yazarım diye…
Demek, gecenin dehlizlerinden ağlar çekilirken,
Ben deli divane sana susarken ,
Düşerken yıldızlar pul pul ellerime,
İçimde derin sancıları çekerken
…ve sen, hudutsuz özleminle, gönlüme çökerken
Bu gece sana yazacakmışım baba…
Bir bisiklet için kurduğum hayallerde
Hep sen suçluydun çocuk yüreğimde…
Nerden bilebilirdim, yokluk mertliği bozar baba,
Yoksa hangi baba istemez?.. bir çocuğa
Gökkuşağına çengel atıp, bir sal yapıp kaydırmayı…
Yıllar geçiyor baba, yaşlılık saçlarına düşüyor,
Derin izler yüzüne, dökülen dişlerine
Kalbine vuruyor ve dizlerine yıllar…
Ömrün en orta yerindeyim baba,
Yıllar önce sen gibi, bir bisikletin yükü sırtımda,
Nerden bilebilirdim?.. yokluk adamlığı bozar baba…
“Yara en çok kanarken yakışırmış adama” diyorlar,
İçim almıyor tükenişleri, gidişleri
Burada olsaydın şimdi, anlatırdım
“Bir kıza sevdalandım” derdim,
Ellerim yine çok üşüyor baba,
Martılar neden böyle siyah baba?..
Canım sıkılıyor, zırhlı birliklere teslim ettiğin gün,
“Yak bir sigara”, deyişin kulaklarımda ağrıyor,
Sen nasıl bir adamdın baba?..
Yüreğin ne kadar engin,
Baba yüreğim kanıyor,
Duman duman hasret tütüyor her yanım baba…
Şimdi düşsem şu dalgalara boğulur muyum?..
Yine tutar çıkartır mısın baba?..
Yoksa duymaz mısın sessiz çığlıklarımı tuzlu sularda?..
Martılar siyah baba, martılar siyah
Çığlıkları gecenin ahengini boğuyor baba
Baba, baba korkuyorum, tuzlu bir yaşamın arasında,
Martılar siyah baba, martılar siyah…
Murat İNCE
Ersin HOŞGENÇ – Martılar Siyah Baba – Murat İNCE | Alternatif
Popularity: -0% [?]
Yalansız Sevdim Seni – Murat İNCE & Ahmet ŞAFAK
24 Ekim 2009 Yazan: Cevher
Sevdim Seni
Dert etme kendine
inim inim inleme
Sus Bir kere dinle.
Çıkarsız sevdim seni
Üşürken ısınmaya hasret gecelerde
Yalansız sevdim seni
Ölüme esen sabah yellerinde.
Yanarcasına sevdim seni
Çırasız ateşinle yanarken de
Ölürcesine sevdim seni
Aşkımız tarih yazarken dillerde.
Parçalanırcasına sevdim seni
Gözlerine bakamazken ağlarken de
Ve boğulurken de gözyaşımda sevdim seni
Sen sırtını çevirip yerlere atarken de.
Muhtaç etme sözlerine
Damla damla ağlama
Gel son kez dinle.
Dört bir yanda sabah ezanlarında sevdim seni
Ellerini tutamazken göğsünde uyuyamazken de
Serseri olmayan namuslu duyguyla sevdim seni
Sen umutları bulutlara güneşe çizerken de…
Bozkır kaldığım dağ yamaçlarında sevdim seni
Yaşamakla ölmek arasındaki kılda ezilirken de
Ödlek olmayan yürekli bir sevgiyle sevdim seni
Sevdim seni sevdim seni ne çare
Dert etme üzülme
Gel beni son kez dinle
Yalansız sevdim seni
Sevdim seni ne çare
Zindan odalarda bin bir dualarda sevdim seni
Sen şartlı sevdalara maddelere dökerken de
Gözü kara yalan dolan olmayan sevgimle sevdim seni
Umutlarımı hicranlara yarınlarımı karalara salarken de.
Biliyorsun yok demiştin umut
Olmaz dilekleri tüket
Yüreğine unutmaktan söz et
Nafile dilde son düet
Umutlara kes bir bilet
Dedin diye istedin diye
Razı oldum sustum şimdi
Param parça dilim dişlerimde
Gücümün yettiği kadar
Sesimin çıktığı kadar
Avaz avaz bağırıyorum
Son nefesimde ölürken de sevdim seni
Ölürcesine sevdim seni…
Dert etme üzülme
Gel beni son kez dinle
Yalansız sevdim seni
Sevdim seni ne çare
Murat İNCE & Ahmet ŞAFAK – Yalansız Sevdim Seni – indir ~~ Alternatif
Popularity: 1% [?]
Sitemim Sanadır – Murat İNCE
23 Ekim 2009 Yazan: Cevher
Bir Çakmağın Sesindeki Kayboluş
Bir Damla Benzindeki Koku
Filitin Ucunda Tutuşan Ellerim
Çakmak Taşındaki İlk Kıvılcım Kavrulan Yüreğimin Kökü
Yanan Bütün Bedenim Sitemim Sanadır Yar
Kaybolmuş Bir Çakmağın Sesinde
Baş Döndüren Kokuda Başlıyor Yok Oluş
Sitemim Sitemim Sanadır Yar
Tütün Kokusu Sarmış Yüreğimin Odalarını
Nikotin İki Yandan Kuşatmış Parmaklarımın Arasını
Sitemim Sanadır Yar
Caddelerde Eylül Yağmurları
Toprağa Düşen İlk Damlada Kaybolmuş
Ve O İlk Koku
Çiğdem Çiçeklerinin Boynu Bükülmüş Toprağın Üstü Çisil Çisil
Yüreğimin Kökü Balcık Sitemim Sanadır Yar
Sokak Başlarında Kalmışlığım İliklerime Kadar Islanmışlığım
Ve Acıya Alışmışlığım Esiyor Damarlarıma İhanet Doluyor Yar
Sitemim Sitemim Sanadır Yar
19′unda Değildim 29′undada
Ömür Çisil Çisil Tükeniyordu Yar
Rayların Arasına Akıyordu Gidiyordu Sıkışan Bütün Kederlerim
Bitiyordu Dertlerim Sitemim Sitemim Sanadır Yar
Halime Ağlıyordu Bulutlar Gibi Yağıyordu
Şehrin Uzak Bir Köşesinde Yine Annem Ağlıyordu
Giderken Ben Büyük Acılarla Bir Çakmağın Ürküten Sesiyle
Fitilin Ucuyla Tutuşarak Taşındaki İlk Kıvılcımla Yanarım
Kül Olan Yüreğimle Giderken Ben El Sallamıyordun Bile
Yeni Bir Hayatı Tutuştururken Sen
Sitemim Sana(dır) Sitemim Sana(dır)
Sitemim Sanadır Yar
Murat İNCE – Ayrılık Sevdi Bizi – Sitemim Sanadır – indir ~~ Alternatif
Emrah ONAR – Sitemim Sanadır – Murat İNCE – indir ~ Alternatif
Popularity: 1% [?]
Kader – Murat İNCE
21 Ekim 2009 Yazan: Cevher
Adı Kaderdi, kadersizliği adında gizliydi,
Tanıştığımızda henüz onaltısındaydı,
Sapsarı saçları, masmavi gözleri vardı
Yanakları al al, dudakları kirazdı,
Gül dalında açmamış goncaydı…
Kirli bir el değmişti beyaz ufuklarına,
El ki, kırılası, yok olası, kahrolası,
Hain bir niyetin çirkin soytarısı…
Simitlerimi satıyordum Kilyos sahilinde
Kaderimin susam taneli simitlerini…
Sabahtı, güvercinler, serçeler yaylımdaydı,
“Bir gevrek” demişti mavi gözlü kadın,
“Bir gevrek, simitçi” demişti…
Yorgun bakıyordu, sarı dalgın saçları
Sonsuz ufuklara yeni sahiller çiziyordu…
Yanına oturmamı istedi, okul çıkışıymış,
Kader dalgın ama yarınlara umutlu
Sarı mavi kaldırımlarda evine yürüyormuş.
Çakal surat kaldırımdan kapmış Kaderi,
Çok ağlamış, yalvarmış, aman dilemiş,
Sonra susmuş, Kader kadersizliğine polis abi.
Kaderi tanıdığımda bir dilberdi,
Gözleri masmavi, hayalleri kapkara
Ama kalbi halen tertemizdi…
Tesadüfen kaderine mazhar olmuş,
Kirletildiği yılları duymuş, kahrolmuştum…
Yeter isimli kadının on yıldır sermayesiymiş
İçeriye de bir hayli borcu varmış.
“Adım Kader lakin kaderin neresindeyim?
Bilmiyorum simitçi, okul çıkışından beri,
Canımın acımadığı bir anı hatırlamıyorum,
On paraya satıldı kaderim bozuk para niyetine
Onaltımda hayatım karartıldı, gücüm yetmedi
Durduramadım kurtulamadım simitçi…”
Pembe kaldırımlarda takunya kafalı,
Hamam bakışlı, salyangoz duruşlu
Ve çakal suratlı bir keş, sizi tahrik etti mi?
Siz hiç kendinize aykırı oldunuz mu?
Ve siz durup dururken, sarı sıcak,
Mavi bir masumun kanına girdiniz mi polis abi?
Bir ara ikimizde sustuk, birden Kader;
“Bezen at kendini diyorum şu serin sulara.
Kilyos beni tutar mı?” diye boğuk bir sesle,
Koyu maviye bakarak iç geçirdi
Ve o sakinliği yok edercesine bir ses;
“Yürü lan k…e!” Sonra büyük bir tokat…
Kader ağlıyor, benim burnum kanıyordu,
Simitlerim Kaderin gözyaşlarıyla buluşuyordu…
Kanayan burnuma değil de polis abi
Kaderin yediği silleye ağlıyordum ben…
Yapma! Dedim it surata, Vurma! Dur! dedim, durmadı…
“Kaybol lan! Gebertirim!” Dedi
Ve elini beline götürüp silahını çekti…
Kader onaltısında vurulmuştu,
Bugün yirmialtıydı
Ve ben onaltısında bir çocuktum,
Onaltısında genç kızlık hayallerini,
Yarınlarını kaybetmiş bir kaderi dinliyordum,
Ben Kaderi onaltısında tanımıştım ama
“O” onaltı değildi, yirmialtıda polis abi…
O gün tası tarağı bocalamıştım
Suratı it iskelesi, bakışları
Hayvan ötesi caniye…
Hırsımdan rüzgar parçalanıyor,
Sular yırtılıyordu, dinmiyordu öfkem
Ne kadar vurursam vurayım çirkin suratına.
Uzatmayım polis abi,
Dayanamadım bu cendereye,
Cebimdeki falçatayı çıkartıp,
Şah damarını kesince
Danalar gibi böğürmeye başladı it surat…
Hiç pişmanlık duymadım,
Hayata aykırı hissetmedim,
Çünkü gözleri gülüyordu Kaderin,
Çünkü it soyunun çırpınması, tiril tiril titremesi,
Oluk oluk kanının akması, bir ömrün en kahpe,
En aşağılık duygularla kirletilmesini temizliyordu,
Dahası Kader gözlerini yumarken polis abi başı dikti…
Yüzünde belirgin bir tebessüm vardı…
Neticede Kader’in gözlerinden bir defa göç etmiştim
Ve Kader’in gözyaşları Kilyos’un poyrazına
Ve derin mavilerine karışmıştı bir kere
Benim kaderimde müebbet yazılsa ne yazar polis abi?
Yaz polis abi bir hayata son verdim suçluyum,
Mutluyum en azından bir Kader yaşıyor,
Haa polis abi, simit tablam size emanet,
Çıkarsam bir gün
Kaderimin simitlerini yine satacağım,
Issız ve tenha parklarda kaderimi arıyacağım…
Bir Kader Mahkumunun Hayat Penceresinden…
Murat İNCE – Ben Senin En Çok Çocuk Yanlarını Sevdim – Kader – İndir ~ Alternatif
Popularity: 1% [?]
Saat Oniki – Murat İNCE
21 Ekim 2009 Yazan: Cevher
Karanlığımın örselenmiş
Ve tükenmiş kimliğinden yazıyorum
Merhaba çocuk;
Kaldırım taşlarına baktığımız
Esmer Ankara’nın yüzümüzü kavurduğu
Dudaklarımızı çatlattığı
Gözlerimizi doldurduğu
Karanlık bir odanın en duldasına
Ve bir çok gidişin ardına yaşanan
Ağlanan bir gecenin hapsinden yazıyorum
Merhaba arkadaş;
Gidişinle mi başlayacaktı
Kalbimin yeniden kanaması?
Ve özlemin, beni böyle çırılçıplak
Bir yangının ortasına mı bırakacaktı?
Öyle çok yoruldum ki çocuk
Bu kaçıncı sensiz gece?
Saymadım, adını koymadım,
Ve öylesine değiştim ki,
Görsen hem kaçar, hem de ağlarsın
Ben bu ayrılığı anlamadım çocuk
Hala karanlık odamı aydınlatan,
Bir elmanın yarısı sen, yarısı ben olan,
Siyah beyaz bir hatıranın fotoğrafı baş ucumda
Cebimde burnunu sildiğin o üç kuruşluk peçete
Yakut misali yanıp duruyor kalbimin üstünde
Ve ben kalemi kağıdı elinde hasrete pervane
Seninde dediğin gibi yaramaz bir şairim yine
Soyadım ince yaa,
Yine ondandır ince mevzulara takılıp kalmam…
Dizlerine başımı koymayı,
Başını dizlerime koymanı özledim
Öyle çok özledim ki özlemden öte
Aslını sorarsan kalbini kırmak değil ,
İncitmek seni, asla!
Yemin ederim niyetim ağlatmak değil
Bütün sözlerim; çıkmazlara sokan yokluğuna,
Bu karanlık odanın içine bırakan hatıralarına
Ve dahası bir kere sesini duyamayışımadır…
Öfke değil, nefret değil
Benimkisi hüzün sadece sevdiğim…
Sigaramın katranında boğuluyorum Ankara sokaklarına
Senden benden arta kalan o mum yarasına
Dudaklarımı gömüyorum
Sonra acı içinde geceye sönüyorum,
Yoksun yaa… Gelmiyorsun yaa… Uzaksın yaa
Yokluğunun ağır bedeli ve hepsi darbedir …
Hayata dair o gidişinle açılan büyük çukur
Devrimdir kalbimde…
Seni özlerim, seni söylerim
Böylesine yalnız Ankara gecelerine…
Saat onikiye beş var
İdamımı vermişim
ASMIŞIM kendimi yalnızlığına,
Az sonra kapım çalacak
Ve son arzun diyecek Azrail
Bir yudum su diyeceğim
Nerden bileceksin sevdiceğim
Gelmezsen öleceğim…
Şimdi kırık ezgiler yankılanır odamda, Ankara’da
Hatta malum olur kalbimin ölüm marşları
Bir sessizlik olur sonra sallanır başım
Yakar senide sallanışım o batasıca İstanbul’da
Adı diyorum adı batasıca İstanbulda
Ölesim tek geçmiş bir kaç satırda
Gelde bitsin diyeceğim
Yoksun bee sevdiceğim…
Şimdi ağlarım,
Dokunsan kanarım
Şimdi nasılsın desen,
Volkan olur patlarım
Sorma ne haldeyim, nerdeyim?
Ben kimim?
Şairin dediği gibi;
Kimliğimi tarif eden,
Yüzümü gösteren
O kahrolasıcası yüzümü diyorum
Aynalardan uzaktayım sevdiğim…
Karanlığın içine bir ince yaram daha düştü,
Sen yoktun kar beyazım, her yan kırmızıya döndü
Görmezdin, göremezdin, bilmezdin ki
Herkes gitti yine, o rutubetli odamda,
Kafam cigara dumanı içerisinde,
İçime sensizliği sindirmeye çalışıyorum
Ve biliyor musun bunu yapamayacağımı bile bile
Seni içimden silip atmaya çalışıyorum…
Seni seviyorum, seni seviyorum, seni seviyorum
Hoşçakal iki gözüm; saat on iki
Murat İNCE – Ben Senin En Çok Çocuk Yanlarını Sevdim – Saat On İki – İndir ~ Alternatif
Popularity: 1% [?]
Ölmek Ne Demek – Murat İNCE
21 Ekim 2009 Yazan: Cevher
Anne sen neden burdasın ,
babam ağlayarak artık annenin yeri burası dedi.
benim annemin evinin kapısı niye yok,
camları niye yok neden sokakları çok dar?
seni çok özledim anne neden senin yerin burası?
sana çok ihtiyacım var anne nerdesin?
uyurken bile anlardım başucumda dikildiğini,
bana baktığını saçlarımı okşadığını o sıcak öpüşünü hissederdim.
babama soruyorum annem nerede diye.
babam diyordu başka eve taşındı.
diyordum annem toprağın altında nefes alamaz
orada yaşayamaz.orası nasıl bir ev?
babam bana sıkı sıkı sarılıp ağlıyor anne neden anne?
ben bu yıl okula başladım anne.
öğretmen resim dersinde bir resim çizin dedi
ben senin evini çizdim anne hatta komşularınıda çizdim.
evinin çatısındaki gülleri zambaklarıda çizdim anne.
öğretmen resmi aldı baktı baktı baktı..
nedense bir garip oldu gözleri doldu birden.
o da ağladı anne öğretmenim de ağladı anne.
bak öğretmenimde evini beğenmedi anne.
kimse senin evini beğenmiyor neden anne neden?
Sonra bana baktı öğretmenim zavallı öksüz garip yavrum dedi
anne.öksüz garip ne demek anne?
herkezi okula annesi getirip götürüyordu.
arkadaşımın annesine ” teyze sen ne zaman taşınacaksın ” dedim .
”benim evim zaten var neden taşınayım çocuğum ”dedi. ”
anneminde evi var ama o taşındı ” dedim.
sonra teyzede bir garip oldu anne.
onunda gözleri doldu ve bana sarıldı anne.
bak anne bak oda senin evini beğenmedi.
kimse senin evini beğenmiyor anne neden anne?
Seni çok özledim anne gel anne ne olur sana ihtiyacım var anne!
Evde babamı gördüm senin resmine bakıp ağlıyordu bakıyor ve ağlıyordu.
birde neden gittin neden bizi bırakıp öldün ki diyordu..
ölmek ne demek anne sen öldün mü ki?
Tıpkı akvaryumdan çıkardığımız balık gibi
Bir daha nefes almayacakmısın, gülmeyecekmisin ?
Ne olur çık o evden anne
Seni özlüyorum sana ihtiyacım var
Dönmeyeceksen benide yanına al anne
Neden beni bırakıp gittin anne neden başka eve taşındın anne..
eğer bir gün bende taşınırsam senin gibi
söz veriyorum bebeğimide yanımda götüreceğim anne
geri dön anne geri dön
sana ihtiyacım var…
Murat İNCE – Ben Senin En Çok Çocuk Yanlarını Sevdim – Ölmek Ne Demek – indir ~ Alternatif
Popularity: unranked [?]
Mağduriyetim Hükümsüzdür – Murat İNCE
21 Ekim 2009 Yazan: Cevher
Gecenin içine düştü senli hatıralarım,
Kanar ağlarım, yanar ağlarım…
“Susuz bir yaz gibi geçtin ömrümün kangren damarlarından…
Ne zaman karabiberli sıcak bir çikolata hazırlasam,
Sen gelirsin aklıma sonra bir mum yakar
Doyasıya ağlarım, kim bilir şimdi neredesin?”
Ben sende ağlamayı gördüm, ağlatmanı öğrendim
Bir sabah bin bir kırık içinde yola koyduğunu,
Göz yaşımla boğduğunu, kahrolduğumu…
Ve ortalık yerde bırakıp gittiğini gördüm…
Mağduriyetim hükümsüzdür…
Çığ düştüğü gece karlar şehriydi yürüdüğümüz
Ve sabaha kadar paltomun altında kalışımız;
Sonra mecburi sokuluşun bütün ömrüme bedeldi,
Nefesim boynunda, tenin tenimdeydi, sıcaktı yani…
Gün doğumları sende hep ayrılığı tetiklerdi
Bir defa ezber bozsan neyin eksilirdi?
Ben sende hep acıları sevdim
Ve ayrılığı tescillese de vefasızlığın
Giderken kızıl saçlarında ki yangını sevdim…
Çok yalvarmıştım, susamıştım bir yudum sana
Yanmıştım, çöl ortasındaki acıyı bal eylemiştim
Kurda kuşa yem olmuş sevmekten vazgeçmemiştim
Ya sen? Bir kere bile arkana bakmamış
Mataradan artakalan bir damla suyu çok görmüştün
Sensizlikten yanan çatlayan dudaklarıma…
Mağduriyetim hükümsüzdür…
Şimdi sen bende neyi sevdin?
Sen bende; acı çekmemi, yokluğunda deli olmamı,
Dağları taşları aşıp, karı kışı hiçe sayıp sana gelmemi,
Gözyaşları içinde yola koymayı, hep buruk,
Hep üzgün kalmamı, sensizlikle cezalandırılmamı sevdin…
Sen bende bir aşığın yok oluşunu sevdin…
Ben sende; senin benden kaçışına rağmen
Her şeye, yok oluşuma aldırmadan sevdim seni,
Ben bende seni sevdim…
Sen sonuna kadar
Acı biçsende ömrüme…
Ben bende ki seni sevdim…
Mağduriyetim hükümsüzdür…
Murat İNCE – Ben Senin En Çok Çocuk Yanlarını Sevdim – Mağduriyetim Hükümsüzdür indir ~ Alternatif
Popularity: unranked [?]
Yaralı Ceylanım – Murat İNCE
20 Ekim 2009 Yazan: Cevher
Gözüm gözüne değer
Elim eline değer
Sözün dünyaya değer
Sensiz yokmuşum meğer…
Taştan kalbin öldürür
Candan bakışın güldürür
Selamın yoksa ceylan
Zalim halin öldürür…
Kalbi yaralı ceylan
Kaşı karalı ceylan
Bende yazılı ceylan
Gitme yaralı ceylan…
Bir yangından kaçar gibi kaçardım kendimden
Gittiğim her yere gözlerin gelmeseydi eğer…
Ben senin en çok çocuk yanlarını sevdim,
Bir köpeğe dokunmanı, sevgiyle bakmanı,
Özgürlüğünü, kızıl saçlarını, gülen gözlerini
Ve bir köpeğin mahzun bakışlarında,
Ürkek duruşunda, yüzünde açan kızıl gülleri sevdim…
Çünkü sen Atlantis’tin, sebebimdin,
Çünkü sen yirmibin yıl önceden kaderimdin,
Sevgimdin, duygularımdın, çayır çimenimdin,
Bir çift kuşumdun, serçemdin,
Çünkü sen gören gözlerim, Çiğdem çiçeğim,
Kırık kanadım, seven gülüşlerimdin
Ve sen arruvmusun diyen çekik gözlüm
Kadınımdın kadınım…
Okyanusa düşmüş yüreğim boğulmazdı
Tuzlu sulara parmaklarını dokunsaydın eğer…
Bir salıncakta sallanmadan hayata
Binemeden bir kere atlıkarıncaya
Ve kayamadan kaydıraktan aşağıya
Sonra gülemeden bir palyaçonun yüzünde
El ele tutuşup yürüyemeden senle hayata,
Dokunmadan bir güle, birde ellerine
Birde gözlerine bakamadan ölürsem….
Nazlı kuğum, ürkeğim, ceylanım, yalnızım,
Yabanıl türküm, inadım, öfkelim, isyankarım
Hadi tut ellerimden, ufka beraber bakalım
Beraber özleyip, beraber sevip, beraber yaşayalım
Kahrın bizden uzak olduğu iklimlerde…
Hadi tut ellerimden üzülme, hadi dert etme, tükenme…
Kalbi yaralı ceylan
Kaşı karalı ceylan
Bende yazılı ceylan
Gitme yaralı ceylan…
Kalbi yaralı, kaşı karalı ceylan
Bu alemi çoktan terk ederdim
Bütün sokakları, caddeleri, şehirleri, ülkeleri yakmak
Seni unutturabilseydi eğer bende yazılı ceylan…
Ben senin en çok çocuk yanlarını sevdim
Zıp zıp zıplayan sonra dudak büken
Göz süzen ama hiç küsmeyen kalbini sevdim…
Çünkü sen su kadar berrak, sel kadar öfkeli
Ve ormanlar kadar kalabalık ve bir o kadar yalnız
Kızıl bir yangındın kalbimde
Gitme ey! Yaralı ceylan…
Sazlıklardan havalanan güvercinlerde
Bir kayık geçerken dururken bir gölde
Hep sen gelirsin aklıma, Birde gözlerin
Yüzünde açan kızıl güllerin, Gelir aklıma…
Ve vazgeçerim canımdan, olmadığın anda
Sonra avuçlarından su içmek isterim
Kanmak için değil, Yanan kalbime, kül olan ömrüme
Su ol, yaşam ol diye, Birde kalp sancım dinsin diye…
Gözlerimi yerlerinden bir çırpıda çıkartırdım
Beynimde her an gözlerin canlanmasaydı eğer…
Çoktan kanatlarımı kırardım
Şahin bakışım milyon kilometre uzakta
Dağları delip saçlarını görmeseydi eğer…
Üzülme kızıl perim, umudunu yitirme,
Dalıp dalıp gitme uzaklara,
Unutma ki hep yanındayım,
Hani her soluğunu aldığın anda
Ve her göz kapağını açıp kapattığında,
Yani kalbinde yaralı ceylan,
Yanı başında, dizlerinin dibinde,
Sağlıkta, hastalıkta, sevinçte, kederde
Yani her anında yanındayım,
Yine unutma kızılım, yeter ki seslen
Çığlığın olur gelirim, yeter ki sen he de;
Yakar yıkar ölümlere bu canı atar gelirim…
Biliyorsun sen benim son kadınım,
Sen benim aşkım, sen benim canım
Sen benim, sen benim her şeyimsin…
Seni sevmek mi? Delisin, ölürüm,
Sakın çıkartma aklından, ölürüm…
Seni seviyorum, seni seviyorum, seni seviyorum…
Bir yangından kaçar gibi kaçardım kendimden
Gittiğim her yere gözlerin gelmeseydi eğer…
Kalbi yaralı ceylan
Kaşı karalı ceylan
Bende yazılı ceylan
Gitme yaralı ceylan
Murat İNCE – Ben Senin En Çok Çocuk Yanlarını Sevdim – Yaralı Ceylan indir ~ Alternatif
Popularity: unranked [?]

