Anneme – Bedirhan GÖKÇE
14 Ocak 2010 Yazan: Cevher 

Bu yazımı Ankara’dan yazıyorum…
Yani çocukluğumun geçtiği sokaktan,
Yani ‘tel’den yaptığım oyuncak arabalarımı sürdüğüm yere; şimdiki oyuncak arabamı park ettiğim sokaktan,
O dede bakkalın markete, toprak yolun asfalta dönüştüğü bizim sokaktan,
Yani annemin babamın yanından…
Ben şimdi gecenin üçünde bu yazıyı yazarken, yatağından kalkıp sessizce beni seyreden ihtiyar anamın okuma yazması yok.
Konuşmadan beni izliyor, rahatsız ederim korkusuyla tedirgin bir kuş gibi bana bakıyor ve belli aralıklarla “İKİ TANE ELMA SOYEM YERSİN” diyor o kırık Ardahan-Ankara arası Azeri Türkçesi ile…
Sonra susuyor ve arada dudak hareketlerinden anlıyorum ki sustukça dua yükseliyor annemin sinesinden sağanak halinde üstüme…
Çocukken hep onu düşünürdüm …
Okuma yazması olmayan annem saati nasıl biliyor,
O zamanın deyimi ile “Bakkal hesabı”nı nasıl yapıyor, parayı nasıl biliyor, bana dersimi çalıştırırken yaptığım hatayı nasıl ANLIYOR, “hele orayı bir daha oku” derken yanlışımı nerden yakalıyor, matematikteki dört işlemi bu kadar iyi nasıl biliyor? …
Bir şiirimde şöyle demiştim…
“Herkes anasına düşkündür de
Benimkisi bir başka
Herkesin anası başkadır da
Benim anam bambaşka”
Benim anneme OLAN düşkünlüğümün sebebini ancak yokluklarla büyütülmüş çocuklar bilir.
O annelerin, yokluğun içinden bile nasıl tasarruf yapılabildiğini, yokluğa karşı nasıl varsıl durulabildiğini ve belki de yemeden yedirmenin dayanılmaz acısının nasıl bir şey olabildiğini.
Ancak 1943-44 harp yıllarında ilk gençliğe adımlarını atanlar bilir, üzümü çayın yanında şeker diye kullanmayı, ekmeğin karne ile alındığı günlerde okuldan bir karne alamamanın sancısını ve kendine zor yetecek tahılın yarısına yakınını devlete bırakmayı!
Neyse bu başka bir yazı konusu olur ama işte anneme olan düşkünlüğümün altında yatan sebebin bu olduğu gerçeği çok nettir belleğimde…
Anam okula iki gün gitmiş ve bir daha gidememiş. Çünkü yeni Türkçeye geçildiği için mektep düşmüş dağların ardına ve yokluk da eklenince kalmış evde o yaşında…
“Ya anne senin okuma yazman yok, nasıl biliyorsun bunları” dediğimde, bu gün de o gün olduğu gibi sadece gülüyor ve “hay vah hay oğul görmeduk ne eski ne de teze Türkçe” diyor.
Aslında benim anlatmak istediğimi en güzel, yine benim gibi bir Azeri balası olan Bahtiyar Vahapzade bakın nasıl anlatıyor;
MENİM ANAM
Savadsızdır (tahsilsizdir)
Adını da yaza bilmir Menim anam…
Ancak mene
Say öğredip Ay öğredip İl öğredip
En vacibi dil öğredip Menim anam.
Bu dil ile tanımışam
Hem sevinci Hem de gamı
Bu dil yaratmışam
Her şiirimi Her nağmemi,
Yoh men heçem
Men yalanam
Kitap kitap sözlerimin
Müellifi: Menim anam
Bedirhan GÖKÇE – Anneme | Alternatif
Popularity: 1% [?]

