Google Gözümün Cenini – Emre GÖKCE

12 Mart 2010 Yazan: Cevher

Gözümün Cenini

Gözümün Cenini

İstanbul’dun…
İsten bulmuştum seni kirli kentte…
İstemeden dulu kaldım yokluğunun…
Yok oldum…

Gözümü ağladım güzümün önünden gitmedi gidişin,
Gök gözlü gözlerinin götürdükleri ve yalnızlığa örttükleri özünden başkası değildi…

Gözümün cenini,
Seni gözümde büyütemedim ki,
Kalmadın ki sen,
Olmadın ki gözümün bebeği…

Alfabetik sıralamalarla sürüldüm sürgünlere…
Önce Aşk’tan ayrılığa…
Sonra Bahar’dan solgunluğa…
Şimdiyse Canım’dan mezralaşmış mezarlığa…

Vazgeçişlerdeki kendime az göçüşlerde,
Ben senden men,
Sen bensizliğe mensup,
Aşk bizi har vurup darmadağın bırakırken,
Harman savrulmalarında bir ben kaldım,
Katledilerek,
Katli zecri bilinerek,
Kat kat üstüme sensizlikler giyinerek,
Yokluğundan az önce oda da unuttuğun tokalarından tokatlar yiyerek ve katlanarak her parçamın üzerine çok kere,
Anlamadın mı yazık kaldık gittiğinde biz boş yere…

Bizi ikiye bölendin,
Bizi ikide bir ölendin,
Bizi ikindi vakti etmiş bir öğlendin,
Geç şimdi,
Geç öğrendin…

Yalnızlığı sevişmelerde sicimsiz,
Yalnızlığı sövüşmelerde içimsiz,
Yüreğinin rahminde bir ölü cenin,
Cesedimin üzerinde okuduğun gazete sayfaları var senin…

Yarım kalmış manşetlerden mahşer korkusuyla sır bilip sırat ettiğin dehşetlerden,
Deşip en derinime kendini gömdüğün afetlerden,
Eşip can yerimi yerime bir başka et getirdiğinden,
Öldüm ben…

Ardında ölüşümle düşsüz kaldım,
Süzüldü aşktaki aklım,
Çözüldü baştaki sancım,
Düşürüldü başımdaki senden olma tacım…

İçinde dar kaldım kendimin…

İsminle har yanığı kaldığım anlarda yar kıldığım,
Beş vakit âmin ettiğim varlığına,
Durmadan gidişlere beni giydiğin kılığına,
Kırk bir kere naaş bağışladın sen kadavramı bana yağışlarınla…

Gözlerinle sis topladığın is ağaçlarının gölgesinde,
Diz çökmüş yarayım,
Tohumlarının tortularındaki torunlarına…
Yosunlarına yeşili susan dilimse, sustum…
Susuyorsun’larına kır çalan kırmızı kanımsa allardan daha al damlayan,
Al…
Kal’dırma kendini yanımda…
Kan’dırma kendini bir daha gözünün bebeğiyle açtığın yaralarımda…
Tenimin rengine,
Düşümün dengine sığmayan yörüngelerle gele-durmalarınla kazdırma kan doldurduğun gözlerimi mezar çukuru gamzelerinle…

Ben bir de’ bağlacıydım sende…
Hiç bir tümceye ek olamadım,
Hiç bir yüreğe yek duramadım,
Hiç bir küreğe asılmadım senden öteye gitmek için sularında,
Anlatamadım…

Anımsattıklarınla,
Alıp sattıklarınla,
Çalıp sakladıklarınla…
Kaldın,
Kendinde, sende, sendeki ben motifli desende…

Kendi kendine,
Kendi kentine,
Kendinde tükendiğinde,
Gel oldun kip’ime…

Kulağımdaki küpeye,
Sırtımdaki küfeye,
Kamburumdaki sen dolu günlere,
Asıldın, saçlarından daha sarı ıslak ipinle…

Ardında sözsüz kaldım,
Üzüldü canım,
Büzüldü kâğıtlarım,
Yazmadım desem de…
Adına yazdım adımın adımlarını, adak kaldım…

Ramak saydım her gelmeyişinin saat başlarını,
Gün bitti,
Gece söküldü karalarıma,
Beş karış odada,
Beş karış suratla,
Beş parmağımın her bir tırnağıyla kazıdım yokluğunu duvarlara,
Duyanlara sağır kaldım,
Soranlara sus,
Selam aldım selam sattım ardından,
Yetmedi kimse kendime,
Nereye götürdünse aslımı,
Nüshamı karaladı her gelen, hergele gelmeyişlerinde…

Bir ”GİT” haresi yeterdi her şeyin götürülmesine…
Bir ”KAL” tanesi eritirdi bütün bir ayrılığı…

Şimdi sen,
Uyuyor gibi susuyorsun,
Düşünür gibi dalıyorsun,
Damlayacakmış gibi akıyorsun,
Avludan,
Avucuma,
Avutuşlarınla…

Unutuşlarınla güveleniyorsun içime,
İçimdeki güveler yerken beni her gün dönümünde,
Gidişine göç güzleri erişiyor,
Kalışıma öç gözleri kemleşiyor…

Demleniyorum deminde…
Emiliyorum dediklerine…
Dünde yoktun sen,
Deminde,
Şimdide…

Her an yeniden yeni bir yenilik yenileniyor yüreğimin düşünde, eski bozgunları bozuşlarına hitaben…
Susmadım ben…
Öldüm…

Ben seninle içimde ödeşmişken,
Dışımı bana dışlatmalarının kavim düşlerinde,
Ağzıma geleni yutkunuşlarım içime hasat sonralığı bir hastalığı örtüyor…

Sesimi sussam?
Tınımı tutsam?
Yirmi dokuz harbin suslu boyası olsam?
Yankımı da sende bir yerde suçlu bıraksam?

Gözlerin şah damarımda neşter gibi beni terlerken ve terk edip tek kederi bile yanına almamışken sen…

Söyle,
Ben olmasam,
Seni kim acıyacak içimde?

Üşüdüm gözlerini,
Bak bana artık…
Dön…
Gelmezsen,
Hiçbir ‘sen’ yakışmayacak ben’in yanına bir daha…

Emre GÖKCE

Kahraman TAZEOĞLU – Gözümün Cenini – Emre GÖKCE 05.03.2010 – indir | Alternatif

Go get Adobe Flash Player!

Popularity: 2% [?]

ŞiirFM arşivindeki tüm şiirleri, fon müzikleri dinlemek ve indirmek (download) için tıklayınız.

Gözümün Cenini – Emre GÖKCE ~~ 1 Yorum Yapildi

  1. Emine Özgür diyor ki:

    Bu adam var ya, tanıyan olur tanımayan olur.. Kocaman yürekli, adam gibi bir adam.. Yazdığı herşey birbirinden derin, birbirinden özel ve anlamlı.. Takip edilmeye hep değer, okunmaya hep değer yazdıkları..

Degerli yorumlarinizi bekliyoruz..


Bu site tamamen amatör bir site olup kesinlikle hiç bir ticari amaç gütmemektedir. Buradaki yazı, şiirler ve multimedyanın bütün hakları, eser sahiplerine ait olup sanatçının kendisi, resmi internet sitesi ya da müzik şirketi tarafımıza mail yoluyla ulaştığı taktirde yayınlanan linkler kaldırılacaktır.
Sanatçılarımızın eserlerini bizlerle paylaşabilmek için aylarını, yıllarını, gecelerini, gündüzlerini, duygularını ve emeklerini harcamaktadırlar. Beğendiğimiz sanatçıların gelecekte de bizlere güzel eserler sunabilmesi için bandrollu albümlerini satın alarak destekte bulunmalıyız!
Kaynak belirterek alıntı yapabilirsiniz.
Tarım ve köy işleri bakanlığınca onaylanmış uyku ilaci olan Shiffa Home sizi mışıl mışıl uyutur.

Siir Fm | Fon Müzikleri | Bedirhan Gökçe | Kahraman Tazeoğlu | Şiir BUL | Sitemap
Copyright © 2007 - 2011 SiirFm.COM