ARAMA SONUCLARI

Bir Hayat – Kaan Emrah ÖZDEMİR

06 Ocak 2013 Yazan Cevher

Bir Hayat

sadece sendin avuclarımda eriyen bir kış gecesinde
o soğuk buz gibi havada yokluğunun ateşi eritmişti seni avuçlarımda
artık bitmişti senli günler
gelmeyecekti o beklediğimiz adı bahar olan mevsimler

oysa nice umutlarla güne başlamıştık
sen işten gelicek bense sana en sevdiğin çicekle karsına cıkacaktım
bilemedim o günün akşamında ayrılığın aşkımıza gölge ediceğini

ben her zamanki gibi siyah pantolonumun üzerine beyaz gömleğimi giyecek
sense sana yakıştırdığım o kırmısı ekoseli elbiseni
bir park köşesinde gece yarılarına kadar oturacak gelecek düşleyecektik
bir kızımız bir oğlumuz olacak bir de küçük iki odalı evimiz
yaşayıp gidecektik işte
düşlerimizde senin kadar masum ve temizdi
en son karar vermiştik bizimkiler seni istemeye gelicekti bu hafta
sen yine o kırmızı ekoseni giyecektin yaza da düğünümüzü yapacaktık

olmadı
o günün akşamı sen yine bana doğru koşarken
bir kadının doğum sancısında eşinin heyacanlı bir anın da seni farkedememesi
ve acı bir fren sesi sokağın başında bir ses genç bir kadın kırmızı elbiseli
genç bir kadın kırmızı elbiseli
genç bir kadın kırmızı elbiseli

gazetenin orta yerinden alınmıs sayfalarıyla üzerini kapatmışlardı
son bir umut adımlarımla yaklasırken sana
içimden o değil derken bir küçük rüzgar yüzünü açıverdi
bembeyaz bakmaya kıyamadığım yüzün kan içersinde yerde yatıyordun
hadi kalk ne olur bak ben geldim
sana geldim hadi aç gözlerini en sevdiğin çiçekleri getirdim
kırmızı elbisenle kalk hadi artık kalk allahın aşkına

seni en son toprağa koyarken bu olmadı aşkım olmadı
hatırlarmısın ben ölürsem ne yaparsın diye sormustun
bense bir cevap verememiştim çünkü korkmustum düşüncesi bile deli ediyordu
bir keresinde elini bir cam kırığı kesmiştide ta benim canım yanmıstı
yok bu acı daha betermiş tarifi yok dermanı yok bu acının
şimdi sensizlikte boş ve soğuk bir odada yokluğunun ateşiyle eriyorsun avuçlarımda
seni şimdiden özledim seni çok özledim seni çok özledim …..

Kaan Emrah ÖZDEMİR

Fon Müzik | Alternatif

Söyleyemedim – Kaan Emrah ÖZDEMİR

01 Ocak 2013 Yazan Cevher

Söyleyemedim

son günlerde iyice arttı sensizlik ağrılarım
kimseye söyleyemedim sevgimide sancılarımıda
sen anlamalıydın tüm duygularımı
seni seven bu kalbime sen atmalıydın bir ok
yaralamalıydın derinden beni
ne yazıkki sende anlamadın

kimseye söyleyemedim seni gördüğüm ilk günü
kimse bilmedi mektuplarımızı
kimse yazamadı bizim hikayemizi
söyleyemedim işte anlatamadım

her aşkın bir hikayesi vardır
bizim hikayemize tanık yoktu
ne bir gün elele dolasa bildik ne gözgöze gelebildik
biz aşkı en derinden en saf haliyle yaşadık
kimseye söyleyemedim aşkımı anlatamadım

kimseye söyleyemedim işte
kararan günlerimi ağlayan yüzümü
sensizlikten yanan yüreğimi gösteremedim dostlarıma
çaresizliğimi yorgunluğumu sitemimi
anlatamadım derdimi
kimseye söyleyemedim söyleyemedim işte

şimdi ölüyorum bilmesinler istemem
senin yokluğunda öldüğümü
bilmesinler seni son bir defa dün gördüğümü
elinde başka bir el olduğunu bilmesinler
o an kalbime yenik düştüğümü bilmesinler
ben söyleyemedim sende söyleme bilmesinler
bir yanlızın sensizlikten öldüğünü

Kaan Emrah ÖZDEMİR

Kaan Emrah ÖZDEMİR – Söyleyemedim | Alternatif

Fon Müzik

Çiçeklerin Çığlığı – Erdal AKÇAOĞLU

01 Ocak 2013 Yazan Cevher

Çiçeklerin Çığlığı

Ben bir çocuğum Afrika’da
Gözlerim kocaman, karnım şiş
Kollarım ve bacaklarım incecik.
Yaşamak için direnen açlığa,
Bir çocuğum ben Afrika’da
………………………tanıyor musun?

Ben bir çocuğum Vietnam’da
Bir savaşın ortasında;
Annemi gözümün önünde kurşuna dizdiler,
Babamın işkence altında parmaklarını kestiler,
Gözlerine şiş soktular,
Kollarından-ayaklarından zincirle astılar
-Bütün bunları ne için yaptılar? –
Gözümün önünde
Bir çocuğum ben Vietnam’da
…………………………..biliyor musun?

Ben bir çocuğum Hiroşima’da
Kollarım bacaklarım ve kafam
Bedenimden uzak ayrı bir yerde
Ve sizin deyiminizle
‘’Bir çiçeğim’’ ben, mezarı olmayan,
İlk atom bombası altında.
Bir çocuğum ben Hiroşima’da
- Ölü bir çocuk –
…………………….hatırlıyor musun?

Ben bir çocuğum Nikaragua’da
Oyuncaklarım hiç olmadı benim,
Uçurtmam uçmadı gökyüzünde,
Sokaklara terk edildim
Tek başıma,
Gözlerim şiş uykusuzluktan
Ve hasta bir bedenim,
Çocukça yaşamak için direnen
Bir çocuğum ben Nikaragua’da
……………………………tanıyor musun?

Ben bir çocuğum Bosna’da,
Filistin’de, Irak’ta
Omzumda soğuk ve ağır bir tüfek…
Bir tüfeğin arkasından bakıyorum hayata.
En mert, en yiğit, en cesur dövüşlerim…
Bir tetikle başlayıp,
Bir tetikte biten oyunlar öğrendim.
Bir tuhaf ki ölüme gidişlerim, ölüşlerim.
Ve özlemlerim öylesine büyük,öylesin iri…
Bir garip yatışlarım var
Paramparça kanlar içinde
Bosna, Irak, Filistin geceleri
……………………………görüyor musun?

Hala ‘’bir çocuktur’’ diyorsanız bana siz
Evet, ben hala bir çocuğum
O uygar ve çağdaş ülkelerde.
Oyuncaklarım, sandığımdır benim
Boyamdır, cilamdır, fırçamdır.
‘’Mutluluk nedir? ’’
Diye soruyorsanız bu çocuğa
Boyadıktan sonra parladığını görmektir ayakkabının
Ve emeğimin hakkıyla aldığım
Üç-beş kuruşun verdiği mutluluktur, mutluluğum.

Bir çocuğum ben
Dünyanın herhangi bir yerinden
Herhangi bir çocuk
…………………d-uyuyor musun?

Erdal AKÇAOĞLU

Mehmet ÖNTÜRK – Çiçeklerin Çığlığı – Erdal AKÇAOĞLU | Alternatif

Doğum Günün Kutlu Olsun – Ahmet KARAKAYA

31 Aralık 2012 Yazan Cevher

Doğum Günün Kutlu Olsun

Gece, ay ışığını yüreğimize armağan ediyor bugün.
Yıldızlar dahada bir parlak, ve rüzgar insanın tamda yüreğine işliyor bugün…

Dünya en güzel gülüşün varlığına amâde.
Ve sarhoş bir şair gibi seni haykırıyor her zerreye bu gün…

Takvimlere gizlenmiş bir günü müjdeliyor çiçekler.
Işıl ışıl bir merhaba’ya doğuşun heyecanını taşıyor güneş.
Akıp gidiyorken zaman, tüm kainat doyabilsin diye bu gecenin sevincinden,
yavaş yavaş geçiyor sanki bu gün..

Dilimden çıkan her sözün sebebi olmalısın.
Dudağıma değdiğinde ismin, ardından tarifsiz tebessümler kaplamalı her yanı.
Seni yazmalı bu gece kalemler, şairler seni dökmeli kağıda.
Ve içinde aşk olan her mısraya ilham olmalısın bu gün..

Ayrı şehirlerin insanı olsak bile, aynı gecenin yıldızları düşmeli saçlarımıza.
Yağmur senin için saçmalı rahmet damlalarını çiçeklere.
Ve her açan çiçek sen kokmalı.
Pervaneler sana yanmalı, bülbül senin için söylemeli en güzel şarkılarını.
Ve rüzgarlar seni esme’li dünyaya bu gün…

Bugün bir başka güzelleşmeli gece.
Ayrı yerlerde, ama bir yüreğin iki bedende atması gibi yaşamalıyım her anı seninle bu gün.. Ve sen üfleyip söndürürken yüreğindeki hüzün kokulu mumları tek tek,
duyuramasam bile sesimi, avaz avaz haykırmalıyım sana bugün…

Doğum günün kutlu olsun sevgili..
Elini sol yanına koy, dualarla paketleyip aminlerle gönderdim sana yüreğimi bu gün……

Ahmet KARAKAYA

Ahmet KARAKAYA – Doğum Günün Kutlu Olsun | Alternatif

Secdeden Gayrı – Cengiz NUMANOĞLU

21 Aralık 2012 Yazan Cevher

Secdeden Gayrı

İlim kapısında verdim yılları,
Dinledim, ”Hakk” diyen âlim kulları,
Sordum, Dost’a giden bütün yolları;
Yakın yok dediler.. Secdeden gayrı…

Ne bağış yaptığın, vakıf listesi,
Ne de alkışların esrarlı sesi.
Günde seksen kere, berât müjdesi;
Veren yok dediler.. Secdeden gayrı…

Huşû tüllerinden, kanat açmaya,
Bir lâhzada, yedi semâ geçmeye,
Kevser şerbetini, elden içmeye,
Ruhsat yok dediler.. Secdeden gayrı…

Dedim: yıllar yılı gönlüm harapta,
Devâ bulamadım, sazda şarapta,
Bir yudum su verin, kaldım serapta;
Pınar yok dediler.. Secdeden gayrı…

Gördüm ki, insanın iki düşmanı,
Biri kendi nefsi, biri şeytanı,
Dedim: kuşansam mı kılıç kalkanı?
Silah yok dediler.. Secdeden gayrı…

Yaklaştım.. Süslü bir, mermer kabire,
Belli ki zenginmiş.. Dönmüş fakire.
Fidye var mı? dedim Münker Nekir’e;
Meded yok dediler.. Secdeden gayrı….

Baktım.. Ay yıldızlar kalmaz zikirden,
Var mı dedim sizde, şirk denen kirden?
Dile geldi bütün, Kâinat birden;
Biz de yok dediler.. Secdeden gayrı…

Rahmet çöllerinde, rahlemi kurdum,
Gözlerimde seller, vakfeye durdum,
Safâ’ya, Merve’ye, Kâbe’ye sordum;
Mîrâc yok dediler.. Secdeden gayrı… 

Cengiz NUMANOĞLU 

Ebubekir Sıddık YILDIRIM – Secdeden Gayrı – Cengiz NUMANOĞLU | Alternatif

Filistine Ağıt – Hilal ÖZDEMİR

14 Aralık 2012 Yazan Cevher

Filistine Ağıt

İlkbaharda Filistinde çiçekler açmazdı,
Zira çiçek yeşermezdi topraklarında,
Ağaçlar boy, boy uzanmazdı!
Ufuklara doğru Filistinde…

Hüzün açardı yer, yer çiçek yerine,
Boy, boy acı uzanırdı ufuklarında,
Yetimlerin gözlerindeki yaşlar,
Ve şehitlerin kanlarıyla sulanırdı,
Topraklarında ki acı ve hüzün…

Çocukların eline verilen ilk oyuncak,
Sapanlar ve taşlardı Filistinde,
Yılmaz bir iman vardı sinelerinde,
Gözlerinde düşmanı öldürecek bir bakış…

Attıkları her taş!
Zalimler için, binlerce mermi,
Binlerce top,
Ve bir kabus gibi inerdi yüreklerine…

Dayanın Filstin-in öksüz çocukları,
Zafer bir kuş gibi kanat çırpıyor,
Göklerinde bak,
Allah nasıl intikam aldıysa,
Ebrehenin ordusundan,
Kanatlarında ateşten taşlar ve kuşlarla,
Sizinde intikamınızı alacaktır,
İntikam alıcıların en yücesi Allah’tır…

Allah-ım;
Onlar ölmezlerdi biliyorum,
Cehennemlerinden sürgün oluyorlardı,
Cennetlerine doğru!
Şehitler ölmezdi bildim Rabbim,
Yoksa nasıl olurdu,
Yüzlerine yerleşen acının altında,
Gülen gözleri.
Onlar Kudüsün,
Kutsal şehrin koruyucu melekleri,
Onlar ellerinde sapanlar,
Ve taşlarla Sen-in huzuruna gelen,
Biz hangi yüzle geleceğiz,
Huzuruna Rabbim,
Utanıyoruz! ! !

Hilal ÖZDEMİR

Vicdanlı Bir Ses – Recep Tayyip ERDOĞAN | Alternatif

İçime Aşk Kaçtı – Gülnaz ELİAÇIK

14 Aralık 2012 Yazan Cevher

İçime Aşk Kaçtı

Mihrabına geldim ey aşk!
Tut beni harf harf.

Kıblesiz bir aşkla recmetme beni. Üç harfe sığdır ömrümü, felaha çıkar gönlümü. Kapından çevirme beni, Taptuk misali. Kırk yıl, gönlüne yüz sürmeden kapına odun taşımaya hazır bu yürek, Yunus misali. Aşkının dervişliğine kabul et beni.

Gece.

Suskun çığlıklar bastırıyor kör karanlığı. Bir mum misali aydınlat karanlığımı. Nurunu saç damla damla suretime. Alma beni senden, verme beni bana. Hep sende kalayım ben. Rükûlarda sevdim seni ben. Kıyamlara sığdıramadım gönlümü. Secdelerde boşalttım ömrümü. Bir hüzün yükledim heybeme. Karşılığında seni verdim ben! Üstü sende kalsa ne çıkar, alacağımı aldım ben.

Aşkın iç ceplerine bak, beni bulmak istersen. Dar vakte saklanmış iki sarı lira gibiyim ben. Darlığını ferahlatmak adına binlere bozuldum. Tümlüğümün işe yaramazlığı parçalanınca farklılaşırdı belki. Hâlbuki kaç parçaya ayrılırsam ayrılayım üzerime seni aldım ben.

İntiharını yaz harf harf.
Cümleleştir beni ve kendini as.

Ölümün soğukluğu üzerine düştüğünden beri, toprağına kokumu sürdüm. Bensiz olamazdın ya hani. Ney deva eylese içime. Her tınıda seni çeksem gönlüme. Neyzen üflese, sen hep sussan ben seni dinlesem kulaklarımca. Dudaklarımaysa hiç dokunma!

Yâd eyle ellere beni!
Sor sonra aynalara kendini.

Kendine bakmaktan korkardın sen. Bana sen bak derdin, kendi gözlerim bile değmesin bana! Değmedi hiçbir göz sana. Nazar nedir bilmedin sen. Bir çift mavi gözdü nazarlığın senin, ezelden.

El açtım şimdi sana, cümleleştin dilimde, kendini astığın harflerle. Sakın dönme gittiğin yerden, geleceğim ben sana, herkesin dönüşü oraya!

İçine çek beni tek nefeste
Sana doğayım ben.

Dünya soğukluğunu hisseden, cenin misali, ortalığı inletmeli ağıtlarım. Erken doğdum ben sana. Cümlelerimin hafifliğini küvezlerde bıraktım. Yaşam ünitesine bağlı damarlarımdan sen geçtin hep. Ritmik kalp atışlarıma inat, düzensiz bir sevda yaşadı gönlüm. Neresinden tutsam elimde kalıyor bu sevda. Ritmik hale sokmak bir ömür istiyor adeta.

Ellerimi bağladım göğüs hizamda
Kurşun sıkılmış söz söz satırlarıma.

O`na varabilmek adına önümde koca bir taştın sen. İmtihanım olman hep bu yüzden. Yolumdan kaldırmam lazımdı seni. Sen beni kaldırdın gönlüne doğru, taşlaştım şimdi ben. Yüreğimi geri ver senden. Ya da boş ver sende kalsın içimin diğer yarısı da.

Uzletime ortak et kendini
Ve kus beni içinden.

Gidiyorsun şimdi, her adımına bir harf düşüyorum karalama kâğıtlarıma. Anlamlı cümleler yazdıracak şekilde at adımlarını. Önce `A` sonra `Ş` ve son adımını `K` ya doğru at. Aşk olsun gidişinin adı.

Üzeri tozlanmış sandık gibiyim. Ara sıra açılıp yâd edilmek istiyor kalbim. Sahi, uğrak verir misin tozlu benliğime. Kapağımı kaldırmayı kaldırabilir mi yüreğin. Ağır gelirdim sana ben, hâlâ öyle miyim?

Rüzgârlar getirsin ağıtlarımı sana
Es bana senden yana, es bana!

Gözlerindeki yaşları sal rüzgârlara, bir fısıltıyla gelsinler bana. Yanaklarım alıştı nasılsa tuzlu yağmurlara. Kulaklarım sesine doysun rüzgârlarla. Bedenini al, ruhunu bırak bana.

Dilimde tekilleşen bir cümleydin sen, ünlü düşmesine uğramış şimdi kalbim, rüzgârlar düşürmüş ismini yüreğimden. Eğilip almaya mecalim yok yerden. Üzerimde pot duran bir elbisesin şimdi, gidişlerini ne kadar içeri alsam da bana hep bol geldin sen!

Gülüşlerimi arıyorum nicedir, sende kalan bir kalbim var biliyordum, gülüşlerimi de paketleyip koymuşsun bavuluna. Kilit vurduğun dilim konuşmaz belki sana, bakışlarım yeter mi isteğimi anlatmaya. Geri ver gülüşlerimi, sana ait olmayanları geri var bana.

Gelme bana
Bıraktığın yerde değilim!

Biletimi kesti bu sevda senden yana. Gitmek istese de kalanlığa yazgılanmış yüreğim, çarmıhlara çivilenmiş bıraktığın yerde benliğim. Elini sürdüğün her yerim yıkılıyor bedenimde. Toprağa doğru yol almakta senliğim. Gel bana, bıraktığın yerde çivilenmiş yüreğim!

Sağıma dönüyorum hayalin
Solumaysa çoktan yazgılanmış yüreğin!

Ne saplantı, ne bağımlılık, ne alışkanlık kelimeleri sıralayabilir yazgımızı. İmkânsızlıklar içinde vurgun yese de her yerinden bu sevda, sürgün bitecek elbet, geleceksin yine bana.
Bıraktığın gibi bulacağını sakın sanma. Her gidişinde daha çok örselendi ruhum.
O`na varabilmek adına seni geçebilme yetisine sahip olabilseydim ben, Yunus misali kırk yıl odun taşımaya hazırdım kapına. Taptuk misali kırk yıl yüzüme bakma, gam yemem ben.

Haddini aşmasın boyundan büyük cümleler
Geçtim seni, geçeceğim bu yeter.

İçine düştüğüm cümleler hep seni anlatıyor belki, dilime sürdüklerimde sen varsın, ne kadar kaçsam da adım adım, durduğum yerde seni arıyor gözlerim. Her nefeslenişimde içime çektiğim senmişsin gibi, boğuluyor cümlelerim. Ah unutmak bu kadar zor olmasaydı keşke. Yükü omuzlarımı bunca çökertmeseydi, duruşu sensizlikten bozulmuş bir tümceyim şimdi dillerde. Rezil rüsva ettin beni âleme. İsmim gezdi hep hayâsız dillerde.

İçime sen kaçtın
Çıkarabilene aşk olsun!

Uyu şimdi bir masal yorgunluğuyla. Cüce devler korkutmasın seni rüyalarında! Üç nokta koy isminin başına, seninle hayat bulduğuna inanan benliğim senden öncesi olduğunu da kabullensin. Senden öncede vardım ben, senden sonra da hüküm süreceğim.

İçimde tarif olunmaz bir acı, sayfalara sürgün yese de kalemim, yine de anlatmaya yetmez ucuna asılan cümleler. Başka bir lügatte acıyor kalbim.

İçime, silinmez mürekkeple yazılmışsın sen, hiçbir silgi silemez artık seni benden.

Çizgimi çektim sana, silinmez oluşun üzerini karalamama engel değildi.

Geldiğin gibi gittin benden. Bense seni geçip menzile ulaşma yolunda divaneliğe büründüm hepten.

İçime kaçan seni hiçbir cümle çıkaramıyor benden

Gülnaz ELİAÇIK

Fon Müzik : Moğollar – Olric | Alternatif

Aşık Garip Coğrafyası – Hüsrev Hatemi

13 Aralık 2012 Yazan Cevher

Aşık Garip Coğrafyası

Kentlerin bir çoğunda uzun kavak kalmadı ki gıcırdasın
Ama benim sol yanımda sancı baki
Anne! ne olur ki sıram gelmiş olsun varsın
Ben ölürsem benden genci var tabi
Ama Aşık Garip değil hiçbiri.

Ben de olamadım yokmuş kısmette
Yaşadıkca Şahsenem’i hissettim
Gerçi Tebriz’e Tiflis’e hiç gitmedim
Gitsem de bulamazdım eminim

Anne! Yunus ne dediyse hep çıktı
Şeytanlar semirdi kuvvetli ordu
Zayıf kalsalar ne farkederdi
Nasılsa onlar galip gelecekti
Bundan sonra Aşık Garip olunur mu ki sen onu söyle anne!

Şam-ı Garibanda değilsek de
Muhakkak Çırağan’da değiliz anne!
Lambalar söndü,çakmağı kim yakacak?
Bu uluyanlar çakal mı?
Ben hırkasını giymiş bir derviş miyim?
Yoksa öldüm mü anne!
Hiç bir ilişkim kalmadı çevreyle

Yağmur beyhude yağıyor
Hani camdan bakacak arap kızları da nerde?

Bir şahin uçurtma marifetim vardı kaleden kaleye
Cılız kuşcağızlarmış şahin değil
Ben uçurduğum için uçmazlarmış başıboş uçarlarmış üstelik…
Sırtımda hırka,ayağımda terlik
Niye ben ölmüş müyüm anne!

Çıktım yücesine seyran eyledim
Kayak merkezleri olmuş yüceler
Karlar üstünde kırmızı gagalı bir kuş;
Dalgın ve bîhuş
Bakıştık bir süre ben kuşça,
O, insanca

Keremler gurbette işciydiler
Aslıları doğrusu aramadım
Şahsenemi düşündüm sessizce…

Hüsrev Hatemi

Hüsrev Hatemi – Aşık Garip Coğrafyası | Alternatif

Sevgilim Ben Şimdi – Cemal SÜREYA

13 Aralık 2012 Yazan Cevher

Sevgilim Ben Şimdi

Sevgilim, ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim.
Elimde uçuk mavi bir kalem, cebimde iki paket sigara,
Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden..
Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz,
"Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz".
Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere,
O gülün yüzü gülmüyor sensiz,
O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı,
Hepten hüzünlü bu günlerde.
Gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye,
Masada tabaklar neşesiz,
Koridor ıssız,
Banyoda havlular yalnız..
Mutfak dersen – derbeder ve pis,
Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş,
Vantilatör soluksuz,
Halılar tozlu,
Giysilerim gardropda ve şurda burda,
Memo’nun oyuncak sepeti uykularda.
Mavi gece lambası hevessiz,
Kapı diyor ki açın beni, kapayın beni.
Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi,
Radyo desen sessiz,
Tabure sandalyalardan çekiniyor,
Küçük oda karanlık ve ıssız..
Her şey seni bekliyor, her şey gelmeni,
İçeri girmeni,
Senin elinin değmesini,
Gözünün dokunmasını
Ve her şey tekrarlıyor
Seni nice sevdiğimi…

Cemal SÜREYA

Sefa Serin – Sevgilim Ben Şimdi – Cemal SÜREYA | Alternatif

Giley – Xayal Ölmez

08 Aralık 2012 Yazan Cevher

Xayal OLMEZ

Azerbaycan’lı şair dostumuz Xayal ÖLMEZ’nin "Giley" isimli şiir albümünden " Giley " isimli şiiri. 

Sitem

Bu şehrin rüzgarı, istediğim gibi esmez,
Değerinden çok, değer verdiğim kimse.
İşte kadrimi bilmez, heyhat …
Aldığım nefes.
Yaşadığım delalet etmez.
Bu karamsar halimi görür herkes,
Bir, o yar görmek, bilmek istemez.
Biliyorum!,
Azrularım kalbimde möhürləndi.
Umutlarım terk edilmiş,
Bir kapı gibi, sertcesine kilitlendi.
Bu şair artık, kimsesizlendi gülüm teklendi.
Dertlerim ağır bir yük olup,
Omuzlarıma yüklendi.
Sevgi yüreğimde özlemle gizlendi,
Ey Sevgili!,
Her şeyi bir bir siliyorum …
Senli, sensizliyimi, bedbinliyime defin ediyorum,
Ve bu şehri terk ediyorum.
Ama unutmaya değil, unutulmaya gidiyorum.
Gidiyorum …
Önce ki yalnızlığıma, önce ki gamliyime,
Sen gelme nerdeyim, ne haldeyim bilme.

Xayal ÖLMEZ

Xayal Ölmez - Giley | Alternatif

Bedirhan GÖKÇE – Giley – Xayal Ölmez | Alternatif

Unudulmaga Mehkum – Xeyal Ölmez

08 Aralık 2012 Yazan Cevher

Xayal OLMEZ

Azerbaycan’lı şair dostumuz Xayal ÖLMEZ’nin "Giley" isimli şiir albümünden " Unutulmaya Mahkum " isimli şiiri. 

Unutulmaya Mahkum

Unutulmaya mahkum bu sevgimiz,
Hislerimiz ve en hoş günlerimiz,
Tahrif olunmalı aşk sayflarımız,
Hasrete mahkum biz ikimiz.
Unutulmaya mahkum bu derdimiz,
Her birinde ayrı bir hüsranlı iz,
Derindir bu ahuzarlı deniz,
Devam eyle hayatına bensiz.
Unutulmaya mahkum hatıralarımız,
Unutulmalı ilk görüşmemiz,
Unutulmalı o hoş gülüşümüz,
Unutulmaya mahkum ömrümüz.

Xayal ÖLMEZ

Xayal Ölmez – Unutulmaya Mahkum  | Alternatif

Oyan Gozlerim – Xayal Ölmez

08 Aralık 2012 Yazan Cevher

Xayal OLMEZ

Azerbaycan’lı şair dostumuz Xayal ÖLMEZ’nin "Giley" isimli şiir albümünden " Oyan Gozlerim " isimli şiiri. 

Uyan Gözlerim

Uyan Gözlerim uyan
Bilmez misin ki,
Uyku sana haram.
uyan Gözlerim uyan
Dur viran eyle.
Kalbindekilerini,
Divane eyle hislerini.
Hasret izliyor her an seni,
Uyan Gözlerim uyan
Geriye dönmez o aşkı dövran,
O Yar bir yalan
Kederdir senle yarışan.
Gamqüssedir göz yaşlarıva karışan.
Uyan Gözlerim uyan
Feryadıva bürün
Ziyan olunmuş her bir günün,
Tek Sebepkarı sen,
Günahkarı yine sen
Bir soğukkanlı olmayı
Keşke Başarabilsen.
Düşüncelerini bir tuğyan yapabilsen
Uyan Gözlerim uyan
İlahi aşk kırsın seni.
Nigaran uykulardan
Hıfz eylesin seni hayali rüyalardan.
Ayırsın o rüyalarda ki rüyâlardan,
Beşerin sevgisi bir zindan
dur gitme
yoksa umutların olurziyan.
Uyan Gözlerim uyan
Aşkın mevsimi bitti,
Uyan Gözlerim uyan.

Xayal ÖLMEZ

Xayal Ölmez – Oyan Gozlerim | Alternatif

Nan Gibi – İbrahim SADRİ

03 Aralık 2012 Yazan Cevher

Nan Gibi 

Ve gözlerin gelir geçer içimden,
Su içerken, sen sokulurken akşam kızıllığına,
Ekmeği bölerken,
Yalnızsam, yıllar nasıl geçmişse aradan,
Unutmak kolay sanmışsa şarkılar,
Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı,
Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını,
An gibi aklımdasın…

Gelir geçer gemiler,
Belki sende geçersin diye,
Bir kumru konar her sabah pencereye,
Bir miladı taşır gece bir yıldız,
Soğuk olur, üşürsün ya adamakıllı,
Hani sarılırsın kendine,
Hani aklın karışır,
Bu bir divaneliktir gönül ah’a alışır,
Ömrüm bitse ne çıkar,
Can gibi aklımdasın…

Gündür bu geçer gider,
Belki bir şey kalmaz sanırsın,
Yani bir sabah uyandığında,
Ne hayatın tortusu, ne kokusu alışmışlığın,
Her şey başka olacaktır,
Başka bir otobüs, başka bir gazete,
Resimlerden silinecek yüzün belki de,
Ne adın, ne sanın,
Bir şafak vakti açınca gözlerini,
Bir merhabayla,
Yeniden kurulacak dünya,
Ve sen her şafak,
Nan gibi aklımdasın…

Bazen bir şey geçer içinden insanın,
En ücra yerlerinden, cesaret gibi bir şey,
Ne olacak işte, kömür yanmıyorsa eskisi kadar güzel,
Fasulyenin tadı yoksa,
Şarkılar yakmıyorsa içini,
Sadri Alışık öyle güzel ağlamıyorsa,
Aşık olmayı beceremiyorsa İzzet Günay Mahallenin en güzel kızına,
Denizin tuzu, Yalnızlığın bahanesi yoksa,
Bir bıçak saplanınca yüreğinin tam ortasına,
Zannetmeki ölmek zor, ölmek kolay, kolay da!
Kan gibi aklımdasın…

Bu da geçer, her sabah kanayacak değil ya,
Bakarsın taze ekmek çıkarır köşedeki fırın,
Biraz da helvası bizim bakkalın,
Senden ayırdığım üç beş zeytin,
Otururum sofraya,
Her lokmada geçer acısı belki bırakılmışlığın,
Bende unuturum, nasıl unutulursa sana susuzluğum,
Ve nasıl becerdiysem kahrolmayı,
Öyle unuturum,
Ekmek gibi, Nan gibi aklımdasın…

Ve gözlerin gelir geçer içimden,
Su içerken,
Sen sokulurken akşam kızıllığına,
Ekmeği bölerken,
Yalnızsam, yıllar nasıl geçmişse aradan,
Unutmak kolay sanmışsa şarkılar,
Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı,
Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını,
An gibi aklımdasın…
An gibi aklımdasın…
Aklımdasın….

İbrahim SADRİ

İbrahim SADRİ – Öylesine Sevmişim – Nan Gibi | Alternatif

İbrahim SADRİ – Aşk 29 Harf – Nan Gibi | Alternatif

Gel Ey Yar – Zeynep Ece Eren SAĞNAK

26 Kasım 2012 Yazan Cevher

Gel Ey Yar

Gel Ey Yar. . .
Yüreğinden Yüreğime Köprü Ol Gel. ..
Birlikte Atılacağımız Kuyular Buldum. . .
Bağrı Yanık Yusuf Ol Gel. . .
Aklımdan Sana Geçen Nehirlerim Taştı. . .
İğfal Edilen Sadece Nehirlermiydi?
Yitik Sensizliğin Kefaretini Öderken Suya Battı Kağıttan Gemilerim…
Sağa Sola Savrulan Düşlerime Lisasn Aldım Gel. . .

Gel Ey Yar.. .
Çarmığa Gerilen Bileklerim ol Gel. . .
Ayrılığın Darağacına Asılmak Hiç Acıtmadı Canımı. . .
Kefensiz Sorgulanıyorum ,Diz Çöküyorum Ölümüne
Ey Kimsesizliğimin Yar’asını Saran Sevgili. . .
Avuç Avuç Amin’leyip Yüzüme Sürdüğüm. . 

Azrail’le Kaç Kez Buluştum Biliyormusun Köşe Başlarında?
Her Gece Nöbet Bekler Oldum. .
Kalbime Sancılı Telaşlar Dökülüyor Gözlerine Her Baktığımda. .

Gel Ey Yar. . .
Yırt Gönlümün Perdelerini. . .
Gözlerini Bahşet Gözlerime. . .
Ey Gözlerimin Kevser Çeşmesi. .
Ciğerimi Püryan eden yar. . .
Günlerdir Parmaklarıma Çarpıp Kaçıyor. . .
Bir Azrail Nöbeti. . .

Gel Ey Yar. . .
Kelamlarımın Arasında Dilimle İkrar Eyledim Seni. . .
Tamir Ettiğin Her Kırık Cümlemde Sevdim …
Ey Suretine Aşk’la Baktığım. . .
Gözlerimin İmdadı Ol Gel. . .
Senin Bu Ayrılık İhtiyacı Duyduğun…
Benim Bağlılık İnancımla Örtüşmedi. . .
Yağmurlarla Süsledim Her Gecemi. . .

Gel Ey Yar. . .
Söylenmemiş Sözcüklerim Var Daha
Öylesine Doydumki Yokluğuna. . .
Sindirmek İçin
Sırt Üstü Uzanıyorum. . .
Gelde Gecenin Kara Çarşafını Yak. .
Kırmızı Gül Olan Ateşi Getir Soluğunda. . .

Gel Ey Yar. . .
Ne Hüznüm Biter Nede Yürek Sancım. . .
Azığım iki Damla Göz Yaşı bir Parça Yürek Sancısı Iftar Menüsü Akşama. . .

Gelllllll Ey Yarrrr. . .
Şimdi Bu Canı Ben Nereye Gömeyim
Sensiz Kefenim Yakar Canımı. . .
Diyorya Türkü’de Bülbüller Güllere
Gündüzler Gece’ye Nasıl Muhtaç İse Muhtacım Öylece. . .
Sevdiğim Sevgine İhtiyacım Var. . .

Sevdiğim
Sevgine
İhtiyacımmm
Var. . ..

Zeynep Ece Eren SAĞNAK

Can DEMİRYEL - Gel Ey Yar – Zeynep Ece Eren SAĞNAK | Alternatif

Dünya’nın En Güzel Kadını – Kadir ALBAYRAK

22 Kasım 2012 Yazan Cevher

Dünyanın ‘En Güzel Kadını’

“Sevildiğini” duyunca bir kadın
“Ne hisseder? ” Bilmem! …
Ama ben “sevdiğimi” söylediysem
Bir daha geri dönmem! …

Sana “sevmeyi” öğretemem belki
Tıpkı senin bana;
“Unutmayı” öğretemeyeceğin gibi
Dedim ya! …
Ben “çünkü” değil, “eğer” değil,
“Her şeye rağmen”
Ve her şeyinle “sevdim seni” 

Sen benim gibi sevme,
Hatta benim kadar! ..
Dayanamam! ..
Aklım durur, yüreğim şaşırır,
Zira “bu kadar sevmek” bana,
Bu kadar sevilmekse,
Yalnız “sana” yakışır! … 

Gönül tahtıma kurulmuşken,
Taç yapmak isterdim sana yıldızlardan
Ve kolye gibi takmak
Dolunay’ı boynuna! ..
Ne kadar papatya varsa evrende
Ve ne kadar gül yaprağı
“Konfeti” misali döküvermek yoluna! .. 

Kulağına dayayıp dudaklarımı
“Sevdiğimi” fısıldardım her nefeste
Bıkmadan, her gün “aynı şevkle”
Savrulurken koridorlarında bakışlarının
Can vermek vardı gözlerinde,
“Büyük bir zevkle! ..” 

Ben sevdim! ..
Seni sevmeyi sevdim
Seni özlemeyi,
Geceler boyu beklemeyi,
Seni düşünmeyi ve düşlemeyi sevdim! ..
Şiirlerde sevdim seni
Ve dinlediğim şarkılarda
Bazen gözlerindeki hüzün,
Bazen “attığın kahkahalarda! ..”
Ben seni “sende sevdim” 

Sonra; seni sol yanıma
Sol yanımı ise ” umutların bağrına gömdüm”
En güzel rüyaların içinde gördüm seni
Islak gözlerimle ettim “en içten duaları”
“Seni istedim” seni diledim
Seni dilendim Tanrı’dan
Ve “Ölümüne” severken seni
Sana duyduğum sevgiye imrendim 

Ben “büyük” sevdim seni
En büyük yürekle ne kadar sevilirse
O kadar büyük! ..
Dedim ya;
“En büyük aşklar” sanadır
Ve “en büyük sevgiler” sana yakışır! ..
Özlenen sen olunca “özlemeyi”
Beklenen sen olunca “beklemeyi”
Sevilen sen olunca “sevmeyi sevdim” 

Ben kardelenleri severdim en çok
Sen “beyaz papatyaları”
Sen kırları severdin ben bozkırları
Ama sen hiçbir şeyi,
Benim seni sevdiğimden daha çok sevemezsin
Çünkü “o kadar çok sevdim ki seni ben”
Bunu sen bile bilemezsin! …. 

Ben; Seni sevdim
“Dünyanın En Güzel Kadını”
Seni sevdim….
Ve “çok sevdim” 

Kadir ALBAYRAK 

Gurbet ALTAY – Dünya’nın En Güzel Kadını – Kadir ALBAYRAK | Alternatif

Beklenen Yiğit – İsmail MENEKŞE

19 Kasım 2012 Yazan Cevher

Beklenen Yiğit

Kaç kez kırmak istedim, gönlümün düğümlenmiş bağını
Kaç kez yırtmak istedim zihnimin örümcekli ağını
Hep aradım hepte arayacağım saadet çağını
Eğer bulursam o çağı, yıkacağım küfrün dağını

Bu yolda yürümek değil, delicesine koşmak lazım
Kimsesiz, yalnız ve çaresiz de olsam diyemem azım
Bitmedi, bitmeyecek daha sürecek geçmişe kazım
Şimdi ben söyleyeyim sen dinle Ey benim dertli sazım.

Bir zamanlar buralarda bir gözü pek yiğit yaşarmış
Hangi zalim onu görse ne yapacağını şaşarmış
Kaleler ne kadar yüksek de olsa O yine aşarmış
Küçük yüreğindeki kuvvet göğsüne sığmaz taşarmış

Atını çevirdiği yanı almış ama böbürlenmemiş hep şükretmiş
Bilmem ki bu ülkeye kaç yüz sene boyunca hükmetmiş
Bu süre içinde adalet kılıcını hep kükretmiş
En sonunda kendini kaybedip bu elleri terk etmiş

Kendini şu dağlara, taşlara, ıssız çöllere vurmuş
O dağ senin bu dağ benim diyerekten dolaşmış durmuş
Ülkesinde gül bahçesine baykuşlar yuva kurmuş
Şakımaz olmuş şen bülbüllerin hepsi, tümden lal olmuş

Dünya ne kadar geniş de olsa onun için yine darmış
Dolaşmaktan yorulmuş da vücudunu bir rehavet sarmış
Çekilmiş kenara kuytu bir köşede uykuya dalmış
Ne başında bekleyeni ne arayıp soranı varmış

Kalk Ey yiğidim! Artık uyan daldığın derin uykudan
Titresin artık, şu kendini bilmez zalimler korkudan
Sen gideli yığıldı leşler, geçilmez oldu kokudan
Yiğidim uyan artık uyan! Yattığın sonsuz uykudan

Boştu meydan, başa geçti bilmeyen sağını solunu
Sen olmayınca başımızda kaç kişi verdi kolunu
O gün bugündür hep beklemekteyim ben senin yolunu
Sen yoksun, istemem dünyanın ne darını ne bolunu

Çıkmış delinin biri verirmiş sağa sola komutlar
Ne yapacağını şaşırmış millet, düşmüş suya umutlar
Sonra hüzün kaplamış havayı, kararmış bulutlar
Gökte kararınca bulutlar, ona bağlanmış umutlar

Koç yiğidim olsaydı yanımda en güçlü benim derdim
O, olmayınca yanımda nice zalime taviz verdim
Ömrümün en güzel çağını yollara çaresiz serdim
Şimdi anladın mı? Ey benim dertli sazım neymiş derdim.

İsmail MENEKŞE

Fon Müzik: Alp Yenier – Eva – Ud Versiyon | Alternatif

Sen Mi Geldin – Sedat SOYLULAR

17 Kasım 2012 Yazan Cevher

Sen Mi Geldin ? 

Bir vaveyla koptu içimde, yanardağdan öte bir volkan coştu.
Ayaklarım, dizlerim bağlandı, dertlerim vardı, olsun! Gayrı hepsi boştu.
Sanki Sen koktu dualarım, salavatlarla yıkandı dudaklarım, Seni diyebilmek ne hoştu!
Bak yetimlere nasıl da bakarlar, ne oldu gariplere, neden ayaktalar?
Yoksa… Sen mi geldin?

Ne geceler sayıklardım Seni, ne günler selamların en güzelini salardım üstüne.
Bak yine büküldü belim, boynum bükük, işte yetimin, işte ellerim, işte duada dillerim.
Kabul eder misin böyle beni, tanır mısın ümmetim diyerek, tutar mısın kanadımdan düşerken?
Ne olur susun, dağlar taşlar susun, buluta söyleyin gölge yapmasın, açılsın kapılar, kapanmasın!
Bak! güneş bugün daha parlak, ağaçlar daha yeşil, minareler daha heybetli, secdeler daha uzun.
Ne oldu, ne bu ışık, nedir bu sessizlik, bu güzel koku kimin? …
Yoksa Sen mi geldin?

Bir taş olsaydım açlıktan karnına bağladığın, bir hurma kadar damağına yasladığın,
Ama Sen yoksun, karanlık yorgan olurken sırtımıza, mühürler vurulurken ağzımıza…
Tadımız kalmadı Efendim, koktuk, çürüdük, karardık, bakılası kalmadı yüzümüze…
Bir ümit olur diye açtım kollarımı, belki gelirsin diye, diktim semanın kapılarına gözlerimi
Sana uzandım takatı bitmiş, yorulan kollarımla, bekledim ama
Sen yoktun Efendim.

Sensiz yaşamak bu kadar mı zor olacaktı bana, bu kadar mı düşecektim yoluna?
Bilseydim Seni, Sana yetişmez miydim, çölüne kum olup serpilmez miydim Efendim.
Bak şu titreyen yüreğime, uçtu gitti, söz geçiremedim can kafesime ve nefesime
Zerreni kendime kürre bildiğim sevgili, hangi zamana sakladın vuslat dilekçemi?
Hangi deryadan dudaklarıma akacağını, ne tarafımdan bana bakacağını… bir bilsem!
Bir bakışına nelerimi vermezdim, işte hazırım derdim, bırakırdım dünyayı, sevmezdim!
Ağlama ey gözlerim, inmesin duadan ellerim, işte kırmızı güllerim!…
Sen mi geldin?

Gel, anam babam sana feda olsun, gel de, bu fakire bir düğün bayram olsun.
Bedir’den geçtiğin gibi, bir elinde ay, bir elinde güneşten vazgeçtiğin gibi gel.
Seni taşlamak isteyen Taifliler çıkacak bilirim, işkembe ellerinde bekleyenlerin !
Olsun! Sen gel… Sana kol kanat olur bedenim, kartal kesilir gözlerim, kırılır ortasından bileklerim
Bir dişine kurban olmam mı o zaman, sakalının bir teline, tel tel dökülmem mi?
İşte kefenim, işte yeminim, işte Rasulüm, işte ümmetin , geldim!..geldim!.. demem mi?
Susmasın kainatın dili, küsmesin alemlerin yüzü suyu hürmeti, işte gariplerin kısmeti!

Varsın kokuşmuş dünya bize kalsın, çirkefimiz, nankörlüğümüz Sana bulaşmasın,
Varsın ellerim havada kalsın, mezar gibi dar gelsin dünyam, kor gibi içimde yansın
Bileyim ki Sen razı ol , bileyim ki Ebu Bekir’den bir selamın ,nara düşmeden şefaatin kalsın.
Bileyim ki Mekke’ye nazar ettiğin gibi bakacağını , Hira’ya girer gibi içimize dalacağını…
Bak !gam çeker mi artık cesedim, derde düşer mi bundan sonra yüreğim,ıslanır mı gözlerim?
İşte yetimin! işte ellerim! işte duada dillerim! işte Sebebim! işte kırmızı güllerim!..
Sen mi geldin ?

Hoş geldin peygamberim….. Hoş geldin…

Sedat SOYLULAR

Sedat SOYLULAR – Sen Mi Geldin | Alternatif

Kuyunun Yusuf’u – Hüsameddin BAYRAKLI

17 Kasım 2012 Yazan Cevher

Kuyunun Yusuf’u (Annemin Duası, Babamın Nefesiyim)

Ben yürümeyi bir yaşımda unuttum
İki yaşımda sözüm kesildi, kendime küstüm
Top oynarken gözümü çıkarttılar
Annem çok korkmuştu o gün
O korkunca ben kör oldum
Ekmek çiğnedi annem sonra yerine geldi dünya
O zaman inandım ekmeğin büyük nimet olduğuna
Annem olmasa inanmazdım Rabbim belki de sana
Ekmeğe inandıkça görmeye başladım
Ben gördüm ki çiğnenmemiş ekmekler çöpte
Sonra anneme kızdım, çiğnemeseydi ekmeği
Ben görmezdim
Görmezdim biraz daha küserdim
Küsünce durgun deniz gibi olurum ben,
Seyrim güzeldir küsünce, beni tanı
Kemiklerim cam vazo gibi bekler çiçekler etrafında
Kırmızı ışıkta beklediği gibi dünyanın
Herkes bekliyor telaşla
-beklemenin telaşı mı olur?-
Bekliyoruz işte, beklenmeyecek ne varsa
Ölümü bekliyoruz, sıyrılmadan ceketten
On beşini bekliyoruz ayın
-bir yerden para bekliyorum abi, gelsin hemen ödüyorum borcumu-
Ihlamurları bekliyoruz çiçek açsın

Çiçekleri tanımam, hanımelini de saymazsak
Ben hiç çiçek sulamadım da
Bir kere saksı devirdim dedem çok üzüldü
Dedem çiçek besler benim, cam kenarında
-cam kenarları hep kederlidir-
Nefes alsın dedim, çiçek intihar etti
O zaman öğrendim fazla ferahlık insanı sıradan çıkartır
Dedem bana kızmadı, bende ellerimi saklayamadım
Katil oldum değildi biliyorum ama saklasaydım keşke ellerimi
Ben ellerinden utanan bir adamım
Yaşımı hatırlamıyorum ama utanıyorum
Kan yoktu toprak topladım halıdan
Tek tek ayıklardım ben ama dedemin yüreği kaldırmadı bunu
Süpürdü hepsini birden
Süpürdü benim de ellerimi dedem
Dedem çok iyi adam benim
Dedeler hep iyi adamdır zaten
Babam da dedemi sever
Ama en çok beni

-dua niyetine-
Sonra büyüdüm ben
Bana isim verdiler
Babam dedi ki;
Varsın kuyuya itilsin
Varsın dili kurusun
Gözü bereket, girdiği gönle sultan olsun
Adı Yusuf olsun
Annem;
Adı alî olsun, bastığı toprak yağmur bulsun
Adı bereketle gelsin,
Gönlü sultan, girdiği gönle sultan olsun
Adı Samed olsun
Şeyhim;
O Hüsameddin’dir
Rabbim adını, dinini korusun
Kalemi keskin, dili kesik olsun
Girdiği gönle sultan, sultanların gönlünde olsun dedi
-amin-

Ben Yusuf
Yusuf’un oğlu
Düştüğüm kuyu derin değil dipsizdi
Düşünce değil de kalkamayınca yenildiğini insanın
Yakup’tan öğrendim
Küfre karşı küfrün imandan olduğunu
Yalnız kaldığımda göğe çıkmayı
Beyaz örtünün altında yıkanmayı
Saçlara düşen, yüzde ayan olan zemherinin
Yalnız yaştan değil biraz da nurdan olduğunu
Araba sürmeyi değil belki fakat istikamet üzere yürümeyi
Paranın gönülde değil cepte kalması gerektiğini
Huzurun tırmanmakta değil, ayakuçlarında olduğunu
Güzelin bir adının da yanmak olduğunu
Babamdan öğrendim
Ben Yusuf
Yusuf’un oğlu
Düştüğüm kuyu değilse de
Kıyısında kaldım geçen senelerin

Yirmi üç yaşındayım
Adımla kendime benziyorum toprakta
Gördüm ki
Birimizin eğildiği yere diğerimiz basıyor
Böyle kırılıyor yerin kabuğu
Eşiğe saplanıyor yaralar
Geçilmiyor kapılardan yaralanmadan
Kuyruklar uzuyor
Uzuyor kısa kesmeye çalıştığım cümleler
Bitmesin dediğim ne varsa bitiyor fakat
Yağmur diniyor, şehir ölüyor,
Cam kırıkları dadanmış saçlarım acıyor
Yüzümde paslı bir geçmişle
Kendimden geçiyorum tüm kırmızı ışıklara inatla
Ayaklarımda yeşil telaşlar

Kirpiğimden akıyor tüm çekilmiş sular
Öyleyse
Suyun yatağına dolan kim
Kim bu kendine dolan
Kendinde dolanan kim
İçinden çıkılmayan kıyafetlerden kokmuyor mu kimse
-Sarılmıyor annesine sevgilisine sarıldığı gibi âşıklar-
Topuğuna basıp hayatın, biraz da yavan gözlerimle
Babamdan istesem kendimi verir mi?
Üzerimi ört anne
Ay kırıkları batıyor dişlerime

-dua niyetine-
Sen yürürsen benimle
Belki yağmur yağar ıslanırız
Yeşil bakmazsın ama yeşerir yağmur
Yeşermez belki fakat büyür bana baktığın
Sonra uyanırız saçlarımız dökülür
Ölüm en güzel fikirdi yağmurdan sonra, belki ölürüz
-ölüm, dilime tutunan küfür kadardı mıydı-?
Belki yoktu kibrimde haklılık
Fakat son âdemi değildim dünyanın
Siyaha çalan bu dünyada beyaz gömlekle yürüyen değildim
Dilimde hazır bekliyor yol tarifleri
-buradan düz git, istikamet sahibi yolunu bulur
-amin-

Şiire ben diye girdim Rabbim
Estağfurullah
Vesselam 

Hüsameddin BAYRAKLI

Hüsameddin BAYRAKLI – Kuyunun Yusuf’u | Alternatif

Şiir Kurusu – Suna Aksu GÜLSOY

16 Kasım 2012 Yazan Cevher

Şiir Kurusu

Hareket halindeki bir yolcu otobüsünden dışarıyı yorgun gözlerle seyretmek gibi bazen hayat. Geçip giden ağaçlar zaman timsali sanki, kaldırımlar, yolsuzluklar…
Geride kaldıkça nasılda küçülüyorlar, zaman da öyle değil mi?
Aktıkça su misali ne durdurmak mümkün oluyor ne de yakalamak.
Ardına baktığında nasıl göremiyorsan
geride bıraktıklarını kaybettiklerini de öyle unutuyor insan.
Yolculuk nereye bilmiyorum…

Peki ya son durak?

Benim kentime pek uğramaz bahar, dallarım yeşermez mesela
ya da papatyalar açmaz hiç.
Çünkü; Yeşillenen her ümit kara ayaza vuruyor,
mevsim hep hazan, zamansa hep hasat.

Annem karnım ağrıdığında ‘dizlerini içine çek’ derdi.
Göğsüm ağrıyor anne ne yapayım? Kaburgalarımı sırtıma mı saplayayım?
İçimdeki çocuğa laf dinletemiyorum anne üzgünüm
bu gece de ıslattım yastığımı ve cenin gibi kıvrılarak yalnızlığıma kundaklandım.
Soluğumdaki sisli hâr, solumdaki kanlı yumruk, kulağımdaki uğultular,
gözleri cehennem kara gölge uyut beni ellerinde
Uyut beni ellerinde…

Kimim ben?
Potansiyel bir katil olabilir miydim öle öle öldürmeyi öğrenen.
Göğüs hapsi ağır gelir, kafesime sığmaz yokluğun.
Saç rengimi tutturamıyorum sahi ne renkti saçlarım urganı gırtlağıma geçirdiğinde?
Kızlığını kaybetmiş bakire acılarım hangi duvara gam vuracak
ve ipimi çeken celladın nâmı kaç şiir daha duyulacak?

Artık örtebilirsin/z üstümü serpin toprağını/zı üstüme ve gömün altına dileklerini/zi.
Mevsimi geldi ölmelerimin artık tutar tüm ümitlerin/iz.

Senden bir halt olmaz dediklerinde karar verdim y(az)ar olmaya.
Haklıydılar benden bir halt olmadı şiir kurusu dışında.
Tüm harflerim koynumda dipsiz bir uykuyla ellerime sakladım sustuklarımı…
Sustuklarımı sakladım.

Suna Aksu GÜLSOY

Ahmet KARAKAYA – Şiir Kurusu – Suna Aksu GÜLSOY | Alternatif

Eğreti Dualar – Mustafa SÜS

15 Kasım 2012 Yazan Cevher

Eğreti Dualar

Sonra bir Filistin daha gelir Gazze’sini alıp
Büyür içimde
İçim büyür
Ve gebe kalır yarınlara
Soran herkese
Kahrolmasın derim İsrail
Yerle yeksan olsun
Yerinden olsun
Yurdundan da!
Bombalar yağar acizliğimize
Acizliğimiz ölmez
Şehit olur bebekler
Bize bi’şey olmaz!
Biz doymuş karınlarımızla bağırırız da
Karınları açken deşilir yavrucakların!
Şimdi ben Filistin’im ya
Yalan!
İnanmayın bana!
Hoş inanmıyorsunuz da!
Yağmıyorsa üzerime bomba
Engel olamıyorsa
Kalkan olamıyorsa dualarım
Bombalara…
Filistinliliğim batsın yerin dibine…
Tok karna edilen dualar ne zaman kabul oldu ki?
Benim içimde büyümedi Filistin
İçinden geçtim
İçimden geçti
Yalan değil
Büyümedi ama!
Kol kanat gerdiğimi
Lakin kırılmadığını gördüm kollarımın…
Arş-ı alaya yükselen
Eğreti
Tok karna edilen duaları da
Kabul eder misin Allah’ım?

Mustafa SÜS

Alp Yenier – Agrı Dağı Nefes | Alternatif

O’na – Cihat ÇELEBİ

13 Kasım 2012 Yazan Cevher

O’na

Günler geçer durmaksızın caddeler, şehirler sessiz
Metropoller bile sen yokken hisseder kendini kimsesiz

Bir hasretlik türküsü dökülür simdi dudaklarımdan
Sensizlik kursun sıkar damla damla sen süzülür şakaklarımdan

İliklerime dek hissederim bu yangını haykırmaz dilim
Yazacağım ahvalimi lakin kalem tutmuyor elim

Korkarım bir gün Rab’bim sensiz halime acıyacak
Mahşer günü bu hal yüzünden sana hesap soracak

Biliyorum mevsimler boşuna geçmekte gelmeyeceksin
Yüreğimde sana büyüttüğüm ilkbaharı hiç görmeyeceksin

Hatıralar bile yorgun düşecekler seni anmaktan
Bıkmayacak gözlerim gördüğüm her gölgeyi SEN sanmaktan

Ben varmasamda elbet rüzgarlar varacak sana
Yapışacaktır o zaman bil ki kokum yakana

Tarih unutmayacak bilesin AŞK’a attığın kazıkları
Sen bile affetmeyeceksin kendine ettiğin yazıkları

Sonsuza dek olmayacak ömür dediğin öleceksin
Son nefesinde her yanlışın için derin bir ah çekeceksin

O zaman haykıracak gönlün yüzüne karşı avaz avaz
Belki o dakika anlayacaksın sevginin kıymetini az biraz

çektirdiğin çile için bil ki ‘ah’ düşmedi sana dilimden
Hasretini çekerdim bin yıl, gelseydi eğer elimden

Ben seni çektirdigin acıyla, yaşattiğin hasretle kabullendim
El açmadım kimseye, seni yalnızca Allah’im dan dilendim

Vuslatı ne dünya ne mahşer yasadiğim sevdamın
Dermanı ne doktor ne merhem bu kapanmaz yaranın

Yinede etmem şikayet bil ki hakkım helaldir sana
Şükürler olsun seni alnıma hasret diye Yazan’a 

Cihat ÇELEBİ

Fon Müzik: Mark Eliyahu – I shall wait | Alternatif


Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine ait olup sahibi istemediği takdirde yayından kaldırılır.
Kaynak belirterek alıntı yapabilirsiniz.
Tarım ve köy işleri bakanlığınca onaylanmış uyku ilaci olan Shiffa Home sizi mışıl mışıl uyutur.
Hac ve Umre yolculuğunuzu Giyinelim Net ile en uygun fiyata ayrıcalıklı olarak giyinebilirsiniz.

Siir Fm | Fon Müzikleri | Bedirhan Gökçe | Kahraman Tazeoğlu | Şiir BUL | Sitemap
Copyright © 2007 - 2014 SiirFm.COM