ARAMA SONUCLARI

Gözlerin – Ahmet KARAKAYA

12 Kasım 2012 Yazan Cevher

Gözlerin

Dayanamaz hiçbirşey kaş çatışına
Taş olsa çatlar bir bakışına
Alemler tutuşur gözyaşlarına
İçinde beni boğar gözlerin..

Islanırsa eğer bir damla nemde
Can çıkar yerinden durmaz bedende
Ömürler dolusu gözbebeğinde
Dünyadan yaşamı siler gözlerin..

Değmesin nazarın başka tarafa
Öyle zordur ki eştir sırat’a
Savurup bedeni dipsiz kuyuya
Yaşamdan ölüme sebep gözlerin..

Bir dua gibidir, rahmetle dolu
Ne yapsa unutamaz hiçbir kul onu
Ne başı vardır nede bir sonu
Doğumdan ölüme aşk’tır gözlerin..

Dünyalar dolusu sevda yaşanır
Kimisi çok sever, kimi horlanır
İsminin içinde bin aşk saklanır
Züleyha misali sevda gözlerin..

Kurban olsun alem bir nazarına
Akmasın dayanamam gözyaşlarına
Sen iste gözünün bir damlasına
Ölürüm, yeter ki gülsün gözlerin.. 

Kalem kaş’ın altında can şelalesi
Her nazardan koruyor Rabbin perdesi
Büyülüyor içine düşen herkesi
Nâzım’ı kıskandıran şiir gözlerin..

Bilseler bakışının bir zerresini
Ne Mecnun’u olur aşkın nede Kerem’i
Bırak yâr uğruna dağlar deleni
Her can’ı cânandan’dan eder gözlerin..

İmlası bozulmuş anlamı yitik
Noktası kaybolmuş cümlesi devrik
Yinede en güzel harfleri seçip
Adını kalbime yazdı gözlerin..

Yıldızlar bir bir söner bakınca
Güneşi sürükler karanlıklara
Ne eşi ne benzeri yok bu dünyada
Bir çift yaratıldı Cennet gözlerin.. 

Rahmeti arz eder cümle cihana
Bir bakışın kâfidir bütün zamana
İsterse erdirir yüce makama
Yada küle çevirip yakar gözlerin..

Hislense aleme keder yayılır
Gülerse tüm dertler biter dağılır
Bilmem ki daha başka neler yazılır
Harflere sığmayan şiir gözlerin..

Bülbülü gül için ağlatıp duran
Pervaneyi ateşe sevdalı kılan
Toprağa aşkından türküler yazan
Veysel’in sazına ilham gözlerin..

Yazmakla bitmiyor sendeki sihri
Ne versem ödenmez gözünün mihri
Öyle bir sevda bu, öyle bir his ki
Kısaca ömrüme ömür gözlerin..

Ahmet KARAKAYA

Ahmet KARAKAYA – Gözlerin | Alternatif

Gönülden Süzülenler/7 – İsmail SARIGENE

23 Ekim 2012 Yazan Cevher

Gönülden Süzülenler/7

İçinde " umut " olan bir masal anlat bana,
Bilmediğimiz bir köyün şiir yüzlü çocuklarına götür sonra.
Ve masalından uyandırmadan önce
Gözlerime " gül’üşünü "
Yüreğime rengarenk " gökkuşağını " giyindir.
Ve gece uyku tutmayıp
Bir duvar sonrası nakışlanan ölümde
Korkularıma inat varlığınla beni cesaretlendir sevgili.

" Zaman aleyhimize olsa da
Bilmediğimiz bir köyün
Şiir yüzlü çocuklarına
Kutu kutu çikolota dağıtmaya geç kalmadık sevgili. "

" Şiir yüzlü çocukların duasını almış bir sevda bizimkisi sevgili.
Yetimhane köşelerinde annesiz babasızlığına büyüttükleri özlemlerin,
içinden geçirdik birbirimize olan özlemi.
Bayram sabahı bir elbise bile alınmayacak kadar büyük yalnızlığı olan,
çocukların yüreklerinde asılı bir muskanın içinde saklıydık biz. "

Bir kır düğününde ellerimizden gökyüzüne hediye edilmiş binlerce balon olmalı.
Nihavent sesinden düşen bir hayata eşlik etmeliyim sonra.
Saçlarının kokusu için kelebekler birbirleriyle yarışmalı ve biz dans kalktığımızda,
yıldızlar gökten gökyüzüne kaymalı ve her bir yıldız kaydığında,
binlerce şiir yüzlü çocuk yüreğinde Cennet kapıları sonuna kadar açılmalı sevgili.

Birbirimize sarılmayı özlerken kaç tane taştan bebeği avuttuk bağrımızda, kaç gecenin katline soyunduk.
Acıyı ateş diye yakıp umudu demleyip hayat çaydanlığında.
Uçurum öncesi fırtınalara kafa tutup sevdaya binlerce hasret cümlesi bıraktık biz.

" Gül’üşlerindeki umuttan nasiplenip Afrika çöllerini bile çiçek bahçesine çevirebilecek kadar sevdalı tüm hücrelerim. Ömrüm ömrüne feda olsun sevgili. "

Gül’ümsediklerinde her iki yanağında Peygamber çicekleri açan çocukların dualarında büyüyen sevdayız biz.
Açlığını bir cami avlusundaki çeşmeden içtiği bir avuç su ile gideren bir çocuğun gözleri şahit sevdamıza sevgili.

Terlemiş ömrüme yanaştırdım ılık nefesini.
Varlığından bir umudu çocukluğumun yalnızlığa serpiştirdim.
Rastgele bir sözcükler savurmadım saçlarına.
Yüreğimin en yeşil bahçelerinden koparıp sesinin nihavent sesine gelin ettim yarı aksak mutluluğumu.
Sen en büyük duamsın ey sevgili.
Gökyüzünün iki kenarına açtığın ellerinde uyumayı diliyorum.
Bir daha gözlerimi açmamak üzere.
Sağıma seni, soluma yıldızları aldım sana geliyorum sevgili.
Elimde masal kitapları, yüreğimde özlemin ve dudaklarımda ıslanmış bir mutluluk masalım.
Kan ter içinde, gece dağ tepeyi aşıp sana varacağım.
Bir bozkır kuraklığından soyunup bir deniz bereketini giyineceğim.
Kendimin katili olup sende yeniden doğacağım.

Sonu gözükmeyen bir bozkırın yüzyıllık uykusunu uyandırdı bir gül sağnağı.
Bir fincan umudun ateşlediği ve hasretle yoğrulmuş hayat hamuruna sevdayı mayaladık.
Sabırla ve özlemle harelendirip Elif kadar dimdik mutlulukları serpiştirdik.
Bir cümle içinde sırtlarını birbirine dayamış iki kelime olabilmenin hazzında hayata bir Elif miktarı gül’ümsedik sevgili.

Yüreklerimize sürgülenmiş hasrete inat geleceğimize bir sevdayı dua dua nakışladık biz.
Utangaçtı düşlerimiz, sargısızdı özlemlerimiz.
Sarıldık mı birbirimize, acıya bir tabut daha ayarlardık.
Ellerimiz avuç içlerimizde yanarken dışarıda sağnak halinde güller yağardı Elif tadında.

” Senden başka hangi yürek
Kadavra hükmündeki bedenimi tazelerdi ki…
Hangi göz,
Bir kez bile dokunmadığı kirpiklerim için
İsmail’in boğazına sürülen bıçağa canını sürerdi ki …”
Ey dilsizliğimin dile gelen sevda cümlesi…

Saksılara ellerimizle ektiğimiz ve gözümüzün nuru baktığımız umutlar bak yeşermiş sevgili.
Umutlanmış tahta beşikte uyuyan Elif.
Bak beyaz badanalı evimizin önünde bize gülümsemekte.
Ayakları çıplak yine.
Haydi Elif’in ayaklarına yüreklerimizi giydirelim.
Üzerindeki beyaz elbisesine mutluluklarımızı yazmaya gidelim.
Bir ezan vakti koşalım sana.
Senin ellerinde deniz kabukları, benim ellerimde cam bilyelerim..
Kum saatine baktım da geldim şimdi; vakitlerden kavuşma, günlerden Elif..

Sarı saçlı bir çocuğun gözlerine serdim mavi bilyelerimi.
Güneşi yüzlerine çizdiğim kız çocuklarına masallar anlatıyorum küçük bir kasabanın tarih kokan sokaklarında.
Yalın ayak ayaklarımla koşuşturduğum veresiye aldığım şekerleri delik ceplerimden döke döke o sarı saçlı kız çocuklarına koşuyorum.
Sonra gülüşlerinden kanayan yaralarıma şifalar diliyorum.
Benek benek çiçekli elbiselerinden kara kışlarıma baharlar serpiştiriyorum.
Sonra dağın eteklerinden bir rüzgar esiyor gülüşü Cennet kız çocuğu düşlerime.
Bir umut doğuyor bulutların arasında.
Gülüyorum, gülümsüyorum.
Sarı saçların altındaki tebessümleri çalıp bir mutluluğa filiz oluyorum.

Omuzlarımın eğikliğine denk gelmedi mi hiç gözlerin.
Sana gelen yolları aşındırdı o omuzlar.
Ve kaç yol üstü molası çığlığı saklıdır üstünde ve kaç suskun tabuta omuz verdi omuzlarım.
Uzaklığı hiç aldırış etmedim ben.
Gelecektim sana, bir gün kavuşacak için varacaktım sana / gitmek için değil.
Ayaklarımın yavanlığından, tahta arabalı çocukluğumun hiç anlamı yok sana gelen yolculuklarıma denk gelen.
Bastırdıkça özlemlerimi, küllerini derime enjekte etmekten bir tahta kovuğuna gelin ettim.
Eğiktim, büzüldüm ama hiçbir zaman eğilmedim yokluğuna.
Ve hiçbir zaman uzaklığına yokluğunu karıştırmadım.
Bensizliğin, bir günlük insan yürüyüşü kadardı.
Yokluğun adınla başlayıp gözlerinin güzelliğiyle bitirdiğim cümle kadardı işte.
Varlığın ise bende koca ömür..

Sevda için bir umut için savaşmak bu.
Kaybettiğin sadece o savaşın hüznü için kendini boğduğun ve umutsuzluğa gebe kaldığın an’dır.
Tıpkı elindeki ekmeği yere düşürdüğünde onu yerden kaldırıp alnına sürüp bereketine şükretmektir. Hayatın içinde hepimizin bir savaşı var hem de amansız belki de kimilerinin bu savaşı tek başına. Yenilecekleri aşikar olsa da savaşmak.
Elinde silah, teçhizat olması gerekmiyor bunu yapabilmek için.
Her şeye inat her olumsuzluğa inat nefes almaktır savaşmak.
Gelemeyeceğini bilsen de dört gözle beklemektir savaşmak.
Ne olur savaşın aşk için.
Saflarınızı mutlulukla ve umutla sıklaştırın ve kaybetseniz de sadece içinizdeki hayata bir şey olmayacak.
Biraz hüzün biraz gözyaşı.
Bırakın her sabah yatağınız tek başınıza kalabiliyor olmak, isteklerinizi dertlerini ve çığlıklarınızı anlatabiliyor olmak, ellerinizi ve ayaklarınızı istediğiniz gibi oynatabiliyor olmak ve dilediğiniz süre gülümseyebilmek.
Bırakın hayat size istediğiniz ya da hayal ettiğiniz hiçbir şeyi vermemiş olsun ama siz olursa olsun hayata dair bir miktar umut besleyin. Nefes aldığınızı bir tebessüm ile şükrediniz.
Biliniz ki herkesin bir derdi var dertler bitmez.
Ama umut ve mutluluk bugün yanınızda olmasa da bir gün mutlaka sizinle olacaktır.
" Hayat umut ettiğin kadardır."

Suretini unuttuğum bir masalın ayak uçlarından sesleniyorum şehrine.
Bir dakika önce senin ayak basma ihtimalinin var olduğu sokaklarda yalpalayan rüzgara inat bir deniz kokusu. Kalabalıkların içindeki tenhalığa zorlanmış bir geminin gökyüzüne değen alnında vuruyorum sözleri ayak ucundan. Sıkıyorum en namert yerinden cümleleri acıya.
Geçer bu da geçer diyerek kanamalı bir acına ortak ediyorum kendime.
Payıma mutluluk düşmüşken , bu fakir adama sevdan bir paye edilmişken seni seviyorum diye avazım çıktığı kadar bağırıyorum.

Yüzünün utangaç yanında birikmiş binlerce çocuğun bayramlık elbise düşü saklı.
Plastik oyuncakların bile içini ısıtacak gül’üşünü dua diye saklayıp yüzyıllık uykularından uyunan sevdalıların tercümanı olduk biz sevgili. Geceyi aydınlatan gözlerinden bir ışık hüzmesi yolla, tüm karanlıklarım firar etsin.

Acılarımızdan ayıkladığımız bir fincan umutla sarıp küçücük mutluluklardı bizim bayramlarımız.
Ne zaman hüzün perdelese gözlerimizin iç yazgısını, sesimizdeki ince bir gül’üş yeterdi bir ömür boyu düşsüzlüğümüze. Sade ve birkaç cümleye sığacak kadar kısaydı birbirimize olan sevdamız ama aldığımız her nefeste yeniden tazelenen bir ömür kadar kocamandı yüreklerimiz.

Her bir gül’üşünde şiir yüzlü çocukların yüzüne bir mutluluk kipi serpiştiriyorum.
Sesinin ince nağmesiyle avutuyorum dilsizliğimi.
Nefesini yağdırıyorum sağnak sağnak, sol yanıma umutlarının felcini indiriyorum ve şah damarıma yazıyorum adının tüm harflerini. Adına sevda diyorum; günlerden umut.
Sana sevda / umut dedikçe, ölümlerden ayıklanmış bir hayat diliyorum sana sevgili.

Her bir gül’üşünde yeniden ölümü kefenliyorum sevgili.
Varlığına binlerce umudu paylayıp ellerinde balonlarla bir deniz kıyısında kavuşacağımızı günü ilmekliyorum gözlerime.
Harf harf işliyorum yüreğimin mutluluk coğrafyasına.
Ve ne zaman adın bir cümlenin içinde mutluluğa yaslansa, nihavent sesine uzanıp Cennete yalın ayak koşuyorum sevgili.

Kağıttan evlerimiz, güllerden gökyüzümüz vardı sevgili.
Acıdan olma, umuttan doğma " mutluluklarımız " vardı yüzümüzde beliren her bir gül’üşümüzde. Sarıldık mı birbirimize, tek bir alfabe düşmezdi satırlara.
Saçlarının kokusuna sarhoş olur, ellerini tuttuğumda karanlıklarıma " aydınlık " doğardı.

Bir luna parkın içinde kaybettiğim pamuk şekerlerimi gözlerinin kahverengi gözlerinde buldum.
Bir kargo poşetinin içinde sakladığım mavi bilyelerime nefes oldun sen.
Bir kum saatini elinden alan yüreğim küçük bir çakının şahitliğinde sana özlem yangınları büyütüyor.
Bir iskelenin kenarında yüreğime dayadığım ahizenin arkasındaki yüreğimi yüreğimden yakala.
Ve sesini ararken bir sahilde, sen soluk soluğa koş ve bir Elif miktarı sarıl bana. Ve hiç bırakma..

Sevdamıza tanık binlerce rengarenk balonlar getirdim.
Hafiften yağmur düşerken uzaklığımıza, acılarımıza bir şemşiye ile değil sevdamızla göğüs gerdik değil mi sevgili.
Birazdan dilimizden düşürmediğimiz şarkı çalınan radyoda.
Hadi sesini aç yüreğinin de, dolayım nefesinin hayat gözeneklerine.
Saçlarını da çöz de sevgili, yıldızları öreyim köklerine..
Elif elinde rengarenk balonlarıyla beklerken, sevdanın uzaklığına aldırış etme.

Tekil bir yalnızlığın içinden uzat ellerini.
Utangaç yanaklarında bir tebessüm belirse üşengeç yaralarıma şifa diye sürüyorum gözlerini.
Ellerini ellerimle yakalayıp avuçlarından kayıp giden bir terin akıbetine aldırış etmeden koca gövdeme
umutlar serpiştiriyorum.
Belirtisiz ya da yeknesak bir cümlenin içinden geçip sen’li bir varlığına nüfuz ediyorum.
Soyunuyorum, üryanlığıma bir yangın bileyip azı dişlerimin sancısından bir sevda doğuruyorum.
Doğan her düş’e bir kurban veriyorum. Azat ediyorum tüm gurbet kuşlarını.
Ve sana gelirken tüm yollara en sevdiğin çiçeği ekiyorum sevgili.

Ekmeğimden, terimden sakınıp bir uçurtmalar alamadım sana.
Oysa baba yadigarıydı marangozluk.
O tahtaya yüreğini katıp tahtaya işlerdi içini.
Ve ben onun kocaman ellerin tersine küçük ellerimden bir mürekkebe yaslıyorum düşlerimi.
Sana gelirken ki cam kenarı biletleri biriktirip kağıttan gemiler bıraktım avuçlarına.
Sokağına bir söz bıraktım karanlıkta üşüme diye.
Sabahı müjdeleyen vapurların içine ıslak mektuplar bıraktım.
Ne zaman umutsuzluğun bir iskeleye vurursa o el yazması mektuplardan mutluluğu ayağa kaldırır diye. Ve bir yürek bıraktım.
İhmal ettiğin öğle yemeği vaktinde iştahsızlığına ve yalnızlığına bir mutluluk besini olsun diye.

Gökyüzünden mutluluk sağnağı, elllerimizle umuda bir ağ atıyoruz yürüdüğümüzün yüreğine denk gelecek şekilde.
Acıya tek bir zırnık vermiyoruz.
Acıya tokuz biz.
Mutluluğa, umuda aç iki nefesli bir dünyanın sevdasıyız biz.
Sonra bir ekmek arası huzur niyetine yolcu ediyoruz göçmen kuşları. Bir küçük balıkçı kulübesinden yıldızlara selam yolluyoruz.
Ateşe yarenlik, suya mahzenlik ediyor gönüllerimiz.
Velhasıl sevgili, bir sen bir ben ve biz koca bir ömür oluyoruz.
Ölümü öldürmekten vazgeçiyoruz.
Ölümü avuçlarımızda açmış bir gül tezahür ediyoruz, umudu ise hayat diye geçiriyoruz nüfusumuza.
Ve güller yağarken saçlarımıza bir kır düğünü başlıyoruz el ele yüz yüze koşa koşa ölüme gittiğimiz yerde..

Bir düş düştü düşsüzlüğüme.
İlkin taş bebeklerin susuz çığlığında aradım seni, sonra bezden yapılmış kız çocuğunun saçlarında.
Tel tel döktüm yüreğimi avuçlarına.
Nadasa bırakılmış bozkır gibiydi yüzüm, hiçbir tebessüm çiçek vermezdi bahçelerimdi.
Yavandım, yalandım ve koca bir yandım kısırlığın yüzüne aşikar.
Ama sen geldin, umut dedim sana. Yar edindim kendime pay edilmiş paydan.
Kısır gövdeme inat bir düş yeşerttim.
Bir iskelenin aydınlık yüzünde bezden bebeklerle bekliyorum seni..
Sende bana gelirken kargo paketiyle yolladığım mavi bilyeleri getirmeyi unutma emi.

" Morglardan ayıkladığımız her bir cümleye
İlmek ilmek hayatı yüklüyorduk
Onca yükü taşımayan her bir aşkın tabutuna
Omuz veriyorduk sonra.
Uzayıp giden ayrılık mezarını gördükçe,
Seccade aramadan,
Olduğu yerde
Varlığımızın şükrüne duruyordu alnımız.
Ayrı ayrı gökyüzünden nasiplense de gözlerimiz,
Aynı yola çıkıyorduk istikametlerimiz.
Sen sevda yolundan koşarken bana,
Ben tali bir yoldan çıkıyordum yüreğine."

Orta Anadolu’ da yaz ortasında geçiştiren yağmurlar gibi
Geçiştirildi kır düğünü özlemlerim.
Yetimhane çocuklarının sevinçleri gibi yavandı dudak kenarlarım.
Yaşadığım iklim gibi karasal ve kuraktı gülüşlerim.
İç kanamalarım vardı gece
sancılanıp,
Gündüzleri tok karnına unutulan.
Dizlerimin üstüne düşmelerim vardı çocukluktan kalma,
Hep körpe ve hep sargısız.
Umutlarım vardı, duvağı hiç açılmamış.
Bir de gözlerimin içinde saklı nikahsız mutluluklarım.

Dilini yitirmiş bir cümleyim.
İçimde birikmiş nice söz var şimdi.
Sıraya geçmiş bir kalabalık herşey, her söz.
Avazım çıktığı kadar sarılmak istiyorum sana.
Bağırmak delice. Duvarlara vurup vurup geri dönecek kuvvetli bir nefesin içinde pey
…dalanmış bir söz dizimlerim var içimde.
Yakılmış, yaralanmış ama içimde bir sus’ku.
İçimde bir yanardağ var ama kusamıyorum.
Dışımda közler birikmiş yanıyorum diyemiyorum.
Susuyorum, gözyaşlarımı bile haykıramıyorum.
Sessizlik ne zormuş Ya Rab.
İçime, dilime dolanmış düğümleri çöz.
Bir alfabeyi bağışla bana.
Doya doya içeyim cümleleri sonra da dudaklarımdan bir hayata sürgün edeyim sözleri.
Biliyorum ben harfleri ilkokul terkten bıraktım ama içimdeki sözleri şimdi haykıramıyorum.
Şimdi konuşamadığım dudaklarımı sadece ısırıp ağlamak için kullanıyorum.
Ne acı cümle cümle susmak içinde..
Ya Rab kanatma dudaklarımı.
Bu sessizlikle imtihan etme beni. Beni bir cümleye bağışla.
Konuşamayan Nineciğime ses oldum

İsmail SARIGENE

Fon Müzik: Memo GÜL – Xewn û Xeyal – Beritan | Alternatif

Adınla Ey Allah’ım – Senai DEMİRCİ

10 Ekim 2012 Yazan Cevher

ey rabbimiz

Adınla Ey Allah’ım (c.c.) 

rahmansın sen ki, bizi hiç yokken seçip kendine kul eyledin.
rahimsin sen ki, bizi hiç umudumuz yokken sonsuzluk adayı eyledin.
kelimelerin kalbine anlam koyan rabbimiz.
Sana hamd olsun, yoksa nerede buluşurduk ki.
sonumuzu sonsuzluk edeceğini müjdeleyen rabbimiz.
Sana hamd olsun,yoksa nasıl severdik ki.
Yolumuzu unutup isyan etsek de, bizi kendi yakınlığına çağıran rabbimiz.
Sana hamd olsun, yoksa neden sevinirdik ki.
İstediğimizi biz istemeden de bize vereceğini ısrarla söyleyen rabbimiz.
Sana hamd olsun, yoksa neyi isteyebilirdik ki.
Dedin ki: bana dua edin. duanıza cevap vereyim.
Dudağımız yoktu ki bir söz söyleyelim de senden dudak isteyelim.
Ey rabbim sen bizi dudaksız da duydun.
Mecalimiz yoktu ki, arz edip sana varlık isteyelim.
Ey rabbimiz, sen bizi hiç hesapta yokken sevdin de var eyledin.
Gözümüz yoktu ki, körlüğümüzü görelim de senden ışık isteyelim.
ey rabbimiz, karanlığın bile karanlıkta kaldığı kuyularda,
Sen gördün bizi. Ve görünür eyledin. Görür eyledin.
Söz yoktu ki, bir şey ifade edelim de sana derdimizi anlatalım ey rabbimiz.
Ey rabbimiz, sen bizi sessizken, dilsizken de anladın.
Duamıza karşılık verdin.
Yüzümüz yoktu ki, bir yöne yönelelim de senden yüz isteyelim.
Ama ey rabbimiz. Sen hiç yüzümüz yokken de tanıdın bizi, yüz verdin.
Sevdiklerimizi sevimli ve tanıdık eyledin bizi.
Peki şimdi neden dudağımıza değmez dua.
Neden sana yakarmaya halimiz el vermez.
Neden sana kul olmayı hesaba almayız.
Neden gözlerimiz senin yakınlığını aramaz.
Nasıl olur da sözlerimizin en güzeli sana dönük olmaz.
Nasıl olur da yüzümüzün güzelliği rabbimize dönmez.
Yoksa duanın karşılığının olmadığını düşünüyoruz.
Şimdi rabbimizin: “Rabbiniz derki bana dua edin, duanıza karşılık vereyim.”
Demesi, duadan geri duran kalbimizi kanatıyor değil mi?
Ey rabbimiz! affın sahibi sensin. bağışlamak senin elinde.
Sen ki ellerini açana buyur diyensin.
Sen ki içinin sızısını diline değdirene burdayım dersin.
Sen ki bizim çağrımızı, bizim kendimize çağrımızdan bile önce duyarsın.
Dua dostlarıyla birlikte kapında duruyoruz. açılana kadar da dua ediyoruz.
Açılmazsa da kovma bizleri ey rabbimiz kovma bizleri…
İlahi! ben peygamberin,
Hz. Muhammed’in (s.a.v) senden istediği bütün hayırlı şeyleri senden isterim.
Ve onun sana sığındığı bütün kötü işlerden de sana sığınırım.
Ya ilahi! kapında sadakatle gelip duran iflas etmiş bu fakire lutfunla kerem eyle.
Ey celil olan Allah’ım! büyük günah sahibi bu zelil ve garip kulunun günahını bağışla.

Senai DEMİRCİ

Senai DEMİRCİ – Her Güne Bir Dua – Adınla Ey Allah´ım | Alternatif

Muhammet Furkan DUT – Adınla Ey Allah’ım – Senai DEMİRCİ | Alternatif

Naat – Turgut UYAR

28 Eylül 2012 Yazan Cevher

Naat

İpekler tel tel biraraya geldiler dokunmak üzere
Lâle nerdeyse menekşeye, gül suya dokunmak üzere

Kılıç kesti kan koktu bir atlı dörtnala uzaktan
Günbatımının büyük eşitsizliğinden yakınmak üzere

Bütün dertler söylendi çareleri bir bir yazıldı
Son büyük toplantıda bir bir okunmak üzere

Kimseye başvurulmadı herkes bir başına kaldı, evet
Sonradan hep birlikte kurtulunmak üzere

Oysa bir çiçek vardı bahçelerde kendini dererdi sevinçle.
Kendini tek haklıya bir gün sunmak üzere

Turgut UYAR

Sacit Onan – Naat – Turgut UYAR | Alternatif

İşaret Çocukları – Cahit ZARİFOĞLU

28 Eylül 2012 Yazan Cevher

İşaret Çocukları

Yasin okunan tütsü tüten çarşılardan
Geçerdi babam
Başında yağmur halkaları

Anam yeşil hırkalar görürdü düşünde
Daha ilk güzelliğinde
Alnını iki dağın arasına germiş
Bir devin göğsüne benzer
Göğsünden dualar geçermiş

Çarşılar ellerinde ekmek iğneleri
Cami avlularına açılan
Havuz sularına kapılan çocuklar
Görmeden güneşin bütün renklerini
Götürmezlerdi dükkandaki babalarına
Ocaktan akan kaynar yemekleri
Nenelerinin koyduğu avuç taslarına

Başı ve yüreği şahbaz
Kaleleri ağırlayan kadınların
Süslerini kemerlerini
Başlarını ağırlaştıran
Ağır siyah şelale saçlarını
Tutunca gençleşirdi erkekler

Sonra insan o ki denizde
Küçük ve büyük nehirde
Bedeni ıslatan afsunlu suda
Önce niyet sonra yıkanırdı

Zaman dert getirdi sulara
İçinde eski balıkların yattığı kayalar
Savaşan insanların elinde
İnce yontulup taşındı balta mızrak şekline

Anam kanları kuruyan
Kavga ayıran bir kargı elinde
Kara ocağın taşlarına
İşaret koydu çocuklarını
Belinde gezdiren babamın
Beyaz yazılarla kazandığı adları

Yüreği korkuyla kuvvetlendi babamın
Unutup genç gelen günleri
Zamanın sürerken çektiği günleri
Çetin bilmecelerle
Sürdü atını şehirlere

Yün ören at güden kadınlar
Ormanlara tepeden eğilen toprak evlerde
Küçük pencereli karanlık dar odalarda
Uzaktan uzayıp gelen kurt seslerinin
Uzağa çekilip giden
Ayazda donan gülmeler içinde
Ormanlarda süt emziren anne
Unuttu gittikçe uzayan çocuğunu

Hep kaçarmış şehirlerin
Demir dağlarına
Uyuyunca toprak beşiğimde
Sahipsiz kalan
Ellerimden kayan aydınlık günlerim. 

Cahit ZARİFOĞLU

Seyfullah KARTAL – İşaret Çocukları – Cahit ZARİFOĞLU | Alternatif

Aşk Hikayesi – Abdurrahim KARAKOÇ

28 Eylül 2012 Yazan Cevher

Aşk Hikayesi

Başımdan bir kova sevda döküldü
Islanmadım, üşümedim, yandım oy!
İplik iplik damarlarım söküldü
Kurşun yemiş güvercine döndüm oy!

Yağmur yorgan oldu, döşek kar bana
Anladım ki kendi gönlüm dar bana
Alev dolu bardakları yâr bana
Sunuverdi içtim içtim kandım oy!

Sevgi ektim, naz biçmeye çalıştım
Ne zamana, ne kendime alıştım
Kırk senede yedi hasret bölüştüm
Yedi dünya bana düştü sandım oy!

Gönül şahinimi yordum gerçeğe
Sonsuzda yüzümü sürdüm gerçeğe
Teselliden kanat kırdım gerçeğe
Tecellinin sinesine kondum oy!

Yasaklı Rüyalar (sh.60) 

Abdurrahim KARAKOÇ

Ebubekir Sıddık Yıldırım – Aşk Hikayesi – Abdurrahim KARAKOÇ | Alternatif

Ebubekir Sıddık Yıldırım – Aşk Hikayesi – Abdurrahim KARAKOÇ 2 | Alternatif 2 

Şiirin Gücünü Bil – Nureddin YILDIZ

28 Eylül 2012 Yazan Cevher

Fakih şiirin gücünü bilmeye çağırdı!

Şiirin Gücünü Bil

Kur’an’ımızın gündemine girmiş bir konudur şiir ve şair. İki ucu da sivri olduğu için Allah’a kullukta da kullanılabilir, şeytanın hizmetinde de. Şairler cennete de girdi, cehenneme de… Şiir iki uçlu bir mızrak gibi durur.

Her silah böyledir; mü’minin elinde cennet vizesi olur, kâfirin elinde de cehennem ateşi olur, yakar sahibini… 

Şiirin gücünü bil ki, onu nimete dönüştür.Kabiliyetin varsa şiir üret, ürettiğin sana enerji versin, isim versin. Sonra da dinine hizmet etsin. Uyuyanı uyandır, yürüyeni koştur. Malla, bedenle yapılan işleri şiirle yap. Yürekten gelen sesler yankı bulsun, tarih olsun, tarih yazsın. Zorlanma ama kabiliyetini keşfet. Denemeler yap; yaz, sil, yaz tekrar,tekrar sil; usanma!

Şiir kabiliyetini veren Allah Teâlâ’dır. Kime şiir kabiliyeti, şairlik yeteneği verdi ise, o kişi onunla yükümlü olmaktadır. Muhakkak şair olmak gerekmiyor.

Yetenek verildi ise onu keşfetmek, keşfedince geliştirmek gerekiyor. Ümmet’in hüznünü tebessüme çeviren, tebessümünü de yaygınlaştıran şair, yaratıldığı iş kıvamında yaşayan bir şairdir. Nefsinin ihtiraslarını tatmin yolunda ömür çürütmeyen, dinini aziz kılmak için çırpınan şair Ümmet’in şairidir.

Hassan bin Sabit de şairdi.Herkesin Yesrib’e hicret eden Peygamber aleyhisselama bir destek vermeye çalıştığı zamanda o da vardı. Bir kadın, elinden tuttuğu on yaşındaki Enes’ini getirip hediye etti. Bir başkası ‘ben kapında nöbet tutayım’ dedi. Diğeri malının şu kadarını getirdi. Bir diğeri, ‘ben mescidini süpüreyim’ dedi. Başka bir genç, yabancı dil öğrenip Peygamber aleyhisselamın bir destek ihtiyacını karşıladı. Herkes yapabildiğini yaptı, yaptığıyla kazandı. Kenarda kimin ne yapacağını bekleyip sonuca göre tavır alacaklara da ‘münafık’ dendi. İş yapmayıp, yapılan işlerden pay kapmak isteyenler olarak onlar gözlerden ve gönüllerden silindi.

Hassan bin Sabit de şairdi ya, o da şiirini kullandı. Allah’ın nebisine dil uzatılınca dilini kullandı. Diliyle destek verdi. Ordular gibi yürüdü düşmanların üzerine. Öyle bir yürüdü ki, o tek kişilik ordusu ile Peygamber aleyhisselam ona: ‘Kalk Hassan! Cevap ver, Cebrail arkanda destekçindir!’ dedi. Şiirini silahlaştırdı. Silahını da Allah için kullandı. Yaşlı başlı bir ihtiyardı ama dili tutuyordu. Dili tuttukça konuştu. Konuştukça kazandı.
Allah ona hangi kabiliyeti verdiyse o da o kabiliyeti kullanarak kazandı. Kenara çekilmedi, kenara çektirdi. 

O, Hassan’dı, şairdi. ‘Resûlullah’ın Şairi’ olarak ün saldı. Ününün hakkını verdi.
Herkesin Hassan olması şart değil şüphesiz. Herkes yaratıldığı kıvamı korusun.Allah Teâlâ kimi kullarını kılıç tutsun, elinde dokuz kılıç paralansın diye yarattı. Onlar da öyle yaptılar. Mute’de bir savaş meydanında dokuz kılıç paralandı ellerinde. At olup şaha kalktılar, ok olup cennete açılan yollara döküldüler. Usanmadılar, yorulmadılar, uyumadılar, uyutmadılar. İz açtılar, arklarından izler bıraktılar. Umutsuz bir toplumdan çıktıkları hâlde insanlığın yegâne umudu oldular. Onların kafiyeleri kılıç şakırtıları oldu. Elleri dillerinden çok konuştu. Kulaklar onların ellerinin konuştuğunu duydu ve anladı. Ne için yaratıldılarsa, kabiliyetleri ne üzerine idiyse onda iş yaptılar. Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah’tan…

Şiir okumak, doğal gıdayla beslenme türlerinden biridir. Yazamayan şiir okumalı; aç kalmamak, heyecansız yürümemek için… Açıkgözle görülmeyeni görebilmek, ince düşünüp nazik konuşabilmek için de şiir okunmalıdır.

Peygamber aleyhisselam şair değildi ama etrafında şairler vardı. Onları dinliyor, sözlerine kulak veriyordu.

Şiir bize yabancı değildir.

Şair bizden olmalıdır. Şairi biz beslemeliyiz.

Nureddin Yıldız

http://www.gencdoku.com/siirin-gucunu-bil-282.html

Gelir Elbet – Kuddusi

21 Eylül 2012 Yazan Cevher

Gelir Elbet

Sabreyle gönül derdine derman gelir elbet
Sen hastaya bil şöyle ki Lokman gelir elbet

Aşkı edegör başına tac, deme mecazî
Aşık olanın gönlüne irfan gelir elbet

Zühd ile kişi sanma ki Hakk’ı bulur ancak
Aşk olmasa yoldaş, ana hüsran gelir elbet

Her gece temellük ederek yârine yalvar
Nâlân olagör ki sana ihsan gelir elbet

Nâlân olur âşık olan üftade bu yolda
Bülbül gül için gülşene giryan gelir elbet

Kuddusî-i bîçâre koma gayrıyı dilde
Şol hane ki âbâd, ana Sultan gelir elbet

Kuddusî (1759-1849)

Bugünün Türkçesiyle

Sabret gönül, derdine derman gelir elbet
Bil ki hasta olana bir Lokman Hekim gelir elbet

Aşkı baştacı et sen deme hakiki ya da mecazî
Aşık olanın gönlüne ilahî bilgi gelir elbet

Sanma sadece dünyadan el etek çekmekle Hakk’ı bulur kişi
Yoldaşı aşk olmazsa ziyana uğrar elbet

Her gece içtenlikle Allah’a yalvar
Ağla ve inle, sana ilahî yardım gelir elbet

Ağlar ve inler çaresiz aşık bu yolda
Bülbül gül için gül bahçesine gözü yaşlı gelir elbet

Çaresiz Kuddusî yardan başkasını koyma gönlüne
Mamur ise evin, ona sultan gelir, gelir elbet

Ebubekir Sıddık Yıldırım – Gelir Elbet – Kuddusi | Alternatif

Güneşi İçenlerin Türküsü – Nazım Hikmet RAN

07 Eylül 2012 Yazan Cevher

Güneşi İçenlerin Türküsü

Bu bir türkü: –
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü: –
alev bir saç örgüsü
kıvranıyor;
kanlı, kızıl bir meşale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi
Ben de söyledim o türküyü!
Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların ağzını
yırtarak
gerindik!
Sıçradık;
şimşekli rüzgâra bindik!
Kayalardan
kayalarla kopan kartallar
çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
Alev bilekli süvariler kamçılıyor
şaha kalkan atlarını!

Akın var
güneşe akın
Güneşi zaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!

Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
göz yaşlarını
boynunda ağır bir
zincir
gibi taşıyanlar
Bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşıyanlar!
İşte:
Şu güneşten
düşen
ateşte
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!
Sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
düşen
ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!

Akın var
güneşe akın
Güneşi zaaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!

Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
Neşemiz sıcak!
kan kadar sıcak
delikanlıların rüyalarında yanan
o "an"
kadar sıcak!
Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak
ölülerimizin başlarına basarak
yükseliyoruz
güneşe doğru!
Ölenler
dövüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

Akın var
güneşe akın
Güneşi zaaaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!

Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
Kalın tuğla bacalar
kıvranarak
ötüyor!
Haykırdı en önde giden,
emreden!
Bu ses!
Bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!
emret ki ölem
emret!
Güneşi içiyoruz sesinde!
Coşuyoruz,
coşuyor!…
Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!

Akın var
güneşe akın
Güneşi zaaaaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!

Toprak bakır
gök bakır.
Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
Hay-kır
Haykıralım! 

Nazım Hikmet RAN

Aygül ELYASOVA – Güneşi İçenlerin Türküsü – Nazım Hikmet RAN | Alternatif
(10. Türkçe Olimpiyat 2.cisi Türkmenistan)

Siyahın En Güzeli Hz. Bilal-i Habeşi – Mustafa DOĞAN

07 Eylül 2012 Yazan Cevher

Siyahın En Güzeli – Hz. Bilal-i Habeşi

Gıpta ile seyrederken beyzayı
Gözüm hep takılır
Siyahın bendeki sevinişine

Gözlerin karın düştüğünü hiç gördü mü Bilal?
Öyle düşer de dilinden Âhâd
Sözcükler kıskanırdı
Dile bu kadar yakışan kelamı
Siyahın en güzelini
Seyrederdi semavat

Neydi Bilal
Sokak çocuklarına seni bir dinara
Taşa tutturan
Gövden kan içinde sabit kılan neydi

Kimi gördün de kara
Üstünde bu kadar beyaz durdu
Kimdi Bilal
Kim köleyi efendisinden
Üstün kıldı
Kızgın güneş gölge eder de
Gögsündeki taş senden çok inler
Bir çağrı düşer dilinden
Asırlar tekrar eder
Şimdi anlıyorum
Bülbüller neden Âhâd der
Ve Aklıma şimşek olur
Bir Âhâd kaç kırbaç eder…

Bir sıddıkın avuçlarında
Beyaz bir güvercinsin artık
Hürriyet iki yüz dinar
Kanatların kırılana kadar uç
Belli ki düştüğün yer
Cennettir.

Mustafa DOĞAN

Doğan BİLGE - Siyahın En Güzeli Hz. Bilal-i Habeşi – Mustafa DOĞAN | Alternatif

Yüreğimin Hava Raporu – Arif ODABAŞ

29 Ağustos 2012 Yazan Cevher

Yüreğimin Hava Raporu

His merkezimden aldığım verilere göre;
Sensiz geçecek her anımda,
Yüreğimdeki hava sıcaklığı,
Mevsim normallerinin altında olup,
İç kesimlerimde buzlanmalara neden olacak.

Giderek etkisini artıran sensizlik sayesinde,
Yanaklarımdaki nem oranında,
Hissedilir derecede yükselme gözlenecek,
Gözlerim, çok bulutlu yer yer sağanak yağışlı olacak.

Gönül vadilerime çöken ağır özlemin,
Etkisini artırmış olup,
Rüyalarımda bile, görüş mesafemi bir hayli daraltmıştır.

Aramızda yükselen ayrılık buzdağlarından gelen
“Alçak” basıncın etkisiyle,
Umut denizlerimde şiddetli fırtına bekleniyor.

Vuslata giden yollardaki kar kalınlığı boyumu aşacak,
Tesellilerin yol açma çalışmaları sonuç vermeyecektir.

Yüreğimden kopan sitemli şiir rüzgarları,
Arasıra orta kuvvette eserek,
Taş yüreğinde fırtınalara dönüşecektir.

Önümüzdeki günlerde hatta yıllarda ise;
Gönlüme düşebilecek cemrelerin sağlayacağı,
Bol güneşli ve sıcak hava akımları,
Yürek iklimimi ısıtmaya yetmeyecektir.

Hal hatır sormaya gelecek dostların yanlarında,
Derdimi çekme halatı, ilk yardım cümleleri,
Ve anti-aşk merhemi getirmeleri önemle duyrulur.

İyi haberlerle karşınızda olmak dileğiyle, 

Arif ODABAŞ

 Yıldıray COŞKUN – Yüreğimin Hava Raporu – Arif ODABAŞ | Alternatif

Naat – İsmet ÖZEL

29 Ağustos 2012 Yazan Cevher

Naat

Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar
Falları grafiklerde bakılanlar siz de işitin..
Külden martı doğuran odalıklar
Ve kahyalar
Kara pıhtılarıyla damgalanmış veznelerde dili
Şehvetsiz çilingirler, yaltak çerçiler
Celepler ki sıvışık, natırlar ki nadan
Ey hayat rengini sazendelik sanan
Yırtlaz kalabalık!
Dinleyin bendeki kırgın ikindiyi,
Hepiniz kulak verin.

Güneşin
Koskoca beldeye suskunluk yaygısını serdiği
Yazlar yok
Yok artık altında suskun yolları saklı tutan
Karla örtülmüş kırların kışı
Gitti giden, yerine gelmedi başka biri
Orada
Duyumsatmadı kendini hiçlik bile
Belli ki son yüzyılımız göğsümüzden
Varla yok harman eden sesi uçursak
Diye bize verildi
Yetti bir yüzyıl böcekler ve otlarda
Soluyuş izlerimiz silmek için

Ne yesek
Lokmaya vurulur gibi değil
Yuduma gelmiyor içtiklerimiz
Dernekler toplanıyor dışta tutmak için
Kanat vuruşlarını yumuşak tutan etkeni
Utançlı sessizliği tanımaz kalemlerle
Kapanıyor bilanço
Top mermisi, kör testere
Defalarca boyanmış çaput parçaları
Sıkıştırdık günlerimiz arasına ki
Serazat kahkahalar atalım
Yapmacıktan nefretimiz
Sebep olsun kavgamıza
Bekleyiş arzından kovsunlar bizi
Ne yemen biraz öncemiz diyelim
Ne biraz sonramız meksika

Canı pek bir dünya son yüzyılda yaşadığımız
Yüzü perdahla kavi, peçesi paramparça
Üstü başı kükürtlü bu dünyadan
Kancıklık
Sıçradı çevirdiğimiz sayfalara
Artık kimse bize haber vermeyecek
Hemen şu tepenin ardında
Saldırmaya hazır ve müsellah
Bir düşman taburu durduğunu
Çünkü gerçekten yok
Böyle bir ordu
Bir düşmanımız kaldı
Kendi
Dudaklarımız
Arasında.

Biliyoruz günden güne çopurlaşan yer yuvarlağında
Bizleri yan çizen birer hemşehri haline sokan nedir
Çırpını çırpını giden atlardan indik
Girmek için patavatsız yurttaşlar sırasına
Zihnimiz, acizlerin şikayetleri sığacak kadar
Kanırtılırken ses etmedik
Öcümüz alınacak korkusuyla irkildik
Kaldıysa bir soru içimizde
O da birşey:
Nerdedir yerle gök arasındaki ulak,
Nerde biz?.

Kimseden bir işaret gelmeyecek
Bir melek kimsenin alnını sıvazlamazsa
Söylemez size kimse dünyadaki ömrü boyunca
Hiçbir insana yan bakışı olmayan kimdi
Kimdi yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile
Öğretmek için cephe nedir
Kıyam etti
Torunu kucağında
Dönünce bütün gövdesiyle döndü
Bir bu anlaşılsaydı son yüzyılda
Bir bilinebilseydi
Nedir veche..

Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar
Sıyırın kahkaha sırçasını cildinizden
Omzunuzdan vaveyla heybesini atın
Boşa çıksın reislerin, kahinlerin, şairlerin kuvveti
Güler yüzlü olmak neydi onu hatırlayın
Ağız dolusu gülmeden taşlıkta…

İsmet ÖZEL

Yıldıray COŞKUN – Naat – İsmet ÖZEL | Alternatif

Son Türkü – Bahattin KARAKOÇ

29 Ağustos 2012 Yazan Cevher
Bir türküydün hiç yalansız dilimde
Biber sürdün dilime sen yaktın yâr
 
Yaşayıp giderken kendi hâlimde
Gözlerime acınarak baktın yâr
 
Ulu bir çınardım mavi tutkulu
Beni toprağımdan çekip söktün yâr
 
Işılar dururdum camiler gibi
İçimdeki minareyi yıktın yâr
 
Aşk derdine ilâç yine aşk deyip
Yüreğime kelepçeyi taktın yâr
 
Dilim suskun, hâlim kötü, nerdesin?
Atlasımda, albümümde tektin yâr
 
Çâresiz ve yorgun gezdim çevrende
Pencerenden bir el gibi baktın yâr
 
Merkez iken daim kenar yaşadım
Sen pınarken hep kendine aktın yâr
 
Sahillerde çığlık atıp martıca
Yaylalarda keklik gibi sektin yâr
 
Aşiretin kokusunu alınca
Nedense sırt döndün, benden bıktın yâr
 
Bir gün çekip gittin deniz aşırı
Karakoç’u yarı yolda ektin yâr
 
Gün batarken kapımı çaldı hüzün
Daralmıştım sen yanımda yoktun yâr
 

Fon Müzik: Hüsnü Şenlendirici – Etme Gözüm | Alternatif

Babalar ve Kızları – Ömer KÖROĞLU

01 Ağustos 2012 Yazan Cevher

Babalar ve Kızları

0 yaşında
Baba : Ne kadar da güzel. Şimdi bu küçücük şey
benim kızım mı? Gözleri de bana ne kadar çok benziyor.
Kızı : Bu gözlerini benden hiç ayırmayan adam
babam olsa gerek.

5 yaşında
Baba : Prensesim benim, güzel kızım.
Söyle bakalım baban sana ne alsın?
Kızı : En çok babamı seviyorum.
Babam, niye annemle uyuyor?
Hep benimle uyusun, başkasını sevmesin.

10 yaşında
Baba : Gittikçe yaramaz oluyor, kime çekti bu kız?
Kızı : Ben babama aşığım. Büyüyünce
babam gibi erkekle evleneceğim.
Babam bu ay harçlığımı arttırır mı?

15 yaşında
Baba : Ne kadar da çabuk büyüdü. Eve de gittikçe
geç kalmaya başladı, bu gidişle başına kötü
bir şey gelecek. Sanırım daha sert konuşmalıyım.
Kızı : Babam yüzünden arkadaşlarımla istediğim
kadar vakit geçiremiyorum. Bana baskı uygulamasından
nefret ediyorum. Ne zaman özgür olacağım?

20 yaşında
Baba : Artık sözümü dinlemiyor. Benden
giderek uzaklaşıyor. Kendi parasını da kazanmaya
başladı ya, bana ihtiyacı kalmadı tabii. Uzun
zamandır tatlı bir-iki laf geçmedi aramızda zaten. Evi de
sürekli erkekler arıyor. Galiba kızım elden gidiyor.
Kızı : Her dediğime alınıyor, beni bir türlü anlamıyor.
Hele geçen gün giydiğim mini eteğe karışmasına
ne demeli? Evden ayrılıp, kendi hayatımı kurmalıyım.
Çocuk muamelesi görmekten bıktım artık!

25 yaşında
Baba : Bir gün bunun olacağını biliyordum.
İşte evleniyor. Zaten aramız eskisi gibi değildi.
Şimdi bir de kocası var. Prensesim beni terkediyor.
Kızı : Böyle bir günde bile o mutsuz ifadeyi
takınmasının ne lüzumu var ki? Biliyorum, onu
bir türlü içine sindiremedi. Bu yüzden yapıyor.
Kendi hayalindeki damat değil ya!
Sanki birlikte yaşayacak olan o.

30 yaşında
Baba : Çok az görüşüyoruz. Daha sık
biraraya gelsek ne iyi olur. Hem torunlarımı
da özlüyorum. Kendi arkadaş çevrelerinden
fırsat bulup da bize gelemiyorlar ki…
Kızı : Babamları da çok ihmal ediyorum galiba.
Yine telefonda çok üzgün geldi sesi.
Haftasonu onlara süpriz yapmak en iyisi.

40 yaşında
Baba : Kızım, benim entellektüel düzeyimi
yeterli bulmuyor. Ona göre çağın gerisinde
düşünüyormuşum. Oysa küçükken derslerine
hep ben yardım ederdim. Anlayamadığı
bütün problemleri bana sorardı.
Şimdi beni beğenmiyor. Bir daha onunla
asla politik tartışmalara girmeyeceğim.
Kızı : Babam giderek daha da çocuk gibi davranıyor.
Sürekli bir şeylerden yakınıyor. Gerçi
son zamanlarda sağlığı da iyi değil ama.
Ya ona bir şey olursa? Zaten hiçbir zaman
dilediği gibi bir evlat da olamadım.

45 yaşında
Baba : Kızımın mutlu bir yuvası olması ne güzel.
Gözüm arkada gitmeyeceğim. Her şeyi
kendi başardı. Onunla gurur duyuyorum.
Kızı : Babam için çok endişeleniyorum. Onu
kaybetmeye hazır değilim. İlaçlarını da hep
ihmal ediyor zaten. Allah’ım onu benden alma!

50 yaşında
Baba : Dünyada mutlu kal kızım !
Kızı : Seni çok özleyeceğim ve arayacağım babacığım.
Şimdi ben kime danışacağım, kim yardım
edecek bana? Ne olur gittiğin yerde çok mutlu ol.
Ve hep yanımda olduğunu hissettir, ne bileyim ben,
arada sırada işaretler yolla mesela.
Ah babacığım! Sensiz nasıl yaşayacağım?

55 yaşında
Kadın : Sen gideli, seni daha iyi anlıyorum babacığım.
Keşke seni hiç üzmeseydim demeyeceğim, çünkü
"keşke"lerin hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini biliyorum.
Yine de beni duyuyorsan, lütfen seni üzdüğüm
her gün için çok ama çok pişman olduğumu bil olur mu?
Binlerce gözüyle, boşluktaki adam uzanır, düşsel bir
incelikten onu kendi gecesine alır…

Seni çok özlüyorum, dertleşeceğim,
danışacağım kimsem kalmadı baba…
Seni kaybettikten birkaç ay sonra bir oğlum oldu.
Sana olan sevgimi oğluma verdim .
Onda seni yaşıyorum, rahat uyu babacığım.

Ömer KÖROĞLU – Babalar ve Kızları | Alternatif

Öldürüyor Aşk Ölürken – Nalan DEMİRCİ

01 Ağustos 2012 Yazan Cevher

Öldürüyor Aşk Ölürken

günlerdir uykusuz aç ve bitap
gözlerim kan çanağı
ellerim buz kesiği
nereden geldim
nereye gidiyorum
bilmiyorum !

Gözlerimle ıslanan bOş sokaklarda
aşk sefili yüreğimle elele
yürüyorum.

Ağaçlar şarkımızı fısıldarken rüzgara
içimi ürperten kokun hala burnumda
gebeyim ya ayrılığa
aşeriyor olmalı yüreğim sana.

Anılarla dolu bir aşkın koynundan
düşüyorum !
zindan gibi bir gecenin kucağına,
kundaklanmış içime ayrılığın veledi
yudum yudum içmekte benliğimi,
yıldızlar da yummuş gözlerini
kör bir gecenin uykusuna
mehtap sinsice gizlenmekte
gecenin simsiyah saçlarının arasına

bizden başka şahit yok bu gece bu katle
bir sen
bir ben
bir de ;
ayrılığa gebe yüreğim.

Hissediyorum geldiğini
ayrılığın soğuk nefesi yürek tenimde,
ben çırpındıkça çıkmak için kendimden
bir el yapışıyor sanki boğazıma
düğümleniyorum nefesimde.

Nasıl da ağır ölün
taş ocağı sanki göğsüm

damarlarımda kızgın lav olup
yaksa da aşkın hücrelerimi
titreyen bedenimde buz gibi dolaşıyor
ayrılığın soğuk elleri

şehadet getiriken yüreğim aşkına
bir et yığını oluyor
benliğim
Öldürüyor Aşk / Ölürken

Nalan DEMİRCİ

Ömer KÖROĞLU – Öldürüyor Aşk Ölürken – Nalan DEMİRCİ | Alternatif

Yar – Uğur BENEK

01 Ağustos 2012 Yazan Cevher

Yâr

Bakışın sîneme değince birden,
Lâl oldum, esrârı bilemedim yâr.
Nidâ bekliyorken meçhûl kabirden,
Sevdân nefes verdi, ölemedim yâr.

Ebrûlî bir gece, kalemde efkâr…
Mısrâlar düşüyor, aşktan aşikâr.
Kaşın yay, gözün ok, vücûdum şikâr…
Senden başka ölüm dilemedim yâr.

Hasretin nârıdır, ismin dilimde.
Arz-ı endâm eyle son menzilimde.
Vakit ufalandı yorgun elimde;
Vuslat borcum olsun, gelemedim yâr.

Gönül kandilimde âteşi yaktın,
Mecnûn’dan divâne hâle bıraktın.
Gözümde hayâldin, yaş olup aktın;
Yanağımdan seni silemedim yâr.

Irak diyârıma süzülen yoldun…
Beni benden alıp, bende kayboldun.
Cemâlimde gizli bir gamze oldun,
Ağyâr görür diye gülemedim yâr.

Hazan rüzgârıyla yolla bûseni…
İkrâmım aşk benim, uzat kâseni.
Bir divân misâli okurken seni,
Derin sükûtumu bölemedim yâr.

Uğur BENEK

Gülsüm YILDIRIM – Yar – Uğur BENEK | Alternatif

Saklı Sayıklamalarım – Necip SALACAN

09 Temmuz 2012 Yazan Cevher

Saklı Sayıklamalarım

Bir:
Ağladıktan sonra gülecek miyiz sahi,
Düşecek miyiz düş dünyamızın
Merhamet yükü avuçlarına?
Yoksa barut kokusuna gebe mi ömürlerimiz,
Sahi asit kuyularında oynayarak mı geçecek bebekliğimiz?

İki:
Neyse iki satır tekerleme yazdıktan sonra
Devam ederim derdimi demlemeye:

Üç:
Al satarım,
Bal satarım,
Ustam ölmüş ben satarım;
Büyüyünce sağ yaparım,
Sol yaparım,
Para için vücudumu açarım,
Olmadı üstüne fahişelik yaparım,
Yol kenarlarında etimi satarım…..nokta.

Dört:
Derde devam…

Beş:
Ağlıyorum;
Sefil çelişkilerle sarsılır dünyam,
Hayalimde kar beyazı onurlu hayat,
Realitede pembe diziler,
Otel odaları,
Boşalmak bilmez meyhane ve kerhaneler…

Altı:
Ağlıyorum,
Nerdesin ayak izine kurban olduğum iffet?

Yedi:
Bakıyorum da
Annemin tembihleri aslında birer sabun köpüğüymüş,
Babam aile namusuna fazla düşkünmüş,
Yediveren güllere bile sıçramışken fahişe kokusu
Allah-din-kitap-iman da neyin nesiymiş(!)

Sekiz:
- Düşünüyorum…

Dokuz:
- Fikrimi değiştirdim;

On:
Diyorum ki
Nefretten gelen dil altı köpüğüyle
Ahlaksızın,
Utanmazın,
Namussuzun yüzüne tükürmek elzemdir bazen

Necip SALACAN

Fon Müzik: Life – Yaşam | Alternatif

Son Söz – Erdem BEYAZIT

09 Temmuz 2012 Yazan Cevher

Son Söz

Ve zaman döne döne
Gelmişti başlangıç noktasına
İlk yaratılış düğümüne

Mahlukatın var olduğu
Yüzüsuyu hürmetine
Evrenin efendisinin
Kavuşmak vakti gelmişti sevgilisine

Hayatın menbaı
Merhametin son durağı
Madeni, muhabbet ocağının
Ateşler içindeydi
Yatağında

İltica etmişti sanki kainat
Kutsal tenine
Hayata şafak olan alnında
Ter taneleri
Her biri insanlık çilesinden
Bir haberdi sanki
Bir an oldu
Aralandı gözleri
Sonsuzu kuşatan bakışları
Süzdü ciğerparesi Fatımayı
Süzdü tek tek çevresindeki
Can dostlarını
Kıpırdadı dudakları dedi:
— Ebubekir kıldırsın namazı
Sonra daldı daldı uyandı
son defa aralandı
Bakışları
Yöneldi bir noktaya
Karar kıldı bir noktada
Ve dedi:
— Merhaba Ey Refik-i Ala !

Olacak oldu
Akıllar kamaştı
Kalbler tutştu
Feryat ve figan gökleri tuttu
Çekti kılıcını Faruk olan
Sıçradı orta yere :
— Kim derse " O ÖLDÜ" , öldürürüm!

Ayrılık ateşinden
Ateşin şiddetinden
Sanki bendler çözülmüş
Felekler çökmüştü
Şuur tutuşmuş
Akıl iflas etmişti

Sonra Sıddık olan
Yetişti geldi
Baktı baktı yatağında hareketsiz yatan sevgiliye
Mağarada arkadaşına hicrette yoldaşına
Sonra baktı çevresine
Mahşerden önce mahşer hali yaşayan
Ashabına
Aline

Ebubekir dedi :
— Ey nas , susun !
— Kim ki Rasulullaha tapmaktadır
— Bilsin ki Rasul ölmüştür
— Kim ki Allah’a tapmaktadır
— Bilsin ki Allah ölmez
— Hayy ve Layemut’tur ( Hayat sahibi ve Ölmez )

— Ey nas, Susun!
— " İnna lillahi ve inna ileyhi raciun"

Sonra eğildi sevgilisinin yüzüne
Sürdü bulutlanmış gözlerini
O güzellikler ülkesine
Baktı baktı ve dedi :
— Hayatında güzeldin
— Ölümünde güzelsin
— Öldün
— Bir daha ölmeyeceksin! 

Erdem BEYAZIT

Can DEMİRYEL – Son Söz – Erdem BEYAZIT | Alternatif

Havin – Necip SALACAN

29 Haziran 2012 Yazan Cevher

Havin

Tahttan düşürülmüş bir kentin çocuğuydu Havin,

Hasankeyf gibi boynu bükük, gözü yaşlı

Ve ayakları üryandı;

Yanakları elma kızılı ve derin gamzeliydi,

Dudakları babasının elleri gibi çatlak,

Gözleri annesinin acısı kadar büyüktü.

Karasını bahtından almıştı örgülü, uzun saçları,

Ellerine kına yakılmıştı bileklerine kadar,

Alnına zift çalınmış beyaz güvercinler topluyordu bakışları,

Zülfikardan bir iz yoktu narin, gevrek dudaklarında,

Ana sütü gibi paktı Havin;

Bilmezdi nasıldır sıcaklığı bir başka elin.

Gözünü kan bürümüş bir avcının kurbanıydı o,

Çekmişti elini eteğini umut memleketinden,

Rüyasında bile bir Mem endamı görmemişken

Dudağına Zin Türküsü’nün tınısı yapışmıştı aniden.

Gözlerinin ferini mezar taşlarına bağlamıştı,

Şimdi bin yıl uzunluğundaydı bütün dalgınlıkları,

Her bir hayali küflenmişti avuç içi duldalarında,

Münzeviydi artık karakalem çalışması hayatında.

Geçmişinden kalma tozpembesi yoktu Havin’in,

Gün be gün çatlak alnına sızıyordu geri kalan günleri,

Gözyaşından okyanuslar biriktiriyordu Yusuf Kuyusu gamzelerine,

Ekşimtrak ölümü içmişti, hayatın tatlı şerbeti yerine.

Tamı tamına yirmi yaşındaydı Havin,

Yani ömrünün baharındaydı henüz,

Fakat mevsimlerinin boynunu vurmuştu cellatlar,

Müebbetle zincirlemişlerdi onu zemheri ayına.

Bir zalimin namlusuna ferman düşmüştü sevdiği,

Bu nedenle Havin mütemadiyen ağlıyordu,

Kırık mandallarla asıyordu bir uçuruma geleceğini,

Derd-i yar ile çoğalırken kanayan sol yanından

Gıdım gıdım eriyordu güneş görmeyen tarafından.

24.12 Tiflisikibinon

Necip SALACAN

Fon Müzik: Lal Bir Sevda | Alternatif

 

 

Ramazan Fıkhı – Nureddin YILDIZ

25 Haziran 2012 Yazan Cevher

Ramazan ayı hakkında bilinmeyenler, bilinmesi gerekenler… Nureddin YILDIZ Hocaefendiden Ramazan fıkhı dersleri dinleyin Ramazana hazırlanın.. İftar değil oruç ayımız…

Oruç Fıkhı – 1

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.
(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

Fıkhın İhtivası ve Dizilişi – 00:00:15
Fıkhın İbadetler Bölümndeki Üçüncü Konusu: Oruç – 00:01:33
Fıkıh Konularının Dizilişi – 00:02:20
Oruç Konusuyla Alakalı Kavramlar – 00:03:17
Ramazan’ın Kur’an’la Alakası – 00:05:30
Oruç Mü’min İçin Ne İfade Ediyor? – 00:08:35
İbadetlerin Rutinleşmesi – 00:11:05
Orucun Rutinleşmesi – 00:12:05
Orucun Aç Kalmak Değildir – 00:13:12
Orucun Tarifi – 00:15:02
Oruç Ve Riya – 00:15:17
Orucun Kalkan Olması – 00:16:07
Efendimiz’in Oruç Husunda Gençlere Tavsiyesi – 00:17:38
Orucun Şehvet Kırıcı Olması – 00:19:53
Oruçluların Gireceği Cennnet Kapısı – 00:22:08
İki Oruç Kıyaslaması – 00:24:06
Müslüman’ın Cennet Konusunda Gevşek Olması – 00:27:22
Reyyan Kapısını Hedef Alan Biri Ne Yapmalı? – 00:28:13
Her Müslüman Orucu Kalkan Olarak Görür – 00:29:00
Oruçlunun Duası Daha Makbuldur – 00:29:49
Üç Kişinin Duası Geri Çevrilmez Hadis-i Şerifi – 00:29:50
Oruç Tutana Yardım Edip, İşini Görene Ecir Vardır – 00:35:11
Orucun Müminin Gözündeki Yeri – 00:37:25
Orucun Azametini Anlatan En Önemli Belge – 00:37:36
Oruç, Keffarettir – 00:38:12
Keffaret Orucu Nedir? – 00:40:36
Oruç, Büyük Bir Tövbe Kapısıdır – 00:41:51
Yemin Keffareti Olarak Oruç – 00:42:30
Oruçta Namazda Olmayan Etki Vardır – 00:46:00
Oruç Temizleyicidir – 00:46:40
Oruç, Aç Kalmak Değildir – 00:47:18
Hangi Oruç, Oruçtur? – 00:47:50
Eski Ümmetlerde de Oruç Vardır – 00:48:22
Oruç, Takvaya Sevk Eden Bir İbadettir – 00:49:10
Oruç, Şükreden Mümin Oluşturur – 00:50:00
Oruç, Sadece Açlığa Dayanma, Fakirleri Anlama Değildir – 00:52:57
Oruç, Nefsi Terbiye Etmenin Ana Silahlarından Biri Olmalıdır – 00:53:40
Her Tutulan Oruç Bir Adım Öteye Götürmelidir – 00:56:00
“Oruç Eğitimdir” den Kasıt Nedir? – 00:57:00
Oruç, İman Eğitimidir – 00:57:48
Oruçtaki Maksat Mide Eğitimi Değildir – 01:00:40 

Oruç Fıkhı – 2

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.
(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

Ramazan ve Oruç – 00:00:12
Kadir Gecesi – 00:00:41
Ramazan-ı Şerif’in Özellikleri – 00:02:00
Fıkhımızın İhtiva Ettiği Konular – 00:02:25
Kur’an-ı Kerim ve Ramazan Ayı – 00:03:25
Ramazan-Kur’an-Oruç-Îtikaf Terimleri – 00:07:40
Ramazan Kur’an Ayıdır – 00:09:35
Ramazan’da İsraf Yapılması – 00:11:35
Ramazan’ı Orijinal Haliyle Yaşamak – 00:13:50
Ramazanla İlgili Üç Husus – 00:14:33
Ramazan’da Cehennemin Kapısının Kapanması – 00:14:39
Ramazan Bir Fırsattır – 00:17:30
Kadir Gecesi – 00:18:42
Ramazan Sabır ve Terbiye Ayıdır – 00:19:56
Oruç Aç Kalmak Değildir – 00:21:00
Ramazan Ayı İle İlgili Hadisler – 00:22:44
Razaman’da Yapılan Umrenin Sevabı – 00:29:07
Ramazan’da Teravih Namaza – 00:29:48
Ashab-ı Kiram’ın Tuttukları Oruçta İki Zafer Vardır – 00:30:07
Razaman Ayında Peygamberimizin Yaptığı Şeyler – 00:32:26
Mukabele – 00:32:34
İtikâf – 00:33:24
İtikâf Nerelerde Yapılır? – 00:33:34
Ramazan Ayının İbadet Ayı Olması – 00:34:08
Oruç Yemek Disiplinidir – 00:35:05
Ramazan Ayı Panayır Ayı değildir – 00:36:44

Oruç Fıkhı – 3

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.
(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

 Kadir Gecesi – 00:01:01
Kadir Gecesinin Var Olduğuna Dair Kesin Belge – 00:01:12
Kadir Gecesine İnanmıyorum Diyen Ne Olur? – 00:01:56
Kadir Gecesi İle İlgili Hadis – 00:03:16
Kadir Gecesinin Ramazanda Olduğuna Dair Belge – 00:04:00
Kadir Gecesi, Bin Aydan Daha Hayırlıdır – 00:04:58
Bir Kadir Gecesi Yaşamak mı Yoksa Kadir Gecesi Olmayan Bin Gece mi Daha Hayırlıdır? – 00:05:40
Kadir Gecesi Kişinin Geçmiş Günahlarından Kurtulması Demektir – 00:07:36
Kadir Gecesi Ashaba Mahsus Değildir – 00:12:25
Kadir Gecesi Ramazana Mahsustur – 00:13:43
Kadir Gecesi Ramazanın Son On Gününde Aranmalıdır – 00:15:25
Kadir Gecesinin Son Yedi Günde Olma İhtimali – 00:18:10
Kadir Gecesinin Son Yedi Gün İçinde Tek Sayılı Gecelerinde Bulunma İhtimali – 00:19:00
Kadir Gecesi 27. Gece midir? – 00:20:23
Kadir Gecesinde Farklı İşaretler – 00:22:18
Kadir Gecesinde Allah’ın Mağfiretini İsteriz – 00:24:40
Kadir Gecesi Kıyamı Hakkında Hadis – 00:25:40
Kadir Gecesinde Okunacak Sahih Dua – 00:27:21
Kadir Gecesi Niye Bin Aydan Daha Hayırlıdır – 00:33:20
Kadir Gecesinin İhya Edilmesi Ne Demek? – 00:36:09
Kadir Gecesinde Kuran-ı Kerim İndirilmiştir – 00:42:15
Kuran, Ayetlerinde Kadir Gecesini Gizliyor – 00:43:45
Ramazan Haramsız Geçirilmeye Çalışılmalıdır – 00:51:04
Ramazan İtikafıyla Mübarektir – 00:52:45
Ramazan, Eğlence Ayı Değildir – 00:54:25
Efendimiz Sallallahu Aleyhi Ve Sellem Son Ramazanında Yirmi Gün İtikafa Girdi – 00:55:20

Oruç Fıkhı – 4

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.
(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

 Oruç Fıkhı – 00:00:15
Günümüzde Orucun İki Açıdan Ele Alınması – 00:01:11
Ramazan Başlamadan Önce Farz Oruç Yoktur – 00:03:20
Oruç Nedir? – 00:04:23
Niyetsiz İbadet Geçerli Değildir – 00:05:36
Oruç Nedir? – 00:06:29
Ramazan Orucunun Hükmü – 00:07:17
Farz-ı Ayn İbadet Ne Demektir? – 00:07:28
Farzı Kifaye Ne Demektir? – 00:07:54
Ramazan Orucu Farz-ı Ayn’dır – 00:08:22
Orucun Farz Olmasının Şartları – 00:08:38
Orucun Sahih Olmasının Şartları – 00:11:08
Misafir Kime Denmektedir? – 00:11:26
Orucun Sahih Olmasının Şartları – 00:12:19
Oruç Tutmamak İçin İzin Halleri – 00:13:03
Cünüplük Oruca Engel Midir? – 00:13:48
Hayız Ve Nifas Hali Oruca Engeldir – 00:14:02
Oruçlu İken Kendi Müdahelesi İle Cünüp Olursa Orucu Zedeler – 00:14:31
Hayız Ve Nifas Hali Oruca Engeldir – 00:16:12
İbadetlerde Niyet – 00:16:47
Oruç İbadetinde Niyet – 00:18:04
Farz Oruçlarda Niyet – 00:18:46
Ramazan’dan Sonraki Nafile Oruçlarda Niyet – 00:19:37
Ramazan Orucunda Niyet – 00:20:00
Borç Oruçlar – 00:21:04
Keffaret Oruçları Nelerdir? – 00:21:27
Borç Oruçlarda Niyet – 00:21:59
Adak Oruç Nedir? – 00:22:34
Ramazan Dışında Tutulan Oruçların Tayin Edilmesi – 00:23:28
Oruca Niyet Ne Zaman Edilir? – 00:24:23
İmsaktan Sonra Borç Oruçlara Niyet Edilir Mi? – 00:25:16
Nafile Oruçlara Niyet Etme Zamanı – 00:25:58
Borçlar, Keffaretler, Adaklar İçin İmsaktan Önce Niyet Edilmelidir – 00:27:20
Hayız ve Lohusa Kadın Oruç Tutabilir Mi? – 00:28:00
Çocuğa Oruz Farz Mıdır? – 00:29:34
Cünübün Namazı Sahih midir? – 00:31:23
Hayız ve Lohusa Kadın Oruç Tutabilir Mi? – 00:31:56
Oruç Çeşitleri – 00:32:59
Art Arda Tutulması Gereken Oruçlar – 00:33:22
Art Arda Tutulmayan Oruçlar – 00:33:59
Oruç Çeşitleri – 00:34:35
Hanefi Ulemasına Göre Başlanılıp Bozulan Orucun Hükmü – 00:35:10
Oruç Tutulması Caiz Olmayan Günler – 00:36:01
Kadının Kocasından Oruç İçin İzin Alması Gerekir mi? – 00:37:04
Meşruğ Ne Demektir? – 00:42:59
Farzların İçinde de Ton Farklılıkları Vardır – 00:44:24
Vacip Oruç Nedir? – 00:48:46
İtikaf Adağı Nasıl Olur? – 00:49:50
Sünnet Oruçların En Önemlisi Nedir? – 00:50:34
Sünnet Olan Oruçlar ( Kameri Ay Hesabıyla ) – 00:51:00
Nafile Orucun Zamanı – 00:52:43
Oruç Tutulması Mekruh Olan Günler – 00:53:12
Vısal Orucu Ve Hükmü – 00:56:00
Kadın Nafile Oruçları Eşiyle İstişare Ederek Tutmalıdır – 00:57:45
Yedek Keffaret Orucu Caiz Midir? – 00:59:20

Oruç Fıkhı – 5

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.
(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

 Orucun Kameri Aya Göre Hesap Edilmesi – 00:00:22
Yılla İlgili Hesap Edilmesi Gereken İbadetler – 00:00:35
Hicri Takvim ve Ramazan Ayı – 00:02:22
Güneş İle Ay Takvimi Arasındaki Fark – 00:03:32
Ramazan Neye Göre Hesap Edilir? – 00:04:20
Ramazan Ayında Karşımıza Çıkan Sorunlar – 00:05:45
Ramazan’da Hilalin Görülmesiyle İlgili Hadisler – 00:09:18
Gökyüzünde Hilalin Görülmesinin Vakti – 00:09:50
İslam Devletlerinde Ramazan ve Hacc Hilalin Görülmesi – 00:11:29
Türkiye Takvimlerin Hesaplanması – 00:15:30
Suudi Arabistan’ın Uyguladığı Sistem – 00:17:36
Suudi Arabistan Ve Türkiye’deki Şartlarda Oruç – 00:24:35
Hilalin Görülmesiyle İlgili Hassasiyet – 00:30:08
Hilalin Görülmesiyle İlgili Sahih Hadis-i Şerifler – 00:30:45
Suudi Arabistan’ın Hassasiyetinin Sebebi – 00:34:45
Türkiye’de ki Düzenin Etkisi – :38:47
Ramazan’da Eğlence Programları – 00:46:05

Oruç Fıkhı – 6

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.
(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

 Orucun Tanımı – 00:00:40
Oruç Tutmama Ruhsatları – 00:01:40
Oruç Tutmama Ruhsatı: Seferilik – 00:02:45
Mukim Olmanın Tanımı – 00:04:56
Oruç Tutmama Ruhsatı: Seferilik – 00:05:25
Ramazan Boyu Seferi Olarak Çalışan Otobüs Şoförü – 00:07:28
Şeriatımızın Kolaylık Şeriatı Olması – 00:09:57
Zaruri Yolculuk ve Keyfi Yolculukta Seferilik Ruhsatı – 00:11:50
Kulun Ruhsattaki Ciddiyetsizliği – 00:13:30
Orucun Yasak Olması – 00:14:15
Oruç Tutmama Ruhsatı: Hastalık – 00:14:43
Hastanın Tanımı- 00:14:53
Hastalığın Oruca Engel Olduğunun Tespiti ve Doktorun Uzman Olması – 00:15:15
Oruç Tutmama Ruhsatı Olan Hastalıkların Kısımları – 00:19:12
Müzmin Hastalıkları Olanların Oruç Yerine Fidye Vermesi – 00:20:00
Oruç Tutmama Ruhsatı: Hamilelik ve Çocuk Emzirme – 00:21:48
Oruç Tutmama Ruhsatı: Yaşlılık – 00:31:05
Yaşlılığın Tanımı – 00:31:17
Oruç Tutmama Ruhsatı: Yaşlılık – 00:34:42
Az Bilen Kimsenin Çok Ruhsat Üretmesi – 00:37:40
Kulların Ruhsatları Kullanmasının Allah’ın Hoşuna Gitmesi – 00:39:22
Oruç Tutmama Ruhsatı: Yaşlılık – 00:39:58
Oruç Tutmama Ruhsatını Kullanan Yaşlının Fidye Vermesi – 00:40:55
Fidye Verme İmkanı Olmayan Yaşlı – 00:41:25
Oruç Ruhsatını Kullananın Yemek Yemesi – 00:43:30
Oruç Tutmama Ruhsatı: Cihadda Olmak – 00:45:57
Cihadın Tanımı – 00:46:50
Oruç Tutmama Ruhsatı: Cihadda Olmak – 00:48:30
İkrah İle Oruç Bozma Durumu – 00:49:13
Oruç Tutmama Ruhsatı: Açlık Ve Susuzluktan Ölüm Riski Taşıma – 00:51:20
Bozma Durumunu Kul İle Allah Arasındaki Takva Belirleyecek – 00:56:13

Oruç Fıkhı – 7

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.
(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

Orucun Şartlarında Önemli Bir Husus – 00:00:30
Oruç Bozan Durumlar – 00:01:35
Oruçlunun Midesine, İç Organlarına Gıda Alması Orucu Bozar – 00:02:31
Oruçluyken Mideye Alınan Gıda Çeşidine Göre Cezalar – 00:02:58
Oruçluyken Cinsel İlişkinin Hükmü – 00:03:25
Oruçluyken Vücudun Kanallarından İçeri Sıvı Alınması – 00:04:00
Orucun Bozulmasıyla Ortaya Çıkan İki Sonuç – 00:05:36
Keffaret Ne Demektir? – 00:08:00
Keffaret Orucuna Ara Vermek İçin Tek Sebep – 00:08:38
Oruç Bozulunca Hem Kaza Hem de Keffaret Gerektiren Durumlar – 00:10:15
Hem Kaza Hem Keffaret Gerektiren Durumlar: Bilerek Gıda Almak – 00:10:41
Hem Kaza Hem Keffaret Gerektiren Durumlar: Cinsel İlişki – 00:10:45
Keffaret Gerekmesi İçin Bazı Şartlar Gerekir – :11:45
Müslüman Yanılarak Yapılan Şeyden Sorumlu Değildir – 00:13:14
Keffaret Gerektiren Şartlardan Biri – 00:13:48
Niyet Etmeden Oruç Tutulursa Ne Olur? – 00:14:30
Oruç Bozmayı Uygun Hale Getirecek Durumdan Dolayı Keffaret Gerekmez. (Örnekle) – 00:17:13
Keffaret Kasten Yapılan İşin Cezasıdır – 00:19:05
Gıda Olmayan Ama İnsana Gıda Gibi Zevk Veren Şeyler de Keffaret Gerektirir – 00:20:40
Oruç Bozuldu Zannedip İftar Etmek – 00:21:14
Gıybet Etmek Oruç Bozmaz – 00:21:30
Kan Aldırmak Oruç Bozmaz – 00:22:00
Oruçta Ölçü,Vücuddan Çıkan Şey Değil, Vücuda Giren Şey Orucu Bozar – 00:22:10
Yağmur Suyunu Bilerek Yutmak – 00:23:10
Hanımının Veya Çocuğunun Tükürüğünü Yutmak Orucu Bozar Mı? – 00:23:57
Kasden Vücuda Bir Şey Sokmak Orucu Bozar – 00:24:49
Keffaret Orucunun 61 Gün Denmesinin Sebebi – 00:27:20
Oruç Bozulunca Kaza Gerektiren Durumlar – 00:27:50
Kaza Orucunun Tutulmaması Gereken Günler – 00:29:30
Hata İle Su Yutmak Durumunda Ne Yapılmalı? – 00:30:19
Hatalar Kazayı Kasıtlar Keffareti Gerektirir – 00:30:31
İkrah Durumunda Oruç Kazaya Kalır – 00:30:40
Unutarak Orucunu Açan Ve Ardından Hatırlayıp Orucunu Bozan Kişi – 00:31:20
İmsak Ne Demektir? – 00:32:55
İmsak Saatini Unutup Yemeğe Devam Eden Kişi Ne Yapacak? – 00:33:50
Oruçluyken Göz Veya El Kaşınmasıyla Erkek Veya Kadında Boşalma Olursa Oruca Ne Olur? – 00:34:40
Keffaret Sadece Ramazan Orucu İçin Mi Geçerlidir? – 00:35:25
Hanımların Organlarına Islak Bir Şey Sokması Orucun Kazasını Gerektirir mi? – 00:36:00
Kusmaya Zorlanamak Orucun Kazasını Gerektirir – 00:36:37
Ağızda Kalan Kırıntı Oruca Zarar mı? – 00:37:10
Diş Çektirmek Orucu Bozar mı? – 00:38:25

Oruç Fıkhı – 8

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.
(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

Ramazan Orucu İle Nafile Oruçların Kaza Yönünden Farkı – 00:00:15
Çağdaş Tıbba Göre Neler Orucu Bozar – 00:01:17
Orucu Bozmayan Şeyler – 00:03:15
Oruçluyken Unutarak Yemek Yemek ve Yiyeni Uyarmak – 00:03:35
Oruçluyken Unutup Yemek Yiyen Çocuğun Eğitim Açısından Hatırlatılması – 00:05:50
Göze Damla Damlatmak ve Sürme Çekmek Orucu Bozar Mı? – 00:06:53
Vücuda Krem ve Yağ vs. Sürmek Orucu Bozar Mı? – 00:08:30
Bakma ve Tefekkür Yoluyla Boşalma Olursa Oruç Bozar Mı? – 00:09:40
Kan Aldırmak Orucu Bozar Mı? – 00:10:30
Gıybet Gibi Haram Olan Şeyler Orucu Bozar Mı ve Oruca Etki Eder Mi? – 00:15:20
Orucu Bozmaya Karar Vermek Orucu Bozar Mı? – 00:18:15
Ağza Burna Kaçan Toz Duman Orucu Bozar Mı? – 00:20:15
Bir Nesnenin Tadını Hissetmek Orucu Bozar Mı? – 00:21:45
Sakız Çiğnemek Orucu Bozar Mı? – 00:24:20
Cünüp Olarak Sabahlamak Orucu Bozar Mı? – 00:25:20
Yüzmek, Gusletmek, Banyo Yapmak Orucu Bozar Mı? – 00:27:10
Kulak Temizlemek Orucu Bozar Mı? – 00:29:05
Burnu Çekmek Orucu Bozar Mı? – 00:29:25
Mideden Yukarı Gelen Şeylerin Geri Gitmesi Orucu Bozar Mı? – 00:29:55
Kusmak Orucu Bozar Mı? – 00:30:30
Ağızda Kalan Ne Kadar Yemek Orucu Bozar? – 00:31:35
Orucu Bozmadığı Halde Yapılması Mekruh Olan Şeyler – 00:32:25
Mekruh Nedir? – 00:33:00
Oruçluyken Yemeğin Tadına Bakmanın Hükmü – 00:34:40
Oruçluyken Eşlerin Birbirini Öpmesi – 00:36:15
Oruçluyken Tükürüğü Biriktirip Yutmak – 00:37:15
Sakız Çiğnemek Orucu Bozar Mı? – 00:37:55
Misvak Orucu Bozar Mı? – 00:39:35
Oruçluyken Diş Fırçası ve Macun Kullanmanın Hükmü – 00:40:35
Oruçluyken Kal Aldırdığı Takdirde Fenalaşacağını Bilenin Kan Aldırmasındaki Hüküm – 00:45:00
Keyif İçin Banyo Yapmanın Hükmü – 00:45:45
Oruçluyken Ağza Su Alarak Çalkalamak – 00:47:50
Oruçlu İçin Müstehab Olan İşler – 00:48:50
Müstehab Nedir? – 00:48:58
Sahur Yapmanın Hükmü – 00:51:17
İmsağa Yakın Saate Kadar Yemek Yemenin Hükmü – 00:52:15
İftar İçin Acele Etmenin Hükmü – 00:52:53
Oruçlu İken Kur’an Okumak ve Tesbih Çekmek ve Bunların Fıkıhla Bağlantısı – 00:53:45
Oruç Duası Yapmak – 00:57:20
Ramazan’da Gündüz Vakti Aybaşından ve Nifastan Temizlenen Kadının Hali – 00:58:25
Orucu Bozulan Kişinin Hali – 00:59:31
Ramazan Günü Akıl Baliğ Olan Çocuğun Orucu – 01:01:15

Oruç Fıkhı – 9

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.
(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

Orucun Manevi Boyutu – 00:00:17
Pijamayla Namaz Kabul Olur Mu? – 00:00:54
Orucu Sadece Açlıktan İbaret Görmenin Sonucu – 00:03:12
Oruç En Büyük İbadetlerdendir – 00:04:55
Orucun Müslüman Üzerindeki Etkileri – 00:05:35
Oruç, Müminin Kimliğini Etkileyen İbadettir – 00:07:50
Oruç Farz Edilmeden Cihad Emri Gelmiştir – 00:10:10
Orucun Fıkıh Bölümü – 00:10:43
Niyet – 00:12:45
Niyette Kalite Nasıl Ölçülür? – 00:15:34
Ramazan Oruçla Kısıtlanmamalıdır – 00:16:25
Nafile Oruçlar – 00:17:50
Oruç Tutulması Haram ve Mekruh Olan Günler – 00:20:00
Kadının Nafile Oruçlarda Kocasından İzin Alması – 00:21:20
Orucu Etkin Yapan Sebeplerden Biri: Sahur – 00:22:30
Orucun Edeplerinden Biri: Sahur Yemeğini Geciktirmek – 00:25:00
Oruçlunun Organlarını Koruması – 00:26:35
Müslüman’ın Olgunluğunun Artması – 00:29:34
Orucun Edeplerinden Biri: Ramazan’da İyi İşleri Çoğaltmak – 00:31:47
Orucun Edeplerinden Biri: Ramazan’da İftarı Acele Yapmaktır – 00:32:37
İftar Ne Demektir? – 00:33:10
İsraf – 00:36:38
İftar Etmeden Önce Yapılan Dua Makbul Duadır – 00:39:00
Oruçluya İftar Yaptırmak – 00:40:40
Visal Orucu Caiz Midir? – 00:42:19
Sevdiğin İnsanın Tükürüğünü Yutmak Orucu Bozar Mı? – 00:45:23
Orucu Riske Sokacak Şeylerden Uzak Durmak – 00:46:26
Gargara Orucu Bozar Mı? – 00:46:42
Ashab-ı Kiram’ın Orucu – 00:49:17

Oruç Fıkhı – 10

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.
(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

 Yolculukta Olana Oruç Tutmama İzni Vardır – 00:02:32
Hamile Ve Emzikli Kadınlar Orucu Erteleyebilir – 00:03:06
Yaşlılar Orucu Erteleyebilir – 00:03:31
Hayız ve Loğusa Halindeki Kadın Oruç TUtamaz – 00:06:23
Tıbta Kullanılan Cihazlar Orucu Bozar mı? – 00:07:55
Dinde Zorluk Yoktur – 00:08:37
Allah’ın En Çok Sevdiği Din (Hadisi Şerif) – 00:13:52
Hastalık Orucun Tutulmaması İçin Ruhsat Nedenidir – 00:15:56
Hangi Hastalık Ruhsattır? – 00:16:10
Oruç Tutamayanlar Ne Yapacaklar? – 00:18:10
Fidye Veremeyecek Durumda Olan Ne Yapacak? – 00:18:28
Tedavisi Mümkün Olan Hastalık Sahibi Orucu Ne Yapacak? – 00:20:37
Diş Ağrısı Olan Oruçlu Müslüman Ne Yapacak? – 00:26:13
Hastalık Evhamı Oruç İçin Özür Değildir – 00:28:46
Oruç Bozmaya Niyet Etmek Bozmaz – 00:31:08
Kişinin Kendini Kusmaya Zorlaması Orucu Bozar – 00:34:45
Yeni Dönemde Çıkan Sorunlara Cevap Nasıl Bulunacak? – 00:43:18
Fıkıh Konseyleri Kuruldu – 00:44:44
Fıkıh Konseylerinin İçeriği – 00:45:56
Fıkıh Konseylerine Kimler Katılıyor? – 00:46:18
Fıkıh Konseylerine Türkiye’den Katılım Yok – 00:51:00
Fıkıh Konseylerinde Kararlar Dört İmama Göre Alınıyor – 00:53:11

Oruç Fıkhı – 11

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.
(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

Oruçlu İken Yemek Yiyenin Orucu Bozulur, Tartışma Konusu Değildir. – 00:00:38
Suyu Şırınga ile Vücuda Vermek Orucu Bozar mı? – 00:01:06
Oruç Hakkında Eski Ulemanın Koyduğu Kurallar Göz Önünde Tutulmalı – 00:01:47
Muasır Ulema Bu Zamanda ki Konuları Ele Alırken Eski Alimlerin Ne Dediğine Bakarlar? – 00:02:28
Oruç Ne Zaman Bozulur? – 00:03:04
Fukahanın Net Cevap Vermediği Fetvalar Kişinin İmanına Kalmışıtır – 00:04:30
Fakihin Vazifesi Çizgileri Göstermektir – 00:05:24
Fıkıh Konseyinde Müminler İçin En Mutedil Olanına Karar Veriliyor – 00:05:58
Gargara Orucu Ne Kadar Bozar? – 00:07:32
Tedavi Maksatlı Gargara Orucu Bozmaz – 00:08:58
Dişle İlgili Tedavinin Oruca Zararı Nedir? – 00:11:18
Dil Altı Hapı Oruca Zarar Mı? – 00:14:25
Endeskopi Orucu Bozar mı? – 00:16:36
Ciğer Sorunu Olan Hastaların Oruçlu İken Sprey Kullanmaları Doğru mu? – 00:18:58
Hastaya Oksijen Müdahalesi Orucu Bozar mı? – 00:21:22
Erkeğin Mesanesinden Sokulan Cihaz Oruc Bozar mı? – 00:23:00
Kulağa Damlatılan Damla Orucu Bozar mı? – 00:24:45
Göze Damlatılan Damla Orucu Bozmaz – 00:25:55
Oruçta İğne Çeşitlerine Göre Bozulup Bozulmaması – 00:26:37
Merhem Sürmek Orucu Bozmaz – 00:27:30
Hacamat Yapmak Orucu Bozmaz – 00:27:53
Diyalize Mahkum Hastanın Orucu – 00:29:00
Kusmanın Oruca Zararı Varmı? – 00:30:00
Diş Çektirdikten Sonra Akan Kanın Zararı Yoktur – 00:30:57
Yaşlı Biri Oruç Tutmayıp Fidye Vermelidir – 00:32:00
Yaşlı Kişi Oruç Tutmaması Gerekirken Tutmaya Kalkarsa Orucu Kabul Olur – 00:32:40
Fidye Verilince Sıkıntıya Düşülecekse Verilmeyebilir – 00:34:55
Ramazanın Başında Fidye Toplu Olarak Verilir mi? – 00:35:48
Oruç Tutamayan Tutamadıklarını Başkasına Veremez – 00:36:27
Kadın Hamile İken Kanaması Varsa Orucu Caizdir – 00:37:30
Üniveriste İmtihanından Dolayı Orucumu Bozabilir miyim? – 00:38:18
Oruçlu İken Aybaşı Olmadığı Halde Sürekli Sıvı Gelmesi Durumu – 00:38:48
Yemek Üzerine Tedavi Olan Hastaların Orucu – 00:39:12
Bayılmanın Oruca Etkisi Var mı? – 00:39:54
Çıplak Gezen Kadının Orucu? – 00:40:24
İstihaze Olan Kadının Orucunu Tutmasında Sakınca Var mı? – 00:41:17

Hiç Kimseye Söylemedim – Mustafa Nazif

20 Haziran 2012 Yazan Cevher

Hiç kimseye Söylemedim

Hiç kimseye söylemedim; 
ihtiyar taşa aşık olduğumu.
Kimin dudağı değse kenarına,
Kıskançlığımın zincir boyu,
Ayaklarıma takıldığını.
Nihayetinde bir takunyaydım,
Sesimden başka neyim ola…

 Hiç kimseye söylemedim;
Çirkin bir yaprağa aşık olduğumu.
Bulutları beklerken göğün mahrem yerinde
Sevgilimin tenine rüzgarların dokunduğunu.
Nihayetinde bir damlaydım,
Pıtırtımdan başka neyim ola…

Hiç kimseye söylemedim;
Eski bir kapıya aşık olduğumu.
Kuş kanadında sakallı adamların gelip,
Bir ekmeği bölerek pirleri gömdüğünü.
Ağzımı açıp "ah mine’l aşk" desem,
Aralıkları kapatıp, kalbime saklandığımı.
Nihayetinde bir kilittim,
Yasaklarımdan başka neyim ola…

Hiç kimseye söylemedim;
Bir adım ötedeki denize aşık olduğumu.
Uçanların gagasından ağıtlarımın döküldüğünü.
Bir yudum içmek için gönlünden
Uzayan köklerime, ömrümü verdiğimi.
Nihayetinde çıplak bir ağaçtım,
Yalnızığımdan başka neyim ola…

Hiç kimseye söylemedim;
Yarattığım çukura aşık olduğumu.
Yükseldikçe derinleşen benliğime,
Basamaklar ördüğümü kendimden.
Nihayetinde bir boşluktum,
Düşüşümden başka neyim ola…

Hiç kimseye söylemedim;
Duvarıma nakşedilen "vav"a aşık olduğumu
Kuyruğunda sabır çekerken
Alnımı nazif duygulara koyduğumu
Nihayetinde bir insandım,
Tanrımdan başka neyim ola…

Hiç kimseye söylemedim;
Irak yalnızlıklarda kaybolurken gece gündüz.
Bir şehre nasıl sokak sokak benzediğimi.
Sokaklarımda târumar kalabalık,
İnsanların bir telaş içinde koşturduğunu.
Nihayetinde bir şehirdim,
İnsan’larımdan başka neyim ola…

Hiç kimseye söylemedim;
Derin bir arzu’yla bağlandığımı hayata.
Aşk’ın kuyusunda kaybolurken,
Nasıl da hayat bulduğumu ölüp-dirilirken…
Nihayetinde bir şairdim;
Kelimelerimden başka neyim ola…

Hiç kimseye söylemedim;
Nasıl da ağladığımı geceler boyu.
Arzu hâl’in nasıl da bu kadar vurduğunu.
Bir kaç resim birkaç sözdü oysa, 
âh keşke hepsi sadece bu olsa;
Cân’ımdan başka neyim ola…

Adının yanına adımı yazıyorum;
Bitmemiş bir şarkı gibi öylesine sonsuz.
Kaç mevsim beklenirken sen,
Beşinci mevsimi yaşamaktadır gönül.
Kalbimi, kalbinin yanına koyuyorum.
Senden başka neyim ola…

Mustafa Nazif

Fon Müzik: Hilmi YARAYICI & Erdal GÜNEY – Unutulmayanlar – Veda | Alternatif

Kadir YEŞİL – Hiç Kimseye Söylemedim – Mustafa Nazif | Alternatif


Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine ait olup sahibi istemediği takdirde yayından kaldırılır.
Kaynak belirterek alıntı yapabilirsiniz.
Tarım ve köy işleri bakanlığınca onaylanmış uyku ilaci olan Shiffa Home sizi mışıl mışıl uyutur.
Hac ve Umre yolculuğunuzu Ummet Turizm ile en uygun fiyata ayrıcalıklı olarak yapabilirsiniz.

Siir Fm | Fon Müzikleri | Bedirhan Gökçe | Kahraman Tazeoğlu | Şiir BUL | Sitemap
Copyright © 2007 - 2014 SiirFm.COM