Topal Sevda – Yusuf HAYALOĞLU
04 Mart 2010 Yazan: Cevher 

Dün sahilde karşılaştık.
Bir an gözüm ısırdı,
Sonra birden tanıdım.
Düşmemek için zor tuttum kendimi
Bacaklarım titredi,
Bir ağaca yaslandım.
Yırtılan bir mektup gibi,
Sisli hatıraların gerisinden bakıyordu.
Eski bir sevdanın
Durulmamış nehirleri,
Çırpınarak yüreğime akıyordu.
Hatırladığım,
Bir sonbahar günüydü,
Karşımızdaki yeni eve taşındılar.
Bütün gün bakışıp duruyorduk.
Gözleri
Gözleri sanki birer kurşundular!
O zamanlar ben,
Zıpkın gibi bir çocuktum,
Liseye yeni başlamıştım.
Onun, saçlarını geriye savurup
Çapkınca gülümsemesinden hoşlanmıştım.
Ne zaman cama çıksam, karşı balkonda
Itırlı bir çiçek gibi tütüyordu
Ne zaman buluşalım, desem,
Olmaz, diyordu.
Mektuplaşmak ona yetiyordu.
Bir Temmuz akşamıydı,
Unutmam
Yazlık sinema daha yeni dağılmıştı,
Bahçe kapısında sıkıştırıp öpmüştüm,
İçeri kaçıp saatlerce ağlamıştı.
Sonraları çok konuştuk, gezdik.
Bazen ağlaşıp bazen de gülüştük.
Çılgın gibiydik,
her firsatta buluştuk.
Uluorta öpüştük, herkesin diline düştük.
Ailesi baş edemedi,
Mersin’deki halasına göderdi.
Hiç arayıp sormadım.
Ben o sıralar eylemci oldum;
Mahalleden ayrılıp
Yıllarca eve de uğramadım.
Dünyam değişmişti artık
Memleketin gidişatını
Hiç mi hiç beğenmiyordum.
Forumlara, yürüyüşlere katılıyor,
Durmadan şiir okuyup,
Ajitasyon çekiyordum.
Ah o gençlik rüzgarı, ah
Ezilen insanları, tek başıma
Kurtaracağımı sandım
Anarşik bir eylem sırasında,
Seken kurşunlarla
Bacağımdan yaralandım.
Ameliyatın ardından
Yıllarca yattım içerde
Dosyam bir hayli kabarmıştı.
Beni, o nemli koğuşlarda,
Vefakar anamdan başka
Hiç kimse aramamıştı
İçerden çıkınca, onu sordum,
Bir astsubayla evlenip buradan gitmişti.
Oysa, kibrit ağusuyla
Koluma dağladığım ismi,
Hala silinmemişti
Hayat devam ediyordu
İçkiye vurmuştum,
Unutmayı deniyordum.
Pencerenin öünde,
Kuruyan bir çiçek gibi
Günden güne tükeniyordum
Anam çökmüştü artık,
Ölmeden mürüvvet istiyordu
Bazen oturup dertleşirdik.
Kimsesiz bir kadın varmış, körmüş,
Olur, demiş.
Ben de fazla uzatmadım, evlendik.
Geçmişe ait ne varsa,
Mektuptu, resimdi;
Bir-bir ayırıp yaktım ateşte.
Nasıl gittiğini sorarsanız,
Ne bileyim,
Kör-topal gidiyor işte
Ne var ki, o hırçın saçları
Hep yüzüme savruluyor,
Balkona her baktığımda.
Pişmanlık, bir eski yara gibi
Hala kımıldayıp duruyor
Onu hatırladığımda.
Biliyorum, onunla olsaydım
Böyle kavga edip durmazdım yüreğimle.
Biliyorum, bu sevdayı ben yıktım,
Ben öldürdüm
Bu hoyrat ellerimle!
Dün, sahilde karşılaştık.
Bir an boş bulundum,
Sendeler gibi oldum.
Öyle bir baktı ki,
Ben o gözlerde
Bir ömrün bütün acılarını buldum
Bir şeyler söylemek ister gibiydi.
Başını eğip gitti, çocuklarının yanına
Nedendir bilmiyorum, fakat
Girmek istemedi sanki,
Kocasının koluna
Ardından koşup durduramadım,
Ona soramadım.
Öylece donakaldım
Çünkü o anarşik eylemden beri
Ben artık
Değnekli bir topaldım!
Bedirhan Gökçe – Topal Sevda – Yusuf Hayaloğlu – indir | Alternatif
Yusuf HAYALOĞLU – Ah Ulan Rıza – Topal Sevda – indir | Alternatif
Popularity: 1% [?]


lik kırık be abi şuna bi ayar çekermisin rica ediyorum,bir topal olarak çokmu şey istiyorum bilmem ama bu şiir olmadan olmaz cevher…
sağolasın güzel kardeşim ALLAH eksikliğini göstermesin.bu duyarlılıgın ıcın sana bır kat daha saygım arttı eyvallah…
Sevgi, saygı bizden değerli kardeşim.
Hoşnut olduysanız nemutlu bize.
Sağlıcakla kalın, Selametle…
bu şiir 12 eylül gençliğinin çilesini ve gençliğe nasıl yazık edildiğini anlatıyor
5-10 yıl sevdiğini beklerken solan hayatları unutmak mümkün değil “kırılan güller”